Ana Sayfa

Ağustos 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31
Yıllık Arşiv
Tanıtım
Kimler Var?
AHMET MARANKİ
Ahmet MARANKİ
ALEV EKEN
Alev EKEN
NURAN ATMANOĞLU
Nuran ATMANOĞLU
SUNA DUMANKAYA
Suna DUMANKAYA
FUSUN SAKA
Füsun SAKA
YASEMİN AMATO
Yasemin AMATO
MERYEM DEDE
Meryem DEDE
SULEYMAN ESERDAĞ Süleyman ESERDAĞ
FİKRİYE ABLA
Fikriye Ablanız
ERKAN TOPUZ
Prof.Dr. Erkan TOPUZ
MEHMET ÖZ
Prof.Dr. Mehmet ÖZ
İBRAHİM SARAÇOĞLU
Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU
Reklam


Lida | Lida | Lida |
Gelinlik Modelleri

Son Fotoğraflar
ANAHTAR BEYNİNE SAPLANDI
Özel Arama


Ana Sayfa > Arşiv > 08.2008
Arşiv > 08.2008

İftarda midenize yüklenmeyin

Normal zamanlarda 3 ve daha fazla beslendiğimiz için bu dönem içinde öğün karmaşası yaşanmakta ve gün içinde yaşanan açlıktan sonra aşırı ve sağlıksız beslenme ortaya çıkabilmektedir.

Diyetisyen Mevra ÇimiliDiyetisyen Mevra Çimili, Ramazan ayını daha sağlıklı geçirebilmek için bazı hatalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, “Normal zamanlarda 3 ve daha fazla beslendiğimiz için bu dönem içinde öğün karmaşası yaşanmakta ve gün içinde yaşanan açlıktan sonra aşırı ve sağlıksız beslenme ortaya çıkabilmektedir” dedi.

Mevra Çimili, iki ayrı ana öğünden oluşan ramazan günlerinde sahur ve iftar menülerinde son derece titiz olunması gerektiğini anhlattı. Çimili, oruç tutacakların mutlaka sahur yemeğini yemesi gerektiğini belirtirken iftar da ‘mideye yüklenmeden' yavaş yavaş uygun besinler tüketilmelmesini önerdi. Sahurun ramazan için son derece önemli bir öğün olduğunu belirten Çimili, şöyle dedi:

Gün boyu aç olunacağından sahur bizi güne hazırlayacak bir öğündür. Sahur sayesinde gün içinde en az 18 saat aç kalacak olan vücudumuzun gece aç kalmamasını sağlamış oluruz. Sahur öğününde seçilen besinler yağlı, hamur işi ve ağır gıdalardan oluşmamalıdır. Bunlar sindirimi zor besinlerdir. Enerjileri de yüksek olduğu için çoğumuzun yaptığı gibi sahur ardından uyku süreciyle harcanmayacak ve yağ olarak depolanacaklardır. Bu sebeple sahurdan hemen sonra uyumamalı biraz beklenmelidir. Ağır gıdaların yerine düşük enerjili, çok çeşitli, dengeli olarak dağılmış protein, yağ ve karbonhidrat içeren öğünler tercih edilmelidir.”

Diyetisyen Merva Çimili, bireyin sahurdan sonra hemen uyuması ile, alınan ağır ve yağlı besinlerin reflü, gastrit ve ülser gibi hastalıklara yol açabileceği uyarısında bulundu. Çimili, şöyle devam etti:

“Şekerli besinler besinler kan şekerini hızla yükseltir, bu da gün içinde kan şekerinin daha hızlı düşmesine neden olur. Kan şekerini en iyi seviyede tutmak ve tok kalmak için sahurda protein içeriği yüksek, iyi kaliteli protein (süt, yoğurt, yumurta) ve kompleks karbonhidrat (kepekli ekmek) içeren besinlere yer verilmelidir. Su tüketimi 2 litreden az olmamalıdır. Sahur kadar önemli olan bir başka öğünün de iftardır. Gün içinde açlıktan dolayı çok düşük seviyelerde olan kan şekeri, doyma eşiğini de yükseltmektedir. Artan iştahla besinler iyi çiğnenmeden ve çok miktarda tüketilebilmektedir. Bu yüzden iftar öğününe hafif ve az yağlı, az şekerli, küçük porsiyonlarla, yavaş yavaş, ana yemeklerin önüne yüksek posalı aparatiflerle başlamak yemek sonrası oluşabilecek hazımsızlık, ekşime, mide yanması, kramp şeklinde mide ağrıları, barsak problemleri, gaz sorunları, reflü, gastrit ve ülserler, kusma, bulantı, uyku basması ve bitkinlik gibi sorunlarla karşılaşmamızı önler.”

Diyetisyen Çimili, orucun kahvaltı türü besinlerle ya da çorba ile açılabiliceğini, 15 dakikalık ara verilmesi ardından ana yemeklerin yenilmesini, kolalı içeceklerin yerine ayran, meyve suyu, maden suyu ve bitkisel çayların alınmasının sağlıklı olacağını anlattı. Merva Çimili, kolalı içeceklerin yüksek enerji ve karbonhidrat içerdiğini, bunun yerine maden suyuyla gün içinde kaybolan mineral ihtiyacının karşılanabileğini bildirdi. Çimili iftarda ve sonrasında şunları önerdi:
“İftarda proteinli besinlere önem verilmesi, kan şekerinin hızla yükselmesini, alınan fazla enerjinin kısmen de olsa yağ olarak depolanmasını önler. Yemeklerin ardından sofraya gelen hamurlu tatlıların yerini yemekten 1 saat sonra sütlü tatlılar alabilir. İftar menülerinde mutlaka sofrada salata, yoğurt, ayran veya cacık bulunmalıdır. Daha çok zeytinyağlı sebze yemekleri tercih edilmelidir, kızartma ve yağlı yemekler tüketilmemelidir. İftardan sonra yapılacak hafif tempoda yürüyüşlerle metabolizma hızlanacak veya yıkımını artıracak ve daha faydalı olacaktır,”

İFTAR SONRASI ÇAY VE ÇAHVE'YE DİKKAT

İftar ardından içilecek çay ve kahvenin su kaybını artırıcı etkisinin de olabileceğini, besinlerin vitamin ve mineral oranını düşüreceğini anlatan Merva Çimili, “Siyah çay ve kahve yerine yeşil ve bitkisel çaylar tüketilebilir. Daha sonra kuruyemiş olarak fındık, badem, ceviz içi tüketilebilir. Bitkisel çayların yanında da kek ve kurabiye gibi besinler yerine diyet bisküviler tercih edilebilir. İftardan 1-2 saat sonra hafif ara öğün tüketilebilir. Bu ara öğünde ise meyve, süt veya yoğurt, diyet bisküvi gibi besinler tercih edilmelidir” dedi.

Dyt. Mevra ÇİMİLİ
Daha önce YÜZ YOGA' sı ile takip ettiğimiz Yoga uzmanı Lourdes Doplito Çabuk' un kendi gibi Yoga uzmanı Adnan Çabuk ile olan evliliğine dair detayları bu yazıda bulabilirsiniz.

Lourdes Doplito Çabuk: Lourdes&Adnan Çabuk Çifti
* Erkeklere güvenim kalmamıştı. 20 sene hiç gülmedim. Filipinler'de mağazama bir Türk geldi. Yıllar sonra beni o güldürdü.
* Havalimanında "Seninle evleneceğim," dedi. Evlendik ama 10 sene birlikte yaşamadık.
* En küçük çocuğum 20 yaşına gelince, "Artık benimle İstanbul'a gel. Onların sana ihtiyacı kalmadı. Ama ben seni çok bekledim," dedi.
* Bütün zorluklar imtihandır. Hayatı bize acılar öğretir. En büyük yogi, hakaret ve zorluklara, şikâyet etmeden katlanabilendir.
* Çoğumuz az nefes alarak yaşıyoruz. Bu da beyinde karamsarlık ve korku üretiyor. Derin nefes al, depresyona girmezsin! Derin nefes alan hayatta daha mutlu olur.


"Aşk seksüel bir istektir sonuçta biter"
-Nasıl bir hayatınız var?
-A.Ç:
Normal insanlar gibi yaşamıyoruz. Herkese saygımız var, ama biz daha evrensel boyutta yaşıyoruz. Bazen Lourdes "Beni sevdiğini neden söylemiyorsun?" diyor. Benim sevgim, aşktan üstün olduğu için bu sözlere ihtiyacım yok. Yani âşık olup da evlensem bir müddet sonra kavga eder bırakırım. Aşk Sekssüeldir, kıvılcım gibidir. Sonuçta bir istektir ve biter. Yogiler senede belki bir kez sevişirler. Sevişmek kutsal bir seremonidir, çocuk yapmak içindir. Yogada enerji aşağıya doğru değil, yukarı doğru çıkar. Enerji yukarı çıkar, beyin aydınlanır.
"Cinsellik erkeği yaşlandırır kadını güzelleştirir"
-Cinselliği zararlı olarak mı görüyor yoga felsefesi?
-A.Ç:
Seks, enerji kaybıdır. Zaten bir sperm, 40 damla kandan meydana gelir. Erkeği yaşlandırır. Yogada enerji aşağıya doğru değil, yukarı doğru çıkar. Enerji yukarı çıkarsa beyin aydınlanacak. Yogi normalde cinsellik istemez ama eşini mutlu etmek için yapar. Kadın için yararlıdır, güzelleştirir.

-Niye erkeği yaşlandırıyor?
-A.Ç:
Kadına daha yararlıdır. Ama erkeğin daha az yapması lazımdır. Çünkü erkek bir defa orgazm oluyor. Kadın daha mutlu, daha güzelleşen bir hal alıyor. Cinselliğin fazlası iyi değildir. Müthiş bir enerji harcanıyor. En çok enerji sekste harcanır. Kadın yogi, erkek yogi gibi aydınlanmak istiyorsa o da az seks yapmalı. Aydınlanabilmek için cinselliğin kontrol altına alınması lazım.
-Bu nasıl bir aydınlanma?
-A.Ç:
Buda veya Yunus gibi olmak. İlâhi aşamada yaradan ile buluşma demek aydınlanma. Korku yok, korkuyu azaltıp yok edeceksiniz. Aydınlanma belirli bir yaşa gelmiş artık dünyevi işlerle ilgisi kalmamış insanlar için geçerlidir. Kişi 20 yaşında aydınlanmaz, çünkü dünyevzevklerle ilgilidir. Aydınlanma normalde 40'ından sonra başlar. Sabır önemli. Aydınlanmak için üçüncü gözün açılması lazım. Kalp gözü!

-Bunları herkes yapabilir mi?
-A.Ç:
Buda yapmış, Mevlâna yapmış. Bizi yaratanın bahçesine girmek istiyorsak, o hakiki özümüze, gerçek hürriyete kavuşmuş oluruz. Hiç kolay değil. 20 milyonda bir kişi eriyor. Yani ben aydınlanmak istiyorum diye aydınlanacağım demek değildir. Ben çalışıyorum, o yoldan gidiyorum ama nasip olursa olur, yani yaradan evet derse olur yoksa gene olmaz.

-Peki aydınlanma olmazsa bütün bu yaptıklarınız boşa mı gidiyor?
-A.Ç:
Olur mu hiç? Biz birçok insandan daha kaliteli yaşıyoruz, bir kere. Daha az depresyona gireriz, daha az kızarız, kıskançlık yapmayız.

Lütfen önce bulunduğunuz yerden kalkın. Ayakta derin bir nefes alın. Akciğerlerinizi iyice temiz havayla doldurun... Şimdi oturun. Yerinize otururken bir esneme hissi geldiyse, bırakın kendinizi, ağzınızı açın, dolu dolu esneyin. Tam nefes almaya devam edin. Bir beklentiniz olmadan sadece durun! Aklınızdan geçenleri de durdurun. Sadece aldığınız her nefesin gelip gidişiyle olun. Hiçbir şey yapmadan oturun. Kendinizi rahatlamış hissediyorsanız, devam edelim. Dikkatinizi nefesinize yöneltin. Her şeyi olduğu gibi bırakın. Kontrolü bırakın. Hiçbir şey yapmamanın, her şeyi kontrol etmeye çabalamaktan daha iyi sonuçlar verebileceğini hiç düşündünüz mü? Şimdi gözünüzü bu sayfanın fotoğraflarındaki iki insanın yüzlerinde gezdirin. Ne kadar huzurlular değil mi? Yaşlarını tahmin etseniz? Adnan Çabuk 65 yaşında. Filipinli eşi Lourdes Doplito Çabuk ise 55! Üstelik Lourdes Hanım'ın tam beş torunu var. Onların pek çoğumuzdan farklı bir hayatları var. Kendilerini o anın getirdiklerine bırakarak yaşıyorlar. Ve Zen Öğretisi'ne göre, çoktan usta olmuşlar bile.. Bir kere nefreti, nefret etmeyi çıkarmışlar hayatlarından. İhtirastan, egodan, bencillikten kurtulmayı mutluluk olarak görmüşler. Hiç başağrısı çekmemiş, ilaç bile kullanmamışlar. Nasıl mı? Doğru nefesle, herşeyi kontrol etmeyi bırakarak...

-Bir Filipinli ile Türkün beraberliği nasıl olur?
-A.Ç:
Türk yogi olunca evlilik de farklı oluyor. 15 sene önce evlendik. Ama son beş senedir beraberiz! Çocukları vardı Lourdes'in. Küçüklerdi, annelerine ihtiyaçları vardı. Dedim ki; "Ben zaten yogilikten dolayı seyahat ediyorum, sen çocuklarını yetiştir, senede bir gelir, bakarım size..." Senede bir geldim, bir ay kaldım, dertlerini hallettim.

- Film gibi bir tanışma hikayeniz var...
- L.Ç:
Medikal laboranttım. Aynı zamanda Filipinler'de, Manila'da kristal taşlar sattığım bir mağazam vardı.
- A.Ç: 50 yaşıma kadar bekâr yaşadım. Şimdi 65'im ama kendimi 40 gibi hissediyorum. ABD'de kalmak için kâğıt evliliği yapmıştım. Sonra bitti. İçimdeki ses, eşimin beni Uzakdoğu'da beklediğini söylüyordu. Filipinler'e gittim. Makati'de güzel bir kristal dükkanı gördüm.Satıcı, "Patronum madam Lourdes'tir, onu çağırayım," dedi.
- L. Ç. Mağazaya annemi gönderdim. Bir saat sonra, yabancıyı yanında görünce şaşırdım. Evdeki kristalleri de görmek istemiş.Karşımda kristalleri çok iyi tanıyan bir Türk!
- A.Ç: Madam Lourdes'i şişman, yaşlı, kalın sesli bir hanım teyze olarak bekliyorum. Çok hoş, narin bu güzel kadını karşımda görünce şaşırdım Sonra iyi arkadaş olduk telefonlaşıyorduk,
- L.Ç: Manila'da işler kötüye gitmeye başladı. Dört çocuğumla yalnızdım. Onlara iyi bir eğitim vermem gerekiyordu. Amerika'ya gitmeye karar verdim ama çalışma iznim yoktu..'Yapamıyorum, geri döneyim' derken, Adnan aradı. "Ben havalimanındayım, geliyorum," dedi. İnanamadım. "Seninle evleneceğim," dedi.. Çok şaşırdım. Amerikan vatandaşlığı varmış.. "
- A.Ç: Çocuklarını sevmiştim. Baba olsaydım, içimde ancak bu kadar sevgi olurdu. Bu kız hiç gülmemiş senelerce... Benimle gülüyor, değişik bir enerji oluştu aramızda. Bana mektup gönderince "Bu kızı ve çocukları kurtarmak lazım," dedim. ABD vatandaşı olsun diye evlendik hemen.

-Evlendiniz ve birbirinizi 10 sene görmediniz...
- L.Ç: Haberleşiyorduk devamlı. Belki başta hiç erkek düşünmüyordum, sadece çocuklar ve iş. Adnan Bey 2000 yılında bana "Artık Türkiye'ye gelmek istemiyor musun?" diye sordu.
- A.Ç: Çocuklar büyümüştü.İyi bir annesin, bu güne kadar yaşamamışsın, senin de yaşamaya hakkın var. Çocukları uzaktan yönetme imkânına sahip olursun," dedim.

- Çocuklar kaç yaşındaydı o zaman?
- A.Ç:
En küçüğü 20 olmuştu.. Annelerine yapışmışlardı adeta. "Ben seni yaşatacağım," dedim. Hiç uyumamış belki hayatı boyunca, hep ailesine hizmetçilik yapmış. "Senden hiçbir şey istemiyorum," dedim. Ona hizmet etmek istedim. Çocuklar, annesi, babası, kardeşi, hepsi bana karşı çıktı.
- L.Ç: "Doğrusu budur. İstersen gel, istersen gelme, ama gelmezsen ben yoluma gidiyorum, beklemem," dedi. Çok sabretmişti. Çocuklar bayağı sıkıntı yarattı ama "Geleceğim," dedim. İlk geldiğimde üç ay İstanbul'da kaldım, üç ay Amerika'da...

- Şimdi beraber yaşıyorsunuz...
- L.Ç:
Tam beş senedir beraber yaşıyoruz. Adnan olmayınca ben yaşamıyorum sanki.

Tuluhan Tekelioğlu(Sabah)
Lourdes ÇABUK ile Yüz Yogası 
Lourdes ÇABUK'dan MASKE

Uçuğa dokunmayın

Hem ağrılı hem de bulaşıcı olan uçuk, vücut dengesini de derinden sarsabiliyor. Genellikle ağız kenarı, dudak, damak, dil, yanak içleri ve diş etleri gibi bölgelerde görülen uçuklar, küçük olmalarına karsın yemek yeme, konuşma gibi pek çok eylemi kısıtlıyor.            

Bulaşıcı

Hem ağrılı hem de bulaşıcı olan uçuk, vücut dengesini de derinden sarsabiliyor. Uzmanlar, "Uçuk, ön belirtilerinin alındığın dönem ile açılan yaranın kapanması dönemleri arasında bulaşıcıdır" dedi.
Uzmanlar, uçuğu olan bir kişinin kullandığı havlu, bardak, çatal, kasık gibi eşyaları kullanmanın ya da uçuklu kişi ile öpüşmenin son derece ağrılı olan uçuğu bulaştırabildiğini anlattı: Dokunmayın! Uçuksuz Dudaklar

"Eğer uçuğa dokunulursa yüzün diğer bölümlerine, göze ve vücudun diğer bölgelerine (genital bölge gibi) de bulaştırılabilir. Uçuk sanıldığı kadar masum olmayıp, zaman bebek ölümlerine bile yol açabiliyor. Uçuk virüsü (Herkes simplex) ile insan genellikle ilk defa küçükken (0–5 yas) tanışır.
Uçuğu olan aile bireylerinden birinin öpücüğü sonucunda uçuk virüsü vücuda girer. Çoğunlukla fark edilmeyen küçük kızarıklıklar seklinde ortaya çıkar, ağız içi, diş etleri ve dudaklar encekte olur. Ama kimi hassas bünyelerde ciddi enfeksiyonlar seklinde de görülebilir. "

Uçuklu kişi dikkatli olmalı
"Tıbbi yayınlar arasında uçuklu bir kişiden bulasan virüs sonucu yeni doğan ölümlerine ait vakalar vardır. Bu nedenle uçuklu bir kişi günlük yaşantısında oldukça dikkatli olmalıdır."

Uçuk öncesinde kaşıntı oluyor
Uzmanlar, uçuk çıkmadan önce bazı belirtilerin ortaya çıktığına da değindi:

"Eğer vücudunuzun bir bölgesinde önceden gıdıklanma, karıncalanma, kasınma, yanma, sızlama hissi varsa orada uçuk çıkacağı bilinmelidir. Bunu o bölgenin kızarması, şişmesi ve daha sonra da içi sıvı dolu kabarcıkların ortaya çıkısı izler. Kabarcıklar patlayarak ülserler oluşur ve bu dönemde uçuk çok ağrılıdır. Zamanla kuruyup çatlar, sızıntı yapar ve açılarak görüntüyü bozan çirkin bir yara haline gelir. Kabuklanma başladığında uçuk küçülmeye baslar. Tedavide antiviral kremler yâda oral ilaçlar hekim tarafından önerilir."


Uçuğu bulunanlar bunları yapmamalı

• Uçuğa dokunulmamalı, dokunulursa eller çok iyi yıkanmalı.
• Uçukluyken kesinlikle gözlere dokunmaktan kaçınılmalı. Makyaj temizlerken dikkat edilmeli.
• Özellikle bebekler, çocuklar ve diğer insanlar öpülmemeli, yakin temastan kaçınılmalı.
• Uçuklu insanin kullandığı havlu, bardak, çatal, kasık gibi eşyalar ayirilmali ve başkalarının kullanmasına izin verilmemeli.
• Uçuk ve uçuk yarasının kabuğu ile oynanmamalı.

Uçuk için evde yapabilecekleriniz : (Suna Dumankaya)

Soru : Benim yıllardır üşüttüğümde ya da stresli günler yaşadığımda dudağımda uçuk çıkıyor. Bunun için krem kullanıyorum ama doğal bir yöntemi de var mı diye size danışmak istedim.

Cevap :

1 çay kaşığı şap tozunu 1 tatlı kaşığı kaynar suda eritin.
Ardından sorunlu bölgeye kompres yapın.

Ayrıca her gün taze tere yemeyi unutmayın.
En önemlisi bir doktora danışmanızda da fayda var.
(Sunadumankaya.com.tr)

Saçlarımız neden dökülüyor

Saç dökülmesi yaygın ve sık görülen bir sağlık sorunu haline geldi. Neredeyse saçlarından şikayet etmeyen, saç dökülmesinden yakınmayan kimse kalmadı.

Hemen belirtelim, sakın korkmayın! Yaşamınızın herhangi bir döneminde bu sorunu siz de yaşayabilirsiniz. Araştırmalar saç dökülmesinin kadınlarda erkeklerden daha sık görüldüğünü, 20 yaşın üzerindeki her kadının yaşamının herhangi bir döneminde saç dökülmesi nedeniyle tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

SAÇ DİBİNDEN BESLENİR DIŞARDAN TEMİZLENİR

Saç Neden DökülürSaçın esas maddesi keratindir. Saçlarınızı beslemek, sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmak istiyorsanız şu kuralı hiçbir zaman unutmayın: Saçlar sadece kökünden besleniyor. Saçlarınızı daha iyi beslemek için işe doğru ve dengeli bir beslenme planı ile başlamalısınız. Saç bakımı ürünleri saçın yıpranmış görüntüsünde kısa süreli değişimler dışında pek yarar sağlamaz. Bu ürünlerle saçlarınızı daha temiz ve bakımlı tutabilir, dış etkilerin oluşturduğu yıpranmanın sonuçlarını bir süre gizleyebilirsiniz. Saç bakım ürünleriyle saçınıza sadece bir dış bakım sağlayabilirsiniz.

Bir kez daha hatırlatalım: Saçınız için gerekli olan besin unsurları saça sadece kan yoluyla ulaşabilir. Besin unsurlarını ise ya doğal besinler ya da besin destekleriyle sağlayabilirsiniz.

Saç dökülmelerinin hormonal, metabolik, mikrobik pek çok sebebi var. Eğer saç dökülmenizin bir problem haline geldiğini düşünüyorsanız, sorunun kaynağını araştırın. Demir, çinko, biotin veya başka bir besin unsurunun yetersiz alımıyla ilişkili olup olmadığını öğrenin. Yanlış planlanmış, dengesiz ve çok düşük kalorili diyetlerin de saçınızı dökebileceğini unutmayın. Sorunu, saçlarınızın ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve proteinlerin saçınıza yalnızca kan dolaşımıyla ulaşabileceğini unutmadan çözmeyi deneyin.

Saçlarınızın dökülmesi beslenmenize ilişkin sorunlardan kaynaklanıyorsa, kalsiyum, çinko, selenyum gibi minerallerin; paraaminobenzoik asit, keratin, sistin ve tiyamin gibi besin unsurlarını ihtiva eden bazı besin desteklerinden de faydalanmaya çalışın. Saç dökülmesi psikolojik nedenlerden, hormonal dengesizliklerden de kaynaklanabiliyor. Eğer basit tedbirlerle soruna bir çözüm bulamıyorsanız bir dermatoloji uzmanından yardım istemelisiniz.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

Osman Müftüoğlu 
O.MÜFTÜOĞLU ÖNERİLERİ
KADINDA GÖBEK
KİLO ALMADAN SİGARAYI BIRAK
DOĞRU TARTILMAK

| Yorumlar (1) | 26.08.2008 | Osman Müftüoğlu  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Dost başa düşman ayağa bakar!


Yaz aylarında sürekli açık ayakkabı giydiyseniz, ayaklarınıza bakım yapmanızın zamanı çoktan gelmiştir. Ayaklarınızın ölü deri hücrelerinden kurtulması için önce peeling yapın, ardından nemlendiriciyi sürün. Son olarak da iyi bir masajla yorgunluğu giderin!

Gün boyu vücudumuzun bütün yükünü çeken, bir de bu yetmiyormuş gibi çoğu zaman sivri burunlu ve yüksek ökçeli ayakkabıların içinde yorgun düşen ayaklarımıza ekstra bakım yapmamız gerekiyor. Ayaklara rahatlatıcı bir masaj uygulamanın yanı sıra pedikür, nemlendiriciler ve ayakların ölü deri hücrelerinden kurtulmasını sağlayan peelingler ayak sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

Şiş ayaklara çare

Ayaklarınız gün içinde fazla şişiyorsa, bir litre suda iki avuç papatya ve bir adet limon kabuğunu kaynatın. Suyun ılınmasını bekledikten sonra ayaklarınızı bu suyun içinde yarım saat kadar bekletin. Ayaklarınızı her gün soğuk suyla yıkamaya özen gösterin. Bu sayede hem yorgunluğunuzu unutursunuz, hem de derinizin fonksiyonlarını düzene sokarsınız.

BİTKİSEL AYAK BAKIM TARİFİ

Ayaklarınıza Dikkat Edin1 litre ılık suyun içine
2 tatlı kaşığı deniz tuzu,
1 tatlı kaşığı karbonat,
2 tatlı kaşığı lavanta yağı ve yarım limon damlatın.

Ayaklarınızı bu karışımın içinde yaklaşık 25 dakika bekletin. Ayaklarınızı kurulayıp ponza taşıyla ovalayın. Ardından ayak kremi sürün.  

Pratik ayak masajı

Yorgun bir günün ardından en çok ayaklarımız rahatlamaya ihtiyaç duyar. Uzmanlar, ayak tabanındaki sinir noktalarını uyararak rahatlanabileceğini belirtiyor. Ayaklarınıza masaj yaptırmak için mutlaka güzellik salonlarına gitmeniz gerekmiyor. Siz de ayaklarınıza etkili bir masaj yapabilirsiniz. Öncelikle ayaklarınızı yıkayıp kurulayın ve ayak tabanlarınızı fırçalayın. Ayak kremiyle topuktan ayağın ortasına ve ayak bileğine kadar masaj yapın. Son olarak ayaklarınızı yüksek bir yere koyup bir süre uzanın.

TIRNAK ÇATLAKLARINA ÇARE

Tırnaklarınızın fazla çatladığını düşünüyorsanız, günde 1-2 kez tırnak eti yağıyla (cuticle) tırnaklarınıza masaj yapmayı deneyin! Yağ kolaylıkla emildiğinden çatlaklara nüfuz eder ve cildinizi nemlendirir. Ayrıca tırnaklarınızın daha canlı görünmesini sağlar.

Sağlıklı Günler - www.xprodoksit.com 

Tercihiniz?
Ahmet MARANKİ
Suna DUMANKAYA
İbrahim SARAÇOĞLU
Yasemin AMATO
Erkan TOPUZ
xprodoksit Blog
GEZELİM GÖRELİM

Online Doktor


Xprodoksit Blog
Suna Dumankaya Videoları 

Gizlilik Politikası

Kullanım Şartları

 
OKUNASI