|
Yüzünde tüylenme var ama adet görmedi CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : 18 yaşında adet olmaya başlayan genç kızlar vardır. Ama genelde bu yaşta hâlâ adetler başlamamışsa bir sorun olduğu düşünülebilir. Bunun anlaşılması da ancak muayene ve sonra istenecek test sonuçlarını değerlendirmekle mümkün. Adet olmamanın pek çok nedeni var. Öncelikle anatomik bozukluklar düşünülmeli. Mesela rahmi olmayan veya rahim, yumurtalığı olmayan biri adet göremez. Bazen kızlık zarı tam kapalı olur ve aslında adet kanaması olduğu halde bu dışarı akamaz, vajina ve rahim içinde birikebilir. Rahim ve vajina bazen koskoca bir kist şeklini alır. Bunun dışında çeşitli hormonal bozukluklar nedeniyle de adet kanaması başlamamış olabilir. Bunların hepsi yapılacak muayene ve istenecek testler sonucunda anlaşılabilecek şeyler. Vajinamın iç dudakları çok büyük ve sarkık Cevap Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : Dış genital organlardaki şekil bozukluğunu öncelikle doktor değerlendirmeli. Birçok kere yaşadığımız gibi yeterli bilgi sahibi olmayan biri kendisinin normal olmadığı düşüncesine kapılarak müracaat etmiş ve doktor gözü ile ortada hiçbir sorunun olmadığı görülmüştür. Eğer hakikaten normalden çok farklı bir durum varsa, o zaman cerrahi bir müdahale gerekli olabilir. Labium Majüs denen dış dudaklar operasyonla küçültülebilir ve bunun hastaya ileriki hayatında hemen hiçbir kötü etkisi olmaz. Ara kanamalarım memedeki myom yüzünden mi? - Adet Dönemi Egzersizleri - Adet Sancılarına Karşı Doğal Kür Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu - Adet Düzensizliğine Karşı Bitkisel Kür Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu - Adet Döneminde Beslenme - Kürtaj Sonrası Adet Sorunu Prof.Dr. Derin Kösebay - Genç Kızlarda Adet Gecikmesinin Nedenleri Prof.Dr. Derin Kösebay - Adetlerim Düzensiz Çocuğum Olur mu? Prof.Dr. Derin Kösebay - Adet Düzensizliği ve Kistler Prof.Dr. Derin Kösebay - Adet Düzensizliği ve Aşırı Kanama Prof. Dr. Ergin Bengisu - Adet Ağrıları Şiddetliyse Dikkat Op.Dr. Osman Denizhan Özgün - Adet Siklusu (Döngüsü) Op.Dr. Alper Mumcu Prof.Dr. Derin KÖSEBAY ![]() Sorularınız İçin : derin.kosebay@memorial.com.tr » Rahimde Küçülmeyen Kist » Anne Olmak Hayal Değil » Vajinal Akıntı Şikayetleri » Korunmak Yumurtalıkları Tembelleştirir mi? » Klamidya Nedir? Belirtileri Nelerdir? » Doğum Kontrol Hapı Ne Kadar Kullanılmalı? » Rahim Ağzı Kanser Aşısı » Memeler Kontrol Edilmeli » Doğum Şekli Nasıl Olmalı? » Rahim Alınması Cinsel Hayatı Bitirmez » Kürtaj Hamile Kalmayı Zorlaştırır. » Her İlişkiden Sonra Kan Geliyor » Kisti Aldırmadan Kurtulamazmıyım » Serviks Kanseri » Neden Gebe Kalamıyorum? » Genç Kızlarda Adet Gecikmesi » Kürtaj Sonrası Adet Sorunu » Gebelik İöin Ne Kadar Süre Gerekli » Menopozda Kanama Varsa » Çikolasta Kisti için Ameliyar Şart » Sarkom Tedavisi |
Hipertansiyon tedavisi eşittir diyetHipertansiyon hastaları artıyor. Bu önemli bir gelişme çünkü bu insanlarda kalp hastalıkları ve felçler sık görülüyor. Hipertansiyonlu insanların neden çoğaldığı sorusunun yanıtı basit: Kilo probleminin yaygınlaşması, beslenme alışkanlıklarının değişip tuz tüketiminin artması, hiperinsülinemi ve damar sertliği gibi problemlerin eskisine oranla daha sık görülmesi başlıca etkenler. Bir nokta daha var: Yaşlandıkça hipertansiyona yakalanma ihtimali artıyor. Ortalama yaşam süresindeki uzama göz önüne alınırsa hipertansiyonluların sayısı önümüzdeki dönemde daha da çoğalacak. Patates kızartması neden sevilir Ayak mantarından kurtulmanın çaresi yok mu Ayağın mantar enfeksiyonu (Tinea Pedis) en sık görülen mantar hastalığıdır. Nedeni de ayağın terlemesinden kaynaklanan nemli ortamın mantarların parmaklar arasında çoğalıp büyümesini kolaylaştırmasıdır. Aynı neden (yani nem faktörü) tedaviyi de güçleştirir. Hastalığın sık nüksetmesinin nedeni de yine aynı sorun. Bu enfeksiyonların tedavisinde yapılan temel hatalar ayak hijyeninin iyileştirilmemesi, nem azaltıcı önlemlerin alınmaması ve tedavinin kısa bir süre sonra sonlandırılmasıdır. Aslında bu basit enfeksiyonları tedavi edebilecek çok güçlü ilaçlara sahibiz. Önemli olan bu ilaçların bir uzman tarafından düzenlenmesi ve tekrarların sıklığı göz önüne alınarak tedavinin vaktinden önce kesilmemesidir. Ayrıca ayaklardaki ve ayakkabıdaki nem oranının azaltılması da ihmal edilmemesi gereken bir faktör. Plastik eşyalardaki tehlike: Bisfenol-A Fransa’da yapılan yeni bir çalışmada bir kimyasalla ilgili önemli bulgulara ulaşıldı. Bisfenol-A diye bilinen bu kimyasalın en çok kullanıldığı malzemeler su damacanaları ve sert plastik bardaklar. Daha da önemlisi aynı madde bebekleri beslemede kullandığımız plastik biberonlarda da var. Son yapılan araştırmada Bisfenol-A’nın yalnızca bize değil, bağırsaklarımızda yaşayan faydalı bakterilere, yani probiyotik mikroorganizmalara da zarar verebileceği anlaşıldı. Bu araştırmaların insanlarda değil, farelerde yapıldığını hatırlatalım. Bununla birlikte çoğu zararlı kimyasalın etkilerinin önce hayvan deneyleri sayesinde anlaşıldığını da unutmayalım. Bisfenol-A BPA kısa adıyla da tanınıyor. Bisfenol-A/BPA içeren ürünleri kullanmamakta yarar var. Stres hipertansiyon yapar mı Gergin, öfkeli, çabuk parlayan ve işine fazla zaman ayıran “işkolik” kişilerde hipertansiyona yakalanma olasılığının beklenenden yüksek olduğu kabul ediliyor. Bu kişilerde “sempatik uyarılma veya hiperaktivite” kan basıncını yükseltiyor. Bu kişilerde adrenalin salgısı yüksek de olabiliyor. Başlangıçta sadece yoğun stres yaşanan dönemlerde ortaya çıkan kısa süreli hipertansiyon atakları zamanla kalıcı bir hipertansiyona dönüşebiliyor. Eğer bir kişide “endişe, kızgınlık veya öfkeyle taşikardi atakları ortaya çıkıyorsa” (yani dinlenme sırasındaki normal nabız sayısı stres dönemindeki sempatik sinir sistemi hiperaktivitesi sebebiyle çok fazla artıyorsa) bu o kişide daha sonra hipertansiyonun gelişebileceğine işaret edebiliyor. Kısacası stresle hipertansiyon arasında yakın bir ilişki var ve stres yönetimi hipertansiyonla mücadelenin köşe taşlarından biri. İşkolikler ve öfke severlere duyurulur... ![]() İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL Tel:(212) 236 73 00 Faks:(212) 236 57 75 Son Yazılar : * İnsulin Direnci Nedir? * Kahvaltı mı Akşam Yemeği mi? * Kırışıklık Kürü * Neden Kilo Veremiyorum? * Paket Diyet Gerçeği * Karalahana Guatr Yapar mı? * Karaciğer Yağlanması ve Tedavisi |
|
Ünlü TV yıldızı Audrina Patridge, oynadığı hamburger reklamıyla ortalığı karıştırdı. Ünlü yıldız sahilde bikinisiyle güneşlenirken çantasından dev bir hamburger çıkartıyor ve son derece iştahlı hareketlerle yiyor.
Formda kalmak için bir kalorinin bile hesabını yapanların ve sıkı rejim içinde olanları baştan çıkartacağa benziyor. Sanırım bir kereden bir şey olmaz diyeceğiz gene :) |
Saç Dökülmelerine Karşı Saç Bakım KürüEbru ŞALLI'dan Saç Dökülmelerini durduran saç bakım kürü 2 Yemek Kaşığı Arı Poleni Hazırlanışı : Kullanılışı : Temiz saçlarınıza hazırladığınız karışımı saç diplerinden başlayarak uçlarına doğru yedirerek uygulayın.Uygulamadan sonra tercihen streç ile sararaç 30 dakika bekletilir. Haftada bir veya 2 defa uygulanabilir ve üç ay düzenli kullanım önerilir.
* Yorgun Ayakların İçin Defne Maskesi * Hamilelikte Çatlak Giderici Video * Ebru ŞALLI Foto Galeri * Cilt Nemlendiren Pratik Maske Video * Metabolizma Hızlandıran Bitkisel Çay Video * Bademli Leke Maskesi Video * Ebrunun Güzellik Sırları Video * Yağlı Ciltler İçin Elma Maskesi Video * Saç Bakım Kürü Video |
Yüksek kolesterol ve şeker hastaları PIRASA yemeli...Pırasa, Latince bilimsel adıyla allium porrum, kış mevsimde sık olarak tükettiğimiz sebzelerden biri. Soğan (allium cepa) ve sarımsak (allium sativum) ile aynı bitki ailesinden olmasına karşılık sağlık için yararları daha az bilinmekte. Daha doğrusu, sağlığımız için yararlı olduğunu bildiğimiz halde, üzerinde yürütülen deneysel çalışma sayısı soğan ve bilhassa sarmısak gibi akrabalarına oranla çok daha az. Geçen yıl yazdığım bir yazıda pırasanın farelerde kan şekerini belirgin bir şekilde düşürdüğünü ortaya koyan bir deneysel çalışmadan bahsetmiştim. Deney hayvanlarına iki hafta süreyle pırasa özütü uygulandığında bu etkinin şeker hastalarının kullandığı kimyasal ilaçlar (glibenklamid grubu) kadar kuvvetli olduğu bildirilmişti. Üç ay sonunda yapılan ölçümlerde pırasa özütü verilen tavşanlardan alınan kan örneklerinde yapılan ölçümlerde, pırasa özütü verilmeyen ama yüksek kolesterol diyeti ile beslenenlere oranla total kolesterol, LDL ve VLDL gibi kötü kolesterol değerlerinde belirgin bir azalma, buna karşılık iyi huylu (HDL) kolesterol değerlerinde ise artış sağlandığı görülmüş. EN AZ SOĞAN KADAR ETKİLİ Pırasanın etkisi uygulanan pırasa özütü miktarı arttıkça kuvvetlenerek yüksek pırasa özütü verilenlerin total kolesterol ve LDL- ve VLDL-kolesterol düzeylerinde yüzde 80’leri bulmaktadır. Bu hiç de küçümsenmeyecek bir yarar. Araştırıcıların yaptığı değerlendirmede damar sertliği (ateroskleroz) oluşumu riskinin düşük miktar özüt verilenlerde yüzde 47, yüksek miktarda özüt verilenlerde ise yüzde 86 civarında azaltılabileceği bildirilmektedir. Pırasanın yararlarının akrabaları soğan ve sarmısaktan daha az olduğu söylenemez. Yeni yayınlanan ve deneysel bulguların değerlendirildiği bir inceleme yazısında (Current Urology Reports), soğan, sarmısak ile birlikte pırasanın da prostat kanserinden korunmak amacıyla sık kullanılmasının yararlı olabileceği ifade ediliyor. Pırasanın yüksek kolesterol ya da şekeri düşürmek veya kanserden korunmak için yararları uzun süreli kullanıldığında ortaya çıkabildiği görülüyor. Diğer taraftan, yüksek kolesterolü düşürmek için sulu alkollü özütü, yüksek kan şekerini düşürmek için ise sulu özütünün etkili olduğu tespit edilmiş. Dolayısıyla, pırasanın etkisinin farklı bileşenlerine bağlı olduğu düşünülebilir; flavonoitleri ve kükürtlü bileşenleri vd. Bilindiği üzere soğan, sarmısak ve lahana, brokkoli gibi kükürtlü bileşenler bakımından zengin sebzelerin kanserlerde koruyucu etkisi bulunduğu deneysel olarak ortaya konulmuştur. Muhtemelen pırasanın da bu tip bileşenlerinin etkili olabileceği düşünülebilir. UZUN SÜRE KULLANILMALI Kükürtlü bileşiklerin etkisini göstermesi için enzim ile etkili bileşenlerine dönüşmesi önemlidir. Bu bakımdan kükürtlü bileşenler bakımından zengin gıdaların ateş üzerinde pişirilmesi onların etkisini kaybetmesine yol açabilir. Benim önerim pırasanın parçalandıktan sonra buharlı pişiricilerde kısa süre pişirilmesi ve tüketilmesi. Ancak bahsettiğimiz yararlarını göstermesi için her gün pırasa yemek de sanırım pek mümkün değil! Bence pırasayı bıktırmayacak bir sıklıkta tüketmek en akılcı yaklaşım. Benzer Yazılar : - HDL Kolestrolünüz Düşük mü? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu - Suda Bekletilen Ceviz Kolestrol Düşürür mü? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu - Kolestrol İlaçlarına Ne Zaman Başlanmalı? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu - Kolestrol Nedir? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu - Kolestrol Hakkında Merak Edilenler Prof.Dr. Osman Müftüoğlu - Menepoz Kolestrolü Yükseltir mi? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu - Kolestrol Neden Yükselir? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu - Kolestrol İlaçları Tehlikeli mi? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu - Şişmanlık ve Kolestrol İlişkisi Prof.Dr. Osman Müftüoğlu - Çocuklarda Kolestrol Doç. Dr. Murat Baş - Yüksek Tansiyon ve Kolestrol için Zeytin Yaprağı Prof.Dr. Erdem Yeşilada - Yüksek Koletrol ve Şekere Karşı Pırasa Prof.Dr. Erdem Yeşilada - Ceviz Kolestolü Düşürür mü? Prof.Dr. Erdem Yeşilada - Badem ile Kolestrol Kontrolü Prof.Dr. Erdem Yeşilada - Kolestrolü Düşüren Tarifler Dr. Gürkan Kubilay - Kolestrol ve Kemik Erimesine Karşı Kür Op.Dr. Feridun Kunak - Tansiyon ve Kolestrol için Kür Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu - Kolestrole Karşı Tarçınlı Limon Suna Dumankaya - Yüksek Kolestrolün Etkileri Uz.Dr. Deniz Şener Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA Sorularınız İçin : eyesilada@yeditepe.edu.tr * Metabolik Sendrom ve Bitkisel Çözümler * Sonbahar İçin Bitkisel Çaylar * Eklem Kireçlenmesinde Beslenme * Nanoteknoloji Zararlı mı? * Çay Algılamayı Etkiliyor * Kahve Tansiyonu Yükseltir mi? * Hamilelikte Çemen Tohumu Kullanımı * Tip 2 Diyabetin İlacı Çemen Otu Tohumu * Safranın Kısırlık Üzerine Etkisi * Tarçın Alzheimer'den Korur mu? * Spor ve Diyet Yapmadan Zayıflanır mı? * Ortalama Yaşam Süresi Nasıl Uzuyor? * Mate Çayı Zayıflatır mı? * Eklem Kireçlenmesinde Glukozamin Kullanımı * Şerbetçi otu Sinirsel Uykusuzluğun İlacı * Zayıflama ilaçları ile Gelen Ölümler * Altın Çilek Efsanesi * Hamilelikte Hangi Bitkisel İlaçlar Kullanılabilir? * Hamilelikte Bitkisel İlaç Kullanımı * Alzheimer ve Demansı Önlemek için * Şeker Hastaları İçin Muhteşem Üçlü * Bitkilerin İlaç Haline Gelmesi Zararlı mı? * Doğru Bitkisel Tedavi Nasıl Olmalı? * İdrar Yolu Enfeksiyonu için Kranberi * Damar Sertliğine Karşı Siyah Çikolata * Ekinezya Tablet Kullanmayın * Meyve ve Sebze Kanserden Korur mu? * Yüksek Tansiyon ve Kolestrol içn Zeytinyaprağı * Menopozdaki Kadınları Sarı Kantaron Kurtarıyor * Sarı Kantaron ve Yaraları İyileştirme Gücü Tüm Yazıları... |
|
Almanya'da Tamiflu'ya Dayanıklı İlk Vaka Almanya'da Domuz Gribinin tedavisinde kullanılan Tamiflu adlı ilaca yanıt vermeyen ilk Domuz Gribi vakası tespit edildi. Münster Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamaya göre, "Virüs ilaca dirençli hale geldi". Münster Üniversitesi Hastanesi Mikrobiyoloji Enstitüsü Başkanı Georg Peters, "Domuz Gribi teşhisiyle hastaneye kaldırılan bir hastaya uygulanan terapi kapsamında hastaya verilen Tamiflu ilacının hiçbir etki yaratmadığının belirlendiğini" söyledi. Yapılan açıklamada Tamiflu'nun herhangi bir etkiye sebep olmamasının, virüsün ilaca karşı dayanıklılık kazandığının bir işareti olduğu belirtildi. Söz konusu hasta Tamiflu ile tedavisi öncesi ve süresince gözlem altında tutularak, hastalığın seyri incelendi. Mikrobiyoloji uzmanı Georg Peters, "inceleme sonucunda virüsün, şu an eldeki az sayıdaki Domuz Gribi tedavisi için kullanılan ilaçlara kısa sürede dirençli hale geldiğini" tespit ettiklerini belirtti. "Aşı en iyi korunma yöntemi" Münster Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Norbert Roeder de son araştırma sonuçları ışığında Domuz Gribi tedavisinde gündeme gelen ilaçların dikkatli şekilde kullanılması gerektiğini belirtti. Roeder, Tamiflu adlı ilacın sadece A tipi H1N1'in (Domuz Gribi) tespit edildiği kronik hastalarda kullanılması gerektiğini vurguladı. Norbert Roeder, "En başından beri belirttiğimiz gibi, Domuz Gribi aşısı hastalığa karşı en etkili korunma yöntemidir" diye konuştu. Münster hastanesi uzmanları, Almanya'da çoğunluğun henüz Domuz Gribine yakalanmadığını belirterek, bu yüzden "henüz virüs bulaşmamış kişilerin aşı yaptırmalarının doğru bir yöntem olacağını" vurguluyor. Uzmanlara göre, söz konusu virüsün gelecekte nasıl bir değişim göstereceği henüz bilinmiyor. Tamiflu' ya direnç gösteren domuz gribi vakalrı daha önce de Japonya, Danimarka ve ABD'de rapor edilmişti. |
|
Suna Dumankaya' dan hayatınızı kolaylaştıracak doğal formüller
Kolesterol İçin Doğal Kürler :Malzemeler :1 küçük kase yulaf 4 parça ceviz 1 çorba kaşığı bal yada pekmez 1 çay kaşığı light süt Hazırlanışı : Malzemelerde elde edilen karışım sabahları yenir. Malzemeler : 1 demet maydanoz 1 adet limon Hazırlanışı : Maydanoz ve limon blendırdan geçirildikten sonra elde edilen su taze olarak içilir. Malzemeler : 500 gr. kuru börülce 1 orta boy kırmızı soğan 2 çorba kaşığı elma sirkesi 2 çorba kaşığı ayçiçek yağı Yarım demet dereotu Hazırlanışı : Börülce haşlanır. Soğan ince ince doğrandıktan sonra üzerinde zeytinyağı, elma sirkesi ve dereotu serpiştirilir ve gün içinde taze olarak tüketilir. Böbrekler İçin Çay :Malzemeler :5 gr mısır püskülü 5 gr kayın ağacı yaprağı 5 gr yaban mersini 5 gr maydanoz 5 gr. rezene Hazırlanışı : Malzemeler çay gibi demlenip içilir ve gün içinde tüketilir.
Hemoroid için doğal kürler :Malzemeler : Malzemeler : Hassas Diş Etleri İçin : Malzemeler :
1 tutam maydanoz 1 tutam dereotu 6 damla limon yağı 1 bardak beyaz şarap Hazırlanışı : 1 bardak beyaz şarabın içinde maydanoz ve dereotu kısık ateşte 20 dakika kaynatılır ve süzülür. Cam bir şişeye alındıktan sonra 6 damla limon yağı damlatılır. Diş fırçasına batırılarak dişetleri ovulur. Bağışıklık Sistemini Güçlemdirici Doğal Destekler : Malzemeler : Malzemeler : Malzemeler : Karaciğer Güçlendirici Formül Malzemeler : Hazırlanışı : Bira mayası ve glikoz karıştırılır ve günlük bir çay kaşığı yenir. Devamı |