Ana Sayfa

Sağlık
Reklam
Loading
Ana Sayfa - Arşiv - 2009
Arşiv - 2009

Yüzünde tüylenme var ama adet görmedi

Kızım ekimin 25'inde 18 yaşına girdi. Ancak sorunumuz büyük, hâlâ adet görmedi. Yüzünde tüylenmeler oldu. Sizce ne yapmak gerekir?

CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : 18 yaşında adet olmaya başlayan genç kızlar vardır. Ama genelde bu yaşta hâlâ adetler başlamamışsa bir sorun olduğu düşünülebilir. Bunun anlaşılması da ancak muayene ve sonra istenecek test sonuçlarını değerlendirmekle mümkün. Adet olmamanın pek çok nedeni var. Öncelikle anatomik bozukluklar düşünülmeli. Mesela rahmi olmayan veya rahim, yumurtalığı olmayan biri adet göremez. Bazen kızlık zarı tam kapalı olur ve aslında adet kanaması olduğu halde bu dışarı akamaz, vajina ve rahim içinde birikebilir. Rahim ve vajina bazen koskoca bir kist şeklini alır. Bunun dışında çeşitli hormonal bozukluklar nedeniyle de adet kanaması başlamamış olabilir. Bunların hepsi yapılacak muayene ve istenecek testler sonucunda anlaşılabilecek şeyler.

Vajinamın iç dudakları çok büyük ve sarkık

Vajinamın iç dudaklarım büyük ve sarkık. Bekarım, ileride görsel açıdan sorun yaratacağını biliyorum. Estetik yaptırmak istiyorum ama klitorise ameliyatta zarar verildiğini ve klitoral orgazmı azalttığını duydum. Sizce doğru mu? Ne olur "Yaptırma" demeyin. Ama klitorise zararlıysa yaptırmam.

Cevap Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : Dış genital organlardaki şekil bozukluğunu öncelikle doktor değerlendirmeli. Birçok kere yaşadığımız gibi yeterli bilgi sahibi olmayan biri kendisinin normal olmadığı düşüncesine kapılarak müracaat etmiş ve doktor gözü ile ortada hiçbir sorunun olmadığı görülmüştür. Eğer hakikaten normalden çok farklı bir durum varsa, o zaman cerrahi bir müdahale gerekli olabilir. Labium Majüs denen dış dudaklar operasyonla küçültülebilir ve bunun hastaya ileriki hayatında hemen hiçbir kötü etkisi olmaz.

Ara kanamalarım memedeki myom yüzünden mi?
35 yaşında, 19 senelik evli bir kadınım. 2 çocuk annesiyim. Mamografi çektirdim ve benim iki memede de birkaç tane myom görüldü. En büyüğü 6 mm çıktı. Sonucu genel cerraha gösterdim, "3 ay bekle, tekrar bakalım" dedi ve ilaç veya başka bir şey önermedi. Ara kanamalarım olduğunu söyledim. "Bu normal, myomdan çok rahatsızsan bir kadın doğuma uzmanına git istersen" dedi. Bu normal mi?

Cevap Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : Meme kadınlar için çok önemli bir organ. Dış görünüşü estetik açıdan tamamlayan kadın figürünün çok önemli bir parçası ama hastalıkları da aynı oranda çarpıcı... 8 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanseri ile tanışıyor. Meme kanserinin erken tanısında mamografi denen radyolojik inceleme son derece önemli. Bu inceleme ile çok ufak tümörlere bile tanı koymak mümkün. Pek çok kadının memesinde ufak kistler olabildiği gibi fibroadenom denen iyi huylu kitleler de olabiliyor. Memede her görülen kitle veya kist ameliyatla almaya kalkılsa memede pek çok ameliyat izi olacak ve bunlar mamografide ciddi bir hastalığın teşhisini güçlendirecektir. Bu nedenle çok gerekmedikçe, memedeki ufak kitleler ameliyat edilmez, ancak izlenir. Doktorunuz da bu nedenle 3 ay sonra tekrar muayene olmanızı söylemiş. Düzensiz kanamalarınıza gelince; mutlaka bir kadın doğum uzmanına muayene olun. Memedeki problem ile düzensiz kanamalar apayrı şeyler.

- Adet Sürerisini Kısaltmak Dr. Metin Okucu
-
Adet Dönemi Egzersizleri
-
Adet Sancılarına Karşı Doğal Kür Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu
-
Adet Düzensizliğine Karşı Bitkisel Kür Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu
-
Adet Döneminde Beslenme
-
Kürtaj Sonrası Adet Sorunu Prof.Dr. Derin Kösebay
-
Genç Kızlarda Adet Gecikmesinin Nedenleri Prof.Dr. Derin Kösebay
-
Adetlerim Düzensiz Çocuğum Olur mu? Prof.Dr. Derin Kösebay
-
Adet Düzensizliği ve Kistler Prof.Dr. Derin Kösebay
-
Adet Düzensizliği ve Aşırı Kanama Prof. Dr. Ergin Bengisu
-
Adet Ağrıları Şiddetliyse Dikkat Op.Dr. Osman Denizhan Özgün
-
Adet Siklusu (Döngüsü) Op.Dr. Alper Mumcu

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY Derin KÖSEBAY
Sorularınız İçin : derin.kosebay@memorial.com.tr 

» Rahimde Küçülmeyen Kist
» Anne Olmak Hayal Değil
» Vajinal Akıntı Şikayetleri
» Korunmak Yumurtalıkları Tembelleştirir mi?
» Klamidya Nedir? Belirtileri Nelerdir?
» Doğum Kontrol Hapı Ne Kadar Kullanılmalı?
» Rahim Ağzı Kanser Aşısı
» Memeler Kontrol Edilmeli
» Doğum Şekli Nasıl Olmalı?
» Rahim Alınması Cinsel Hayatı Bitirmez
» Kürtaj Hamile Kalmayı Zorlaştırır.
» Her İlişkiden Sonra Kan Geliyor
» Kisti Aldırmadan Kurtulamazmıyım
» Serviks Kanseri
» Neden Gebe Kalamıyorum?
» Genç Kızlarda Adet Gecikmesi
» Kürtaj Sonrası Adet Sorunu
» Gebelik İöin Ne Kadar Süre Gerekli
» Menopozda Kanama Varsa
» Çikolasta Kisti için Ameliyar Şart
» Sarkom Tedavisi
| Yorumlar (112) | 21.12.2009 | Derin KÖSEBAY  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Hipertansiyon tedavisi eşittir diyet

Hipertansiyon hastaları artıyor. Bu önemli bir gelişme çünkü bu insanlarda kalp hastalıkları ve felçler sık görülüyor.
Hipertansiyon tedavisi eşittir diyet Osman MüftüoğluKalp krizleri daha tehlikeli, inmeler ağır seyir ediyor. Ayrıca ileri yaştaki körlük ve görme kayıplarının çoğu hipertansiyonla ilişkili. Yetmedi! Uzmanlar ilerlemiş böbrek yetmezliğinin önemli sebeplerinden biri olarak da hipertansiyonu gösteriyor.

Hipertansiyonlu insanların neden çoğaldığı sorusunun yanıtı basit: Kilo probleminin yaygınlaşması, beslenme alışkanlıklarının değişip tuz tüketiminin artması, hiperinsülinemi ve damar sertliği gibi problemlerin eskisine oranla daha sık görülmesi başlıca etkenler. Bir nokta daha var: Yaşlandıkça hipertansiyona yakalanma ihtimali artıyor. Ortalama yaşam süresindeki uzama göz önüne alınırsa hipertansiyonluların sayısı önümüzdeki dönemde daha da çoğalacak.

Benim üzerinde durmak istediğim şeyse sık yapılan bir hata. Çoğu hekim ve hasta hâlâ çözümün yalnızca ilaçlarda olduğunu sanıyor. Oysa beslenme yanlışları (tuz tüketimi) ve kilo fazlalığına bağlı hipertansiyon probleminin çözümü önce doğru beslenip fazla kiloları vermekten geçiyor. Eğer tuz tüketimi azaltılmaz, şeker, un, nişasta ve fazla kalori kazanımı düşürülmez, fazla kilolar verilmezse sorunu yalnızca ilaçlarla tedavi etmeye kalkmak ya sonuç vermiyor ya da yeterli çözümü üretemiyor. Bu durumda 3-4 ayrı ilacı birlikte de alsanız sorun sürüyor. Kısacası hayat tarzınızı değiştirmeden hipertansiyon tedavisinde başarılı olmanız mümkün değil.

Eğer hipertansiyonunuz varsa (ya da bu problem için aday durumdaysanız) bazı kuralları asla unutmayın, bu kuralları yerine getirmeden problemi yalnızca ilaçlarla çözeceğinizi filan sanmayın: Fazla kilolarınızı verecek, özellikle göbek ve bel çevresi yağları eriteceksiniz. Bel çevrenizi kadınsanız 88, erkekseniz 100 santimin altına indireceksiniz. (Prof.Dr.M.ÖZ Belinizi İnceltmeniz Sırları 1 -2) Düzenli olarak yürümeyi, haftada 2-3 gün egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirecek, iyi uyuyacak, dinlenmeyi ihmal etmeyeceksiniz. Ruhsal durumunuzu gözden geçirecek, eğer problem varsa çözecek, en azından makul düzeylere indireceksiniz. Sofradan tuzu kaldıracak, tuz zengini besinlerden (turşu, salamuralar, mandıra ürünleri gibi) uzak duracaksınız. Daha az yağ ve karbonhidrat (şeker, un, nişasta) tüketmeyi bir rutin haline getireceksiniz. Bu önlemlerin çoğunun bireyde kan basıncını yeniden normale getirdiği, ilaç kullanımını önlediği kesin. Söz konusu önlemlerin en azından sorununuzu daha hafif bir ilaç tedavisiyle çözmenize yardımcı olabileceğini garanti ederim.

Patates kızartması neden sevilir

HipertansiyonÇıtır çıtır kızarmış sıcacık patatesin lezzetine dayanmak zor. Bu direnç noksanlığının nedeni patates değil, yağlı yiyecek tüketmenin hedonik boyutu! Çünkü beslenme uzmanları ve gıda mühendisleri yağların aromatik moleküllere eklediği güçle o yiyeceklerin kıvamı ve tadını artırarak lezzetlerini geliştirdiğini söylüyor. Hangi yaşta olursanız olun fark etmiyor, çocuk, genç ve yaşlıların patates kızartmasını büyük bir zevkle yemelerinin nedeni bu.

Ne var ki kızarmış patates içerdiği yüksek kalori ve pişirme esnasında oluşabilen bazı kimyasallar nedeniyle fazla yendiğinde kalp ve damar hastalıklarıyla bağlantılı olumsuz sonuçlar yaratabiliyor. Kısacası aslında sorun patatesten değil, o eski, bildik yöntemlerle yapılan kızartmalarda patatese eklenen aşırı yağ ve kimyasallardan kaynaklanıyor. Yoksa patates potasyum, magnezyum, demir, B ve C vitaminlerinden zengin yapısı, hazırlanmasındaki kolaylığı ve ucuzluğuyla iyi bir besin. Toplumda patates kızartmasına duyulan bu derin aşkı sağlıklı hale getirmenin yollarını araştıran gıda üreticilerinden biri (Tefal) uzun araştırmalardan sonra çok az yağ kullanarak da lezzetli bir patates kızartması pişirebilmeye imkân sağlayan yeni bir teknoloji üretti ve tüketicilerin kullanımına sundu. Bakalım sırada gıda teknolojisi üreticilerinin başka ne sürprizleri var.


Ayak mantarından kurtulmanın çaresi yok mu

Ayağın mantar enfeksiyonu (Tinea Pedis) en sık görülen mantar hastalığıdır. Nedeni de ayağın terlemesinden kaynaklanan nemli ortamın mantarların parmaklar arasında çoğalıp büyümesini kolaylaştırmasıdır. Aynı neden (yani nem faktörü) tedaviyi de güçleştirir. Hastalığın sık nüksetmesinin nedeni de yine aynı sorun. Bu enfeksiyonların tedavisinde yapılan temel hatalar ayak hijyeninin iyileştirilmemesi, nem azaltıcı önlemlerin alınmaması ve tedavinin kısa bir süre sonra sonlandırılmasıdır. Aslında bu basit enfeksiyonları tedavi edebilecek çok güçlü ilaçlara sahibiz. Önemli olan bu ilaçların bir uzman tarafından düzenlenmesi ve tekrarların sıklığı göz önüne alınarak tedavinin vaktinden önce kesilmemesidir. Ayrıca ayaklardaki ve ayakkabıdaki nem oranının azaltılması da ihmal edilmemesi gereken bir faktör.

Plastik eşyalardaki tehlike: Bisfenol-A

Fransa’da yapılan yeni bir çalışmada bir kimyasalla ilgili önemli bulgulara ulaşıldı. Bisfenol-A diye bilinen bu kimyasalın en çok kullanıldığı malzemeler su damacanaları ve sert plastik bardaklar. Daha da önemlisi aynı madde bebekleri beslemede kullandığımız plastik biberonlarda da var. Son yapılan araştırmada Bisfenol-A’nın yalnızca bize değil, bağırsaklarımızda yaşayan faydalı bakterilere, yani probiyotik mikroorganizmalara da zarar verebileceği anlaşıldı. Bu araştırmaların insanlarda değil, farelerde yapıldığını hatırlatalım. Bununla birlikte çoğu zararlı kimyasalın etkilerinin önce hayvan deneyleri sayesinde anlaşıldığını da unutmayalım. Bisfenol-A BPA kısa adıyla da tanınıyor. Bisfenol-A/BPA içeren ürünleri kullanmamakta yarar var.

Stres hipertansiyon yapar mı

Gergin, öfkeli, çabuk parlayan ve işine fazla zaman ayıran “işkolik” kişilerde hipertansiyona yakalanma olasılığının beklenenden yüksek olduğu kabul ediliyor. Bu kişilerde “sempatik uyarılma veya hiperaktivite” kan basıncını yükseltiyor. Bu kişilerde adrenalin salgısı yüksek de olabiliyor. Başlangıçta sadece yoğun stres yaşanan dönemlerde ortaya çıkan kısa süreli hipertansiyon atakları zamanla kalıcı bir hipertansiyona dönüşebiliyor. Eğer bir kişide “endişe, kızgınlık veya öfkeyle taşikardi atakları ortaya çıkıyorsa” (yani dinlenme sırasındaki normal nabız sayısı stres dönemindeki sempatik sinir sistemi hiperaktivitesi sebebiyle çok fazla artıyorsa) bu o kişide daha sonra hipertansiyonun gelişebileceğine işaret edebiliyor. Kısacası stresle hipertansiyon arasında yakın bir ilişki var ve stres yönetimi hipertansiyonla mücadelenin köşe taşlarından biri. İşkolikler ve öfke severlere duyurulur...

- Gebelikte Yüksek Tansiyona Karşı Prof.Dr. Erdem Yeşilada
-
Çikolata Tansiyonu Düşürüyor
-
Tansiyon ve Kolestrole Karşı Kür Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu
-
Tansiyona Karşı Böcek Tüketimi
-
Tansiyon Sorunu Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Hipertansiyon Tedavisi ve Diyet Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Tansiyon Düşüren Formüller Dr. Ender Saraç
-
Yalancı Hipertansiyona Dikkat Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Tansiyon Hafıza Kaybı Yapıyor
-
Yüksek Tansiyon ve Kolestrol için Zeytin Yaprağı Prof.Dr. Erdem Yeşilada
-
Tansiyonu Düşük Olanlar Daha Şanslı Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Kahve Tansiyonu Yükseltir mi? Prof.Dr. Erdem Yeşilada
-
Tansiyon İlaçları Cinsel Gücü Azaltır mı? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Tansiyonu Yükselten Besinler Dyt.Özlem Sert Aydın
-
Dirençli Tansiyona Çözüm Umudu

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL
Tel:(212) 236 73 00 Faks:(212) 236 57 75




Son Yazılar :
* İnsulin Direnci Nedir?
Kahvaltı mı Akşam Yemeği mi?
* Kırışıklık Kürü
* Neden Kilo Veremiyorum?
* Paket Diyet Gerçeği
* Karalahana Guatr Yapar mı?
* Karaciğer Yağlanması ve Tedavisi
| Yorumlar (1) | 21.12.2009 | Osman Müftüoğlu  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder
Ünlü TV yıldızı Audrina Patridge, oynadığı hamburger reklamıyla ortalığı karıştırdı. Ünlü yıldız sahilde bikinisiyle güneşlenirken çantasından dev bir hamburger çıkartıyor ve son derece iştahlı hareketlerle yiyor.

Formda kalmak için bir kalorinin bile hesabını yapanların ve sıkı rejim içinde olanları baştan çıkartacağa benziyor.

Sanırım bir kereden bir şey olmaz diyeceğiz gene :)

Audrina Patridge
Audrina Patridge
Audrina Patridge



| Yorumlar (2) | 21.12.2009 | Fotoğraf Albümü  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Saç Dökülmelerine Karşı Saç Bakım Kürü

Ebru ŞALLI'dan Saç Dökülmelerini durduran saç bakım kürü

Malzemeler :

2 Yemek Kaşığı Arı Poleni
1 Yemek Kaşığı Susam Yağı
1 Yemek Kaşığı Çörekotu Yağı
4 Yemek Kaşığı Sıcak Su

Hazırlanışı :
Videoyu izleyerek öğrenebilirsiniz.

Kullanılışı :

Temiz saçlarınıza hazırladığınız karışımı saç diplerinden başlayarak uçlarına doğru yedirerek uygulayın.Uygulamadan sonra tercihen streç ile sararaç 30 dakika bekletilir. Haftada bir veya 2 defa uygulanabilir ve üç ay düzenli kullanım önerilir.



Yüksek kolesterol ve şeker hastaları PIRASA yemeli...

Pırasa, Latince bilimsel adıyla allium porrum, kış mevsimde sık olarak tükettiğimiz sebzelerden biri. Soğan (allium cepa) ve sarımsak (allium sativum) ile aynı bitki ailesinden olmasına karşılık sağlık için yararları daha az bilinmekte. Daha doğrusu, sağlığımız için yararlı olduğunu bildiğimiz halde, üzerinde yürütülen deneysel çalışma sayısı soğan ve bilhassa sarmısak gibi akrabalarına oranla çok daha az. Geçen yıl yazdığım bir yazıda pırasanın farelerde kan şekerini belirgin bir şekilde düşürdüğünü ortaya koyan bir deneysel çalışmadan bahsetmiştim. Deney hayvanlarına iki hafta süreyle pırasa özütü uygulandığında bu etkinin şeker hastalarının kullandığı kimyasal ilaçlar (glibenklamid grubu) kadar kuvvetli olduğu bildirilmişti.

Yüksek kolesterol ve şeker hastaları PIRASA yemeliBilimsel araştırmalar arasında yine pırasayla ilgili bir başka deneysel çalışma dikkatimi çekti. Pırasa tavşanlarda yüksek kolesterolü düşürücü etki göstermiş. Aslında yüksek kolesterol şeker hastalarının önemli bir kısmında karşılaşılan ciddi bir sorun. Deneysel çalışmada tavşanlara üç ay süreyle yüksek kolesterollü besin diyetiyle birlikte üç farklı miktarda pırasa özütü verilmiş.

Üç ay sonunda yapılan ölçümlerde pırasa özütü verilen tavşanlardan alınan kan örneklerinde yapılan ölçümlerde, pırasa özütü verilmeyen ama yüksek kolesterol diyeti ile beslenenlere oranla total kolesterol, LDL ve VLDL gibi kötü kolesterol değerlerinde belirgin bir azalma, buna karşılık iyi huylu (HDL) kolesterol değerlerinde ise artış sağlandığı görülmüş.

EN AZ SOĞAN KADAR ETKİLİ

Pırasanın etkisi uygulanan pırasa özütü miktarı arttıkça kuvvetlenerek yüksek pırasa özütü verilenlerin total kolesterol ve LDL- ve VLDL-kolesterol düzeylerinde yüzde 80’leri bulmaktadır. Bu hiç de küçümsenmeyecek bir yarar. Araştırıcıların yaptığı değerlendirmede damar sertliği (ateroskleroz) oluşumu riskinin düşük miktar özüt verilenlerde yüzde 47, yüksek miktarda özüt verilenlerde ise yüzde 86 civarında azaltılabileceği bildirilmektedir.  

Pırasanın yararlarının akrabaları soğan ve sarmısaktan daha az olduğu söylenemez. Yeni yayınlanan ve deneysel bulguların değerlendirildiği bir inceleme yazısında (Current Urology Reports), soğan, sarmısak ile birlikte pırasanın da prostat kanserinden korunmak amacıyla sık kullanılmasının yararlı olabileceği ifade ediliyor.

Pırasanın yüksek kolesterol ya da şekeri düşürmek veya kanserden korunmak için yararları uzun süreli kullanıldığında ortaya çıkabildiği görülüyor. Diğer taraftan, yüksek kolesterolü düşürmek için sulu alkollü özütü, yüksek kan şekerini düşürmek için ise sulu özütünün etkili olduğu tespit edilmiş.

Dolayısıyla, pırasanın etkisinin farklı bileşenlerine bağlı olduğu düşünülebilir; flavonoitleri ve kükürtlü bileşenleri vd. Bilindiği üzere soğan, sarmısak ve lahana, brokkoli gibi kükürtlü bileşenler bakımından zengin sebzelerin kanserlerde koruyucu etkisi bulunduğu  deneysel olarak ortaya konulmuştur. Muhtemelen pırasanın da bu tip bileşenlerinin etkili olabileceği düşünülebilir.

UZUN SÜRE KULLANILMALI

Kükürtlü bileşiklerin etkisini göstermesi için enzim ile etkili bileşenlerine dönüşmesi önemlidir. Bu bakımdan kükürtlü bileşenler bakımından zengin gıdaların ateş üzerinde pişirilmesi onların etkisini kaybetmesine yol açabilir. Benim önerim pırasanın parçalandıktan sonra buharlı pişiricilerde kısa süre pişirilmesi ve tüketilmesi. Ancak bahsettiğimiz yararlarını göstermesi için her gün pırasa yemek de sanırım pek mümkün değil! Bence pırasayı bıktırmayacak bir sıklıkta tüketmek en akılcı yaklaşım.

Benzer Yazılar :
- HDL Kolestrolünüz Düşük mü? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Suda Bekletilen Ceviz Kolestrol Düşürür mü? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Kolestrol İlaçlarına Ne Zaman Başlanmalı? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Kolestrol Nedir? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Kolestrol Hakkında Merak Edilenler Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Menepoz Kolestrolü Yükseltir mi? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Kolestrol Neden Yükselir? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Kolestrol İlaçları Tehlikeli mi? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
- Şişmanlık ve Kolestrol İlişkisi Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Çocuklarda Kolestrol Doç. Dr. Murat Baş
-
Yüksek Tansiyon ve Kolestrol için Zeytin Yaprağı Prof.Dr. Erdem Yeşilada
-
Yüksek Koletrol ve Şekere Karşı Pırasa Prof.Dr. Erdem Yeşilada
-
Ceviz Kolestolü Düşürür mü? Prof.Dr. Erdem Yeşilada
-
Badem ile Kolestrol Kontrolü Prof.Dr. Erdem Yeşilada
-
Kolestrolü Düşüren Tarifler Dr. Gürkan Kubilay
-
Kolestrol ve Kemik Erimesine Karşı Kür Op.Dr. Feridun Kunak
-
Tansiyon ve Kolestrol için Kür Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu
-
Kolestrole Karşı Tarçınlı Limon Suna Dumankaya
-
Yüksek Kolestrolün Etkileri Uz.Dr. Deniz Şener


Prof.Dr. Erdem YEŞİLADAProf. Dr. Erdem YEŞİLADA
Sorularınız İçin : eyesilada@yeditepe.edu.tr

* Metabolik Sendrom ve Bitkisel Çözümler
*
Sonbahar İçin Bitkisel Çaylar
* Eklem Kireçlenmesinde Beslenme
* Nanoteknoloji Zararlı mı?
* Çay Algılamayı Etkiliyor
* Kahve Tansiyonu Yükseltir mi?
* Hamilelikte Çemen Tohumu Kullanımı
* Tip 2 Diyabetin İlacı Çemen Otu Tohumu
* Safranın Kısırlık Üzerine Etkisi
* Tarçın Alzheimer'den Korur mu?
* Spor ve Diyet Yapmadan Zayıflanır mı?
* Ortalama Yaşam Süresi Nasıl Uzuyor?
* Mate Çayı Zayıflatır mı?
* Eklem Kireçlenmesinde Glukozamin Kullanımı
* Şerbetçi otu Sinirsel Uykusuzluğun İlacı
* Zayıflama ilaçları ile Gelen Ölümler
* Altın Çilek Efsanesi
* Hamilelikte Hangi Bitkisel İlaçlar Kullanılabilir?
* Hamilelikte Bitkisel İlaç Kullanımı
* Alzheimer ve Demansı Önlemek için
* Şeker Hastaları İçin Muhteşem Üçlü
* Bitkilerin İlaç Haline Gelmesi Zararlı mı?
* Doğru Bitkisel Tedavi Nasıl Olmalı?
* İdrar Yolu Enfeksiyonu için Kranberi
* Damar Sertliğine Karşı Siyah Çikolata
* Ekinezya Tablet Kullanmayın
* Meyve ve Sebze Kanserden Korur mu?
* Yüksek Tansiyon ve Kolestrol içn Zeytinyaprağı
* Menopozdaki Kadınları Sarı Kantaron Kurtarıyor
* Sarı Kantaron ve Yaraları İyileştirme Gücü

Tüm Yazıları...
| Yorumlar (1) | 20.12.2009 | Erdem Yeşilada  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Almanya'da Tamiflu'ya Dayanıklı İlk Vaka

Almanya'da Domuz Gribinin tedavisinde kullanılan Tamiflu adlı ilaca yanıt vermeyen ilk Domuz Gribi vakası tespit edildi. Münster Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamaya göre, "Virüs ilaca dirençli hale geldi". DOMUZ GRİBİ TAMİFLUYA DİREÇ SAĞLADI

Münster Üniversitesi Hastanesi Mikrobiyoloji Enstitüsü Başkanı Georg Peters, "Domuz Gribi teşhisiyle hastaneye kaldırılan bir hastaya uygulanan terapi kapsamında hastaya verilen Tamiflu ilacının hiçbir etki yaratmadığının belirlendiğini" söyledi.

Yapılan açıklamada Tamiflu'nun herhangi bir etkiye sebep olmamasının, virüsün ilaca karşı dayanıklılık kazandığının bir işareti olduğu belirtildi.

Söz konusu hasta Tamiflu ile tedavisi öncesi ve süresince gözlem altında tutularak, hastalığın seyri incelendi. Mikrobiyoloji uzmanı Georg Peters, "inceleme sonucunda virüsün, şu an eldeki az sayıdaki Domuz Gribi tedavisi için kullanılan ilaçlara kısa sürede dirençli hale geldiğini" tespit ettiklerini belirtti.

"Aşı en iyi korunma yöntemi"

Münster Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Norbert Roeder de son araştırma sonuçları ışığında Domuz Gribi tedavisinde gündeme gelen ilaçların dikkatli şekilde kullanılması gerektiğini belirtti. Roeder, Tamiflu adlı ilacın sadece A tipi H1N1'in (Domuz Gribi) tespit edildiği kronik hastalarda kullanılması gerektiğini vurguladı.

Norbert Roeder, "En başından beri belirttiğimiz gibi, Domuz Gribi aşısı hastalığa karşı en etkili korunma yöntemidir" diye konuştu.

Münster hastanesi uzmanları, Almanya'da çoğunluğun henüz Domuz Gribine yakalanmadığını belirterek, bu yüzden "henüz virüs bulaşmamış kişilerin aşı yaptırmalarının doğru bir yöntem olacağını" vurguluyor. Uzmanlara göre, söz konusu virüsün gelecekte nasıl bir değişim göstereceği henüz bilinmiyor.

Tamiflu' ya direnç gösteren domuz gribi vakalrı daha önce de Japonya, Danimarka ve ABD'de rapor edilmişti.

- Domuz Gribine Karşı İ.Saraçoğlu Kürü
Domuz gribine karşı diğer bitkisel kürler 
-
Peramivir gripte yeni umut mu? 
-
Domuz Gribi Aşısının Zararları 
-
Domuz Gribi Belirtiler ve Önlemler

Suna Dumankaya' dan hayatınızı kolaylaştıracak doğal formüller

Kolesterol İçin Doğal Kürler :

Malzemeler :
1 küçük kase yulaf
4 parça ceviz
1 çorba kaşığı bal yada pekmez
1 çay kaşığı light süt
Hazırlanışı : Malzemelerde elde edilen karışım sabahları yenir.

Malzemeler :
1 demet maydanoz
1 adet limon
Hazırlanışı : Maydanoz ve limon blendırdan geçirildikten sonra elde edilen su taze olarak içilir.

Malzemeler :
500 gr. kuru börülce
1 orta boy kırmızı soğan
2 çorba kaşığı elma sirkesi
2 çorba kaşığı ayçiçek yağı
Yarım demet dereotu
Hazırlanışı : Börülce haşlanır. Soğan ince ince doğrandıktan sonra üzerinde zeytinyağı, elma sirkesi ve dereotu serpiştirilir ve gün içinde taze olarak tüketilir.

Böbrekler İçin Çay :

Malzemeler :
5 gr mısır püskülü
5 gr kayın ağacı yaprağı
5 gr yaban mersini
5 gr maydanoz
5 gr. rezene
Hazırlanışı : Malzemeler çay gibi demlenip içilir ve gün içinde tüketilir.
Hemoroid için doğal kürler

Hemoroid için doğal kürler :

Malzemeler :
1 tutam incir yaprağı
1 fincan su
Hazırlanışı : 1 fincan suda bir tutam incir yaprağı kaynatılır. Suyu gece yatmadan önce içildiğinde rahat uyumayı sağlar.

Malzemeler :
Yarım demet taze nane
500 gr. kaynar su
1 çorba kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı : 500 gr. suda yarım demet taze nane kaynatılır ve süzülür. Nane yapraklarının üzerine zeytinyağı ilave edildikten sonra hassas bölgeye ılık olarak konup gece sabaha kadar bekletilir.

Tok Tutan Karışım

Malzemeler :
1 çorba kaşığı kabak çekirdeği
1 çorba kaşığı kara üzüm
1 çay kaşığı çörek otu
Hazırlanışı : Malzemelerden elde edilen karışım isteğe göre balla tatlandırılır ve yenilir.

Hassas Diş Etleri İçin :

Malzemeler :
1 tutam maydanoz
1 tutam dereotu
6 damla limon yağı
1 bardak beyaz şarap
Hazırlanışı : 1 bardak beyaz şarabın içinde maydanoz ve dereotu kısık ateşte 20 dakika kaynatılır ve süzülür. Cam bir şişeye alındıktan sonra 6 damla limon yağı damlatılır. Diş fırçasına batırılarak dişetleri ovulur.

Bağışıklık Sistemini Güçlemdirici Doğal Destekler :

Malzemeler :
2 adet greyfurt
1 çorba kaşığı bal
1 çorba kaşığı ginseng
Hazırlanışı : Malzemeler karıştırılarak içilir. Doğal C vitamini deposudur.

Malzemeler :
Bir tutam taze zencefil
2 çorba kaşığı bal
1 çay kaşığı çörek otu
1 çorba kaşığı kabak çekirdeği
Hazırlanışı : Zencefil soyulduktan sonra ince ince doğranır. ÜZerine bal, çörek otu ve kabak çekirdeği ilave edilerek yenir.

Malzemeler :
Bir tutam taze zencefil
Yarım limon
Bir çorba kaşığı bal
500 gr. su
Hazırlanışı : İnce ince doğranmış zencefil 6 dakika kaynatılır. Daha sonra yarım limon suyu sıkılarak balla tatlandırılıp içilir.

Karaciğer Güçlendirici Formül
Karaciğer Güçlendirici Formül
Malzemeler :
4 adet çiğ enginar
6 adet limon
500 gr. ceviz
300 gr. fındık
2 lt. bal
Hazırlanışı : 6 adet limon iyice yıkanıp dörde bölünür ve blendıra atılır. Aynı işlem enginara da uygulanır. Bal ,fındık ve ceviz de ilave edilerek iyice karıştırılır ve cam kavanoda serin bir yerde muhafaza edilir. Her gece yatmadan 1 saat önce bir çorba kaşığı yenir.

Malzemeler :
30 gr. bira mayası
7 gr. glikoz

Hazırlanışı : Bira mayası ve glikoz karıştırılır ve günlük bir çay kaşığı yenir.  Devamı
Suna DUMANKAYASuna Dumankaya (Tüm Kürler)
Sorular için : suna@sunadumankaya.com.tr
Son Yazılar :
* S.Dumankaya'dan Doğal İksirler
* Sivilce İzlerinden Kurtulmak İçin
* Suna Dumankaya Muzlu Saç Maskesi
Ten Renginizi Üzüm Çekirdeği ile Açın
* Ayak Mantarına Karşı Doğal Tedavi 
* Yağlarınızdan Kurtulmak İçin 
* Vitiligo Tedavisi 
* Saç Beyazlamasını Durduran Formül 

| Yorumlar (1) | 20.12.2009 | Suna Dumankaya  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder
Koçluk ve Kişisel Gelişim Kampı


Diyet
Güzellik
- Doç.Dr.Alev Eken
-
Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
-
Dr.Ceyda Şener
-
Dr. Horward Murad
-
Ebru Şallı
-
Meryem DEDE
-
Suna Dumankaya
-
Şule Karabağ
Jinekoloji
- Prof.Dr.Derin Kösebay
-
Dr. Süleyman Eserdağ
-
Dr. Aytuğ Kolankaya
-
Op.Dr. Alper Mumcu
 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et