
Akıllı yürüyüşler...Yürümek önemli, evet biliyoruz. Ama aklımıza birçok soru takılıyor. Ne kadar yürümeliyim, hızlı mı olmalı, yavaş mı olmalı, geri geri mi olmalı, koşar adım mı? Ya da kilo verebilmek için nasıl yürümem gerekir gibi... Sağlık için yarım saat Uzmanlar, yetişkinlerin günde en az 30 dakika, çocukların ise 1 saat aktif olmaları gerektiğini belirliyor. Her gün olmasa bile haftanın 4-5 günü yapılması zorunlu. Bu seviyedeki bir aktivite, ortalama 150 kalori yakılmasını sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalık riskini azaltır. Tabii eğer extra şekerlemeler, tatlılar, börekler atıştırarak, attığınız toksinleri fazlasıyla yerine koymazsanız. Yine de ne olursa olsun, hareket kilodan bile önemlidir!Tempo önemli Kilo kaybı ve vücudun yeniden şekillendirilmesi ise ayrı bir konudur. Kilo vermek istiyorsanız, haftanın 4-5 günü birer saatlik yürüme programı yapmanız gerekir. Bu süre içinde sizi zorlamayan ortalama bir tempo ile yürümek, birikmiş yağları eritmenize yardım eder, metabolizmanızı hızlandırır ve daha fazla kas yapmanıza yardımcı olur. Aynı zamanda sizi her türlü kalp ve damar hastalığından da korur. Beslenme şeklinizi değiştirmeseniz bile, bu aktivite extradan 300 kalori harcamanızı sağlar ki, bu 6 ayda 4 kg verebileceğiniz anlamına gelir. Yediklerinize biraz dikkat edip daha sağlıklı beslenirseniz ve gerektiği kadar su içerseniz, bu hayal değildir. Yürüyüşe başlarken, her şeyden önce, kaslarınızı uykudan uyandırmalı ve biraz hareket ettirerek mahmurluğunu atmasını sağlamalısınız. 5-10 dakika kadar yavaş bir tempoda yürürseniz kaslarınızı uyarmış olursunuz. Anlarlar ki öyle uyuşuk uyuşuk oturamayacaklar, stoklarındaki şekerleri yakmaya başlamaları gerekecek ve o da yetmezse yedekteki yağ depolarını yardıma çağırmak zorunda kalacaklar. İpuçlarına fikkat! * İşte tam da bu nedenle, ister yürüyüş bandında, ister açık havada gerçek ortamda yürümeye başlarken, metabolizma ayarlamasını yapmanız önemlidir. Kaslarınız sizin çok kararlı olduğunuzu ve sizi taşımak için elinden geleni yapması gerektiğini anlamalıdır. * Kaslarınızın ısındığını hissettiğinizde ritmi arttırın. Ancak kalp atış hızı sizi rahatsız etmeyecek bir canlılıkta olmalı. Nefesinizin farkında olun. Ancak yanınızda birisi ile konuşabilecek kadar da dışa dönük kalın. * Bu nasıl bir tempodur? Şöyle diyebilirim; Bir randevuya ucu ucuna, oyalanmadan yetişmeye çalışıyorsunuz ama içiniz rahat... * Böylece yarım saat kesintisiz yürürseniz, vücudunuzdaki yağ stoklarının rahatı bozulmuş olur, aynı zamanda kaslarınız gelişir ve bazal metabolizma hızını yeniden ayarlar. Kuşkunuz olmasın vücudunuz gün boyunca daha fazla enerji üretmeye devam eder. * Eğer hızınızı aldıysanız, rahatsanız, kendinizi enerjik hissediyorsanız ve vaktiniz de varsa, bu yürüyüşü uzatmayı deneyin! [BU YAZIYI KAYDET] Dr. Yasemin Fatih Amato' ya ait diğer yazılar : SAGLIKLI BİR YIL İÇİN KIŞ VE CİLDİNİZ KAHVALTININ FAYDALARI FAYDALI GÜZELLİK FORMÜLLERİ DOMATESLE SİHİRLİ MASKE YEŞİL ÇAY VE DİYET AKNE İZLERİ KAFEİNLE YAĞLARA VEDA TONİK TAVSİYELERİ DOĞAL CİLT TEMİZLEME KURU CİLT İÇİN TEMİZLEYİCİ KURU CİLT İÇİN BALLI TEMİZLEYİCİ |
|
|
|
Magic Balls Sütyen (TEN)
* İçeriğinde %80 Micro Polyamide %20 Elastane bulunmaktadır. |
|
CİLDİNİZE DETOKS DİYETİ
Güçlü antioksidan ve vitamin içeren ürünleri kullanarak cildinizi serbest radikallere karşı koruma altına alın… Emaneti koruyun… Cildimiz sıklıkla iç ve dış kaynaklı zarar verici ajanlarla karşı karşıyadır. Güneş ışınları, bazı ilaçlar, sigara dumanı, hava kirliliği, stres, sıcak/soğuk gibi çevresel faktörler serbest radikaller (oksidasyon) üreterek cildin koruyucu özelliğinde değişiklik oluştururlar. Bu dış kaynaklı faktörlere ilave olarak organizmanın kendisi de yaşamı devam ettiği ve yeni hücreler ürettiği sürece serbest radikaller oluşturmaya devam eder. Günümüzde deri yaşlanmasının en önemli nedeni hatta ta kendisi, serbest radikallerin yol açtığı harabiyettir. Yani, serbest radikaller, yaşlanma sürecinin kilit oyuncularıdır. Ancak, organizmamız bu saldırıya karşı savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Bu maddeler (bir başka değişle, panzehirler), antioksidanlardır. ![]() Serbest radikaller, doğaları gereği cildimizin en önemli destek proteini, cimentosu olan, kolajene ve organizmadaki tüm proteinlere zarar verirler. Antioksidanlar ise onları zararsız hale getirirler; böylece sağlıklı hücrelere, vücut proteinlerine, hücre DNA'sına saldırmasına engel olurlar. Beslenmenize önem verin En yüksek antioksidan seviyelerinin taze meyve ve sebzelerle alınır. Özellikle taze ve renkli olanları güçlü antioksidanlardır. Her gün 5 ya da daha fazla porsiyon sebze (özellikle yeşil ya da sarı yapraklı) ve meyve (özellikle narenciye, kayısı, üzüm , nar vb.) tüketimine özen gösterin. Daha az doymuş yağ, kolesterol ve kalori tüketin. Zeytinyağının güçlü bir antioksidan olduğunu unutmayın. Ayrıca, temel yağ asitlerinden yoksun diyetler, deride su kaybı ve kepeklenmeye neden olur. Deride yağ asitlerini arttırmak için yeşil yapraklı sebzeler, balık ve diğer su ürünlerini tüketimine özen gösterilmelidir. Basit şekerli gıdaları ve rafine edilmiş (işlenmiş, doğal halinden uzaklaşmış) beyaz unlu gıdaları azaltıp, yerlerine rafine edilmemiş tahıllı gıdaları ekleyin. Beslenme desteği olarak vitamin ve diğer destek tabletlerinden yararlanın. En güçlü antioksidan maddeler; A, C ve E vitaminleri, DMAE, alfa-lipoik asit, CM-glukan, selenyum gibi mineraller vb. ile bitkisel antioksidan (likopen, soya izoflavonları, yeşil çay, üzüm çekirdeği, nar)'lardır. Günde 2-3 gr C vitamini, 1-2 gr E vitamini, 120-180 mg Beta-karoten içeren destekler kullanın. Ayrıca yeşil çay, üzüm çekirdeği, likopen gibi flavonoidler ve soya izoflavonoidleri içeren besin desteği tabletleri de ihmal etmeyin. Antioksidan tabletler, deri yaşlanmasının iyileştirici etkisinin yanı sıra, güneşten koruyucu ürünlerin etkinliklerini de artırıcı etkiye sahiptir.
Kilo kontrolünüze dikkat edin. Aşırı zayıflama diyetleri, deride gevşeme ve sarkmalara neden olur. Tersine aşırı şişmanlama durumunda deride aşırı gerilme ile elastik lif yapısında bozulma olur. Cildinizi, güneşin ve diğer çevresel etkenlerin neden olduğu erken yaşlanma belirtilerinden korumak için kozmetik ürünlerden ve uygulamalardan yararlanın. Antioksidanlar, vitaminler ve güneş koruyucuları içeren kozmetik ürünler kullanarak cildinizin yaşlanmasını geciktirilebilir ya da önleyebilirsiniz. Unutmayınız ki cildinize uygun yoğunlukta ve formülde ürün seçiminde ayrıntı ve adres bir dermatologdur. -Cildinizi güneş ışınlarından koruyun. En iyi cilt yaşlanması DOÇ.DR.ALEV EKEN-Dermatolog
|
|
SUNA DUMANKAYA' dan Gözaltı Kırışıkarına ve Güneş Lekelerine pratik doğal çözümler.
Göz altımda ciddi şekilde kırışıklık var. Bir de yüzümde güneş lekesi var. Doktor dışarı çılkarken koruyucu krem kullanmamı söyledi, ama çok pahalı alamıyorum ne yapmalıyım. Göz çevresinin kırışmaması için bir elmayı rendeleyip, bununla kompres yapın. İkinci önerim ise şu: 200 gram arpa tanesi alın, bir litre suda haşlayın ve süzün. Haşlama suyu ile tüm yüzünüze kompres uygulayın. Haftada üç kez bunu tekrarlayın.Güneş lekesi için de, bir çorba kaşığı yoğurt, bir tatlı kaşığı yulaf unu, çeyrek limon suyu ve bir tatlı kaşığı elma suyunu karıştırıp cildinize sürün. 30 dakika kadar sonra hafifçe ovarak çıkarın. Ardından koruma faktörlü kreminizi sürün. Bu maskeyi haftada bir tekrarlayın. Ürünlerimi güvenli bir şekilde sitemizden sipariş verebilirsiniz. Sevgiler. Suna Dumankaya (Sunadumankaya.com) www.xprodoksit.com |
|
Aşırı Kıllanma ( Hirsutizm)
Aşırı kıllanma nedir ? Kadınlarda çene, bıyık bölgesi, göbek üstü gibi alışılmamış alanlarda erkek tipi kıllanma veya kol ve bacaklarda daha fazla ve daha kalın kılların bulunması şeklinde ortaya çıkan bir durumdur. Bu durum bazı kadınlarda bu bölgelerde görülen ince, açık renk vellüs denilen bebek tüylerinden farklıdır. Nedenleri : Ortaya çıkan tablo kılların androjen denilen erkeklik hormonuna aşırı duyarlılığı ya da bu hormonların kan düzeylerinin yükselmesi ile ilgilidir. En sık olarak etnik ve jeografik, ailesel-genetik, idyopatik ( tanımlanan bir neden yoktur) ve polikistik over denilen yumurtalık kistleri ve menstrüel(aedet dönemi) düzensizliklerle giden hastalıkta görülür. Daha ender, fakat olası nedenler menopoz, böbrek üstü bezlerinin aşırı faaliyeti, cushing hastalığı, yumurtalık, hipofiz ya da böbrek üstü bezi tümörleri ve bazı ilaçlardır. Özellikle yüz ve vücut kıllarında ani artış olursa, adet periyodunda düzensizlik ve ses kalınlaşması gibi durumlar ortaya çıkarsa mutlaka hekime başvurulmalıdır. Bunların yanısıra, kiloda artma, deride yağlanmada artış, akne, saç dökülmesi gibi bulgular da hormonal bir problemin habercisi olabilir. Bu gibi durumlarda dermatolog ve jinekologların işbirliğine gerek duyulabilir.Aşırı Kıllanmanın Tedavisi nedir? İdyopatik hirsutizm ve etnik varyasyonlar, ailesel nedenler gibi kıl köklerinin hormonlara aşırı duyarlılığına bağlı olarak gelişen hirsutizm dışında aşırı hormon yükselmeleri ile ilgili durumlarda nedene yönelik tedavi esastır. Ancak, nedene yönelik ilaç tedavilerinde hernekadar kıllar zayıflarsa da tümüyle ortadan kalkmaz. Ayrıca ailesel , genetik ve idyopatik kıl artışlarında da kılların tümüyle ortadan kalkması ancak mekanik kıl yok etme yöntemleri ile mümkündür: Bunlar : 1-İlaçlar: Hirsutismusa neden olan hormonların salgılanmalarını azaltmayı amaçlar. Tedaviler sonrası mevcut kılların büyüme hızı yavaşlarken daha ince çıkmaya başlarlar. 2- Cerrahi operasyon: Bazı kistlerin ve tümörlerin varlığı halinde uygulanabilir. 3- Kılları yok etme: Traşlama: En kolay ve ucuz yöntemdir. Ancak hergün yapılması gerekir. Kıl yoğuınluğu ve büyüme hızını etkilememekle birlikte kılların kalınlaştığı görülebilir. Tahriş ve kıl dönmesi dezavantajlarıdır. -Depilatuar kremler: Geride kalıntı bırakmaksızın kılları ortadan kaldırır. Fakat allerjik ve tahriş reaksiyonları , nahoş kokusu, sonuçlarının değişken olması dezavantajlarıdır. -Soldurma-renk açma: Kimyasal olarak kılların rengini açma işlemidir. Deriyi tahriş edebilir. -Kıl çekme-ağda: Kıl sapı ve kökünü 6-8 hafta süreyle yok eder. Ancak kıl gövdesi zarar görebilir ve kıl batmaları oluşur. Enfeksiyon riski vardır ve yeniden uygulama için kılın belli bir uzunluğa erişmesi gerekir. -İğneli epilasyon: İğne yardımıyla kıl köküne elektrik verilerek kıl tahrip edilir. Zaman alıcı ve ağrılı bir yöntemdir. Uygulayıcı usta olmalıdır. Kıl kaybının kalıcı olması için çok seans gerekir. Keloidyen skar ve pigmentasyon artışı yan etkilerdir ve kalıcı olabilir. -Lazer: Kıl köklerinin tahribini sağlar ve yeniden büyümesini engeller. Yüzlerce kıl kökü tek seansta tedavi edilebilir. Pahalı, fakat bilinen yöntemler içinde en etkin ve hızlı olan tedavi yöntemidir. Yan etkiler yeni tip lazerlerde azdır; işlem sonrası geçici kızarıklık ve /veya ödem görülebilir. Bu yöntemler içinde yalnız iğneli epilasyon ve lazer kalıcı kıl kökü hasarı ve kaybı oluşturabilir. www.xprodoksit.com |
|
Sık sık hastalandığımız şu günlerde HASTA HAKLARI 'nı tekrar okumak da fayda var. 1) Hizmetten genel olarak faydalanma: Adalet ve Hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmetlerinden faydalanma. Irk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, felsefi inanç,ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınmadan hizmet alma hakkı vardır. 2) Bilgilendirme ve bilgi isteme: Her türlü sağlık hizmetinin ve imkanının neler olduğunu öğrenmeye ve sağlık durumu ile ilgili her türlü bilgiyi sözlü veya yazılı isteme hakkı vardır. 3) Sağlık kuruluşunu ve personelini, seçme ve değiştirme: Sağlık kuruluşunu seçmeye, değiştirmeye ve seçtiği sağlık tesisinde verilen sağlık hizmetlerinden faydalanmaya, sağlık hizmeti verecek vermekte olan tabiplerin ve diğer sağlık çalışanlarının kimliklerini, görev ve unvanlarını öğrenmeye seçme ve değiştirmeye hakkı vardır. 4) Mahremiyet: Gizliliğe uygun bir ortamda her türlü sağlık hizmeti almaya hakları vardır. 5) Reddetme, durdurma ve rıza: Tedaviyi reddetmeye, durdurulmasını istemeye, tıbbi müdahalelerde rızasının alınmasına ve rıza çerçevesinde hizmetten faydalanmaya hakkı vardır. 6) Güvenlik : Sağlık hizmetini güvenli bir ortamda almaya, 7) Dini vecibeleri yerine getirebilme : Sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirmeye hakkı vardır. 8) İnsani değerlere saygı gösterilmesi, saygınlık görme ve rahatlık: Saygı, itina ve ihtimam gösterilerek, güler yüzlü, nazik, şefkatli bir ortamda, her türlü hijyenik şartlar sağlanmış gürültülü ve rahatsız edici bütün etkenler giderilmiş bir sağlık hizmeti almaya hakkı vardır. 9) Ziyaret ve refakatçi bulundurma: Sağlık tesislerince belirlenen usül ve esaslar çerçevesinde ziyaretçi kabul etmeye ve mevzuatın ve sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve hekimin uygun görmesi halinde refakatçi bulundurmaya hakkı vardır 10) Müracaat, şikayet ve dava hakkı: Haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü başvuru, şikayet ve dava hakkını kullanmaya hakkı vardır. |
|
Yıllardır hepimiz için büyük bir derttir hangi yağı kullanacağımız. Tek bildiğimiz, yağlar ailesi içinde işimize en çok yarayan yağların "sıvı yağlar" olduğudur. Ayçiçek yağı bu konuda çoktan gözden düştü ve mısır özü yağıyla zeytinyağı kafa kafaya geldi. Bu ikilinin rekabeti yetmiyormuş gibi aralarına üzüm çekirdeği yağı, çörek otu yağı, balık yağı, keten tohumu yağı gibi güçlü ve iddialı rakipler eklendi; neticede yağlar dünyası birbirine girdi.
Peki ama hangi yağın yararı nedir ve nerelerde kullanılır? Hangisi hangi derdimize deva, hangi ağrımıza şifa olur? Son günlerin ağır mevzusu olan yağlar savaşını ele aldık ve yedi büyük rakibi bir araya getirerek içeriklerini ve yararlarını sıraladık. Bakın bakalım bünyenize en yarayan yağ hangisiymiş... Balık yağı Yıllardır ilaç olarak kullanılan, balık yağında bulunan ve pek çok faydası tespit edilen Omega 3, vücutta sentezlenmiyor ve dışarıdan alınması gerekiyor. Yemeklerimize dâhil olmak için şişeye giren balık yağı, hamsiden elde edilmesine rağmen kokmuyor. Su ürünleri uzmanı Erol Demirbay'ın girişimi ile alıcısıyla buluşan hamsi yağını diğer balık yağlarına oranla organik yapan ve neticede sofralık hâle getiren nedenler; bu balığın ömrünün iki-üç yılla sınırlı olması, diğer balıklara oranla daha az ağır metal barındırması ve sadece planktonlarla beslenmesi olarak sıralanıyor. "Klasik", "Silver" ve "Golden" türleri bulunan bu yağın en makbulü, balığın tüm vitaminlerinin toplandığı baş kısmından elde edilen Golden. 16 kilo hamsiden yarım litre Golden elde ediliyor. Yararları: Kuvvetli bir afrodizyak olan balık yağı; nörolojik vakaların tedavisinde, çocukların beyinsel ve fiziksel gelişiminde, kalp damar hastalıklarının önlenmesinde, kalp sağlığını korumada, iltihabi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynuyor. Kolesterol seviyesini düzenleyen, bağışıklık sistemini güçlendiren, trigliserid seviyesini düşüren, kanın pıhtılaşmasını ve damar sertliklerini önleyen, tansiyonu düzenleyen, zekâyı kuvvetlendirerek Alzheimer'e yakalanma riskini düşüren, kanser ve felç riskini azaltan balık yağı gerçekten mucizevi bir ürün. Nerelerde kullanılır? % 100 kokusuz olan balık yağı; tüm yemeklerde, mezelerde ve salatalarda kullanılabiliyor. Çörek otu yağı Asrın favori şifalı ürünü sayılan çörek otu, "kutsanmış tohum" olarak biliniyor. Çörek otu yağı, hoş kokusu, Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerini içermesiyle bağışıklık sistemini alerji ve enfeksiyonlara karşı güçlü kılar. Sağlıklı hücreleri virüslerden koruyarak tümör oluşumunu da önlediği iddia edilen bu yağ, vücutta lenfler vasıtasıyla sindiriliyor. Tutankamon'un mezarında bulunan çörek otu yağı, iddialara göre iyileştirici ve güzelleştirici özelliğiyle Kleopatra'nın en sevdiği gıda ve bakım malzemesiymiş. İbn-i Sina bu yağın uyuşukluğa iyi geldiğini söylerken; Hipokrat, karaciğer ve mide hastalıklarının tedavisinde ondan vazgeçememiştir. Öyle ki, Eski Ahit'te çörek otunun mucizelerinden söz edilmektedir. Güney California'da bir kanser araştırma laboratuarında, % 100 doğal çörek otu yağının tümör tedavisinde negatif yan etkiler olmadan büyük başarı sağladığı kanıtlanmıştır.
Yararları: Virüsleri, mikrop ve mantarları yok eden, solunum borusunu genişleten, kan şekerini düzenleyen, zindelik veren çörekotu yağı, romatizma tedavisinde ve kanın pıhtılaşmasını önlenmede etkilidir. Diğer başlıca yararları arasında; cinsel gücü artırması, idrar söktürmesi ve içerdiği antioksidanlarla vücuttaki tahribatı ve yaşlanma belirtilerini azaltmasını sayabiliriz. Nerelerde kullanılır? Soğuk kullanılması makbul olduğundan, salatalarda kullanabilir ya da soğuk yiyeceğiniz gıdaların üzerine ilave edebilirsiniz. Fındık yağı Sıvı yağların en sağlıklısı olduğu iddia edilen fındık yağı, insan vücuduna en az zarar veren ve en çabuk yakılan yağ. Kolesterol, kan şekeri, kalp-damar hastalıkları üzerinde düzenleyici ve iyileştirici bir etkiye sahip. Fındık meyvesinden kimyasal işlem görmeden elde edilen bu yağın, oksitlenme ve acılaşma süresi bilinen tüm sıvı yağlara oranla daha uzun ve insan vücuduna en yararlı yağlar sıralamasında ilk sırada yer alıyor.
Yararları: Kolesterolü düşürdüğü, kan şekerini düzenlediği bilinen, kalp damar hastalıklarını önleyen fındık yağı, organizmaların büyümesine olumlu katkıda bulunuyor. Nerelerde kullanılır? E vitamini deposu olarak anılan fındık yağı, pilav, kızartma ve sulu yemeklerde kullanılıyor. Ayrıca pasta ve bisküvi sanayiinde en çok kullanılan yağ. YAZI: ARZUM UZUN(Esquire) |
| GEZELİM GÖRELİM |
|
![]() ![]() |
| Fotoğraf Albümü |
![]() |