Ana Sayfa

Eylül 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930
Yıllık Arşiv
Tanıtım
Kimler Var?
AHMET MARANKİ
Ahmet MARANKİ
ALEV EKEN
Alev EKEN
NURAN ATMANOĞLU
Nuran ATMANOĞLU
SUNA DUMANKAYA
Suna DUMANKAYA
FUSUN SAKA
Füsun SAKA
YASEMİN AMATO
Yasemin AMATO
MERYEM DEDE
Meryem DEDE
SULEYMAN ESERDAĞ Süleyman ESERDAĞ
FİKRİYE ABLA
Fikriye Ablanız
ERKAN TOPUZ
Prof.Dr. Erkan TOPUZ
MEHMET ÖZ
Prof.Dr. Mehmet ÖZ
İBRAHİM SARAÇOĞLU
Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU
Reklam


Lida | Lida | Lida |
Gelinlik Modelleri

Son Fotoğraflar
ANAHTAR BEYNİNE SAPLANDI
Özel Arama


Ana Sayfa > Arşiv > 26.09.2008
Arşiv > 26.09.2008

Seks gençleştirir mi?

Geçen pazar tavla oynarken arkadaşım enteresan bir soru sordu: Sık seks yapmak kilo kaybına yol açar mı?

Üşenmeyip küçük bir araştırma yaptım! Eğer bu sorunun cevabını siz de merak ediyorsanız yazıyı dikkatle okuyun. Ben ilk bilgileri şimdiden vereyim. Seks zayıflatmasa da gençleştiriyor!

Çoğumuz egzersizi yeni hayatın bize dayattığı trendlerden biri gibi düşünüyoruz. Bu ciddi bir yanılgı. Egzersiz yaparak (ya da aktif bir hayat sürerek) modern hayatın bize kaybettirdiği hareketliliği yeniden kazanmaya, hareket etmek üzere tasarlanmış olan vücudumuzu 100-200 yıl öncekiler gibi forma sokmaya çalışıyoruz. Yani kaybettiğimizi yeniden bulmaya çalışmak gibi bir durum söz konusu. Çünkü yeni hayat ulaşım araçlarını arttırarak ve hareket etmeyi azaltacak teknolojiler geliştirerek bizi hiç farkına varmadan tembel, pısırık, uyuşuk insanlar haline getirdi. En azından bu nedenle egzersizi bir trend, moda ya da dayatma gibi düşünmemelisiniz.

45 DAKİKA EGZERSİZ ŞART DEĞİL

Yıllar önce yapılan ciddi bir çalışma JAMA isimli ünlü tıp dergisinde yayınlandığında fazla ilgi çekmedi. Araştırmaya göre çoğu Amerikalının egzersiz yapmamasının başlıca nedeni eksik bilgilenmeydi: Çoğu insan egzersizden işe yarayacak bir sağlık yararı sağlayabilmek için her seansta en az 1-2 saat harcaması gerektiğini düşünüyordu. Bu düşünce son yıllarda bizim ülkemizde de yaygınlaştı. Herkes egzersizden faydalanabilmek için en az 40-45 dakika ve üzerinde aralıksız aktivite yapması gerektiğini düşünüyor. Çoğunun iş programları ya da yaşam tarzları buna yer vermeyi imkánsız hale getirdiğinden -biraz da bunu bahane ederek- egzersiz yapmıyor.

20-30 DAKİKA YETİYOR

Oysa ortalama bir fiziksel faaliyeti günde 2-3 kez 15-20 dakika yapmak bile egzersizin getireceği fiziksel ve ruhsal iyileşmeyi sağlayabiliyor. Yani her gün mutlaka 35-40 dakikanın üzerinde yürümeniz, yüzmeniz veya koşmanız ya da her gün bir-iki saatinizi üyesi olduğunuz bir kulübe ayırmanız şart değil. Günlük programlarınızı bozmayıp, işinizi gücünüzü aksatmadan gün içinde kısa egzersiz uygulamaları yapmanız da işe yarıyor. Biz ve bizim gibi düşünenler, her gün sadece yarım saat yürümenin bile bedensel ve ruhsal alanda inanılmaz farklar yaratabileceğini biliyoruz.

Eğer egzersizin kalıcı veya en azından uzun süreli olmasını istiyorsanız, en iyi yolun onu kısa süreli ama sık sık yapmak olduğu anlaşılıyor. Çünkü düzenli egzersiz yaparak her gün harcayacağınız 100-150 kalorinin bile -mesele sadece kilo kaybı veya yağ yakmak değildir- ömrü uzattığı, kan basıncını dengelediği, şekeri ayarladığı, kötü LDL kolesterolü azaltıp iyi HDL kolesterolü yükselttiği, dengeyi, belleği, cinselliği desteklediği artık herkes tarafından biliniyor. Düzenli olarak her gün yarım saat yürümenin meme veya prostat kanseri riskini, hatta kolon kanseri riskini, % 20-40 oranında azalttığı anlaşılıyor. Düzenli egzersiz yapanların daha uzun yaşadıklarını sağlıklarının daha iyi olduğunu, daha iyi uyuduklarını gösteren bulgular var.

SEKS DE EGZERSİZ DE HAYATI UZATIYOR

Kısacası egzersiz yapmak demek gençleşmek, dinçleşmek, sağlığı daha kolay yönetmek demektir. Bunun için de her gün canınız çıkarcasına yoğun egzersiz yapmanız gerekmiyor. İşin aslı egzersiz yapmak kelimesini fiziksel faaliyeti arttırmak şeklinde düzeltmekten geçiyor. Çünkü beden taksimetreniz ve biyolojik kayıt cihazlarınız, çıktığınız merdiveni de, yürüdüğünüz yolu da, ofiste attığınız odalar arası turları da bir bir kaydediyor.

Egzersiz sadece kaslarınızı şişirip ruhunuzu kasmak için gerekli olan özel ve süslü bir süreç değildir. Sıradan bir fiziki faaliyetin bile vücudunuzu ve ruhunuzu gençleştireceğini unutmayın. Fırsat buldukça yürüyün, yüzün, bisiklete binin, evde temizlik yapın, bahçeniz varsa çimleri biçin, budama yapın, boş zamanlarınızda evinizi kendiniz onarın, hafta sonlarında yürüyüşe çıkın, parkları turlayın. Fırsat buldukça tenis, golf ya da halı sahada futbol oynayın. Ama ne yapın yapın hareketsiz tembel biri olmayın.

Seksersiz işe yarıyor mu?

Seks ve egzersiz ilişkisini araştırıp bu ilişkiyi "seksersiz" diye tanımlayanlar bile olmuş. Seks yapmanın ne kadar egzersize bedel olduğuna, kaç kalori harcattığına ise henüz tam bir yanıt veren olmamış. Bu biraz cinsiyete, seksin süresine, hızına, kullanılan pozisyonlara bağlı gibi de görünüyor. Yani herkesin seks süresinde harcadığı kalori farklı oluyor. Toplam bir ortalama değer verenler de yok değil. Bazıları bir seks süresinde 75-100 kadar kalori harcandığını tahmin etmiş. 1950'lerde yapılan ünlü bir cinsel araştırmada ise (Masters ve Johnson) erkek ve kadınların orgazm başına 7 ila 25 kalori harcadıkları tespit edilmiş. Bu konuda fazla bir bilgi de mevcut değil.

Kadınlar kalite erkekler skor peşinde

Düzenli ve sık seks yapanların daha sağlıklı olduklarını düşündüren bulgular var. Uzmanlara göre seks ile elde edilen mutluluk sağlığı olumlu yönde etkiliyor. Seks yaparken kadınlar kaliteye, erkekler sıklık ve sayıya önem veriyor! Yani cinsel mutluluk erkeklerde seksin sıklığı, kadınlarda ise kalitesi ile ilişkilendiriliyor. Daha fazla ve daha kaliteli seksin bağışıklık sistemini güçlendirdiği, stresi azalttığı, kalp damar yaşlanmasını yavaşlattığı, uykuyu derinleştirdiği, evliliği veya arkadaşlığı daha güçlü hale getirdiği anlaşılıyor.

Düzenli ve kaliteli seks sağlığın doğal bir parçası. Kendinizi daha güçlü ve iyi hissetmek istiyorsanız daha iyi bir cinsel yaşamınız olmalı. Seksin pek çok konuda faydalı olduğu anlaşılıyor ama mevcut veriler kilo kontrolünde pek işe yaramayacağını düşündürüyor.

ÖFKE KONTROLÜ

Öfke insanın yenemediği ve yıkıcı duygularının başında geliyor. Her ne kadar atasözleri "Öfke ile kalkan zararla oturur" dese de ne yazık ki, gerçekte öfkelenen insanlar, sonuçları düşünmeden hareket ediyor.

Hangi yöntemler öfkenizin taşmasını önler

Öfke kontrolü kolay bir şey olmasa bile uzmanların önerilerine kulak verilirse, basit bir kaç davranış değişikliği ile öfkenin önüne geçmek mümkün olabilir. Türk Psikologlar Derneği'nin bu konudaki önerileri dikkate değer...

Gevşeme:

Derin derin nefes alma, sakinleştirici durum ve manzaraları zihnimizde hayal ederek canlandırma gibi teknikler, kızgınlık ve öfkemizi yatıştırmamızda ve sakinleşmemizde yardımcı olurlar. Bu gevşeme tekniklerini öğrenebileceğiniz kitaplar, kasetler ya da dersler bulabilirsiniz. Bunları bir kez öğrendiniz mi her durumda kullanabilirsiniz. Eğer çabuk parlayan kişilerden oluşan bir ilişki içindeyseniz, bu teknikleri ilişkideki tüm tarafların öğrenmesinde yarar vardır.

Deneyebileceğiniz bazı basit yöntemler şunlar:
" Diyaframınızdan derin nefesler alın; göğsünüzün üst kısÖfke Kontrolümıyla nefes almanız sizi rahatlatmaz. Nefes alıp verdiğinizde göğsünüz değil, karnınız şişmelidir."

" Derin nefeslerinizi alırken, kendi kendinize tekrar tekrar "Gevşe!" ya da "Sakin ol!" diyerek telkinde bulunun.
" Belleğinizden çağırarak ya da hayal ederek sizi gevşetecek bir yer ya da ortamı düşünün ve gözünüzün önüne getirmeye çalışın.
" Kendinizi zorlamayacağınız, yavaşça yapılan Yoga-türü egzersizlerle kaslarınızı gevşetmeye çalışın.
Bu teknikleri hergün pratik yaparak ezberlerseniz, daha sonra karşılaşacağınız gergin ortamlarda otomatik olarak uygulayabilirsiniz.
Öfkenizin taşmasını önleyen yöntemler

Gevşeme:
Deneyebileceğiniz bazı basit yöntemler şunlar:

Karnınızı dolduracak şekilde derin nefesler alın; göğsünüzün üst kısmıyla nefes almanız sizi rahatlatmaz. Nefes alıp verdiginizde göğsünüz değil, karnınız sişmelidir.

Derin nefeslerinizi alırken, kendi kendinize tekrar tekrar "Gevşe!" ya da "Sakin ol!" diyerek telkinde bulunun.

Hayal ederek sizi gevşetecek bir yer ya da ortamı düşünün ve gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Geçmişte çok sakin oldugunuz bir yeri hatırlayın.

Bu teknikleri her gün pratik yaparak ezberlerseniz, daha sonra karşılaşacağınız gergin ortamlarda otomatik olarak uygulayabilirsiniz.

Düşünceleri değiştirme

Öfkeli insanlar düşüncelerini küfrederek, bağırıp çağırarak ifade etme eğilimindedirler. Kızgın olduğumuz zaman genellikle, olayları istemeden abartılı ve çarpıtılmış olarak algılarız. Bu tür düşünce biçimlerinizi fark edin ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirin.
Örneğin kendi kendinize, "Eyvah, her şey mahvoldu!" gibi bir şeyler söylemek yerine, "Dünyanın sonu değil ve buna şimdi öfkeleniyor olmam bu olayı olmamış hale getirmeyecek." diyebilirsiniz. Her iki düşünceyi de zihninizden geçirerek deneyin. Öfkenizin hangi düşünceyle arttığını ya da azaldığını görün.

Farkında olmadan çok sık kullandığımız ve bizi kızgınlık duygularına hazırlayan, "asla" ya da "her zaman" gibi sözcükleri zihninizde yakalamaya çalışın. "Hiç bir sey asla düzelmeyecek " ya da "Her zaman haksızlığa uğrayan ben olurum." gibi cümleler oldukça hatalıdır. Öfke duygunuzda haklı olduğunuzu düşünmenize de yol açar. Durumla ilgili yargıyı koyduğunuz için problemin çözümüne de katkıda bulunmaz.

Mantık öfkeyi yener, çünkü öfke haklı bir nedene bağlı olsa da, çok çabuk mantık sınırlarını aşabilir. Bu yüzden öfkelendiğinizi hissettiğinizde mantiğiniza sığının. Kendinize "Tüm dünyanin size kazık atmaya çalışmadığını" hatırlatın. Sadece, yaşamın iniş ve çıkışlarından bazılarını yaşadığınızı düşünün. Öfkenizin kontrolden çıkmaya başladığı her zaman, bu yönteme başvurun. Bu daha dengeli bir bakış açısını yakalamanıza yardımcı olacaktır.

Öfkeli insanlar her şeyi talepkar bir şekilde isterler. Bu durum, adalet için de böyledir, takdir, kabul, onay, vb. için de böyle. Herkesin bu değerlere ihtiyacı vardır. Elde edemeyince hepimiz üzülür, incinir, hayal kırıklığına uğrarız. Ama kızgın ve öfkeli insanlar, bunları talep ederler. Talepleri karşılanmayınca, hayal kırıklıkları engellenme duygusuna, o da öfkeye döner.. Bu insanlar, düşünceleri üzerinde çalışıp onları yeniden yapılandırırken, bu talepkàr özelliklerinin farkına varmalı ve "beklentileri"ni, "arzular"a dönüştürmelidirler.

Problemi çözme

Bazen öfke duygularımız yaşamımızdaki gerçek ve kaçınılmaz sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. Kızgınlık duyguları böyle zamanlarda bu zorluklar karşısında yaşanan doğal ve sağlıklı duygulardır. Böyle durumlardaki en yararlı tutum; önce durumu değiştirip değistiremeyeceğimizi araştırmaktır..
Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın ama, yanıtları hemen bulamıyor, sonuca hemen ulasamıyorsanız, kendinizi cezalandırmayın.

Daha iyi iletişim

 Öfkenizin altında ne yattığını da anlamaya çalışın. Insanın eleştirildiği zaman savunmaya geçmesi dogaldır, ama siz de saldırıya geçip savaşmayın. Onun yerine söylenenlerin altında yatanı bulmaya, asıl söylenmek isteneni dinlemeye çalışın. Ya da belki o ortamdan biraz uzaklaşıp rahatlamak isteyebilirsiniz. Ama kendinizin ya da karşınızdakinin öfkesinin kontrolden çıkmasına izin vermeyin. Sükúnetinizi korumanız, durumun raydan çıkıp bir felakete dönüşmesini engelleyecektir.

Mizah kullanın

Mizah, çeşitli yollarla öfkenizin yoğunlugunun azalmasına yardımcı olabilir. Her şeyden önce daha dengeli bir bakış açısı sağlar.
Birine öfkelenip de belli sıfatlarla etiketler takmaya başladığınızda, bir an durun ve o insanın gerçekten o "şey" ya da "öyle" olduğunu düşünün. Bu sahneyi gözünüzün önüne getirin. Örnegin birine, "muşmula" ya da "odun kafalı" gibi sıfatlarla saldırdığınızda, o kişiyi gerçekten bir muşmulaymış gibi hayal edin ve gündelik işlerini o şekilde yaptığını gözünüzün önüne getirin. Öfkenizin azalmaya basladığını göreceksiniz. Çünkü mizah sırasında yaşanan duygularla, öfkenin bir arada bulunması mümkün değildir.

Çevrenizi değiştirmek

Bazen, sinirlenip öfkelenmemize yol açan "şeylerin" yakın çevremizde olduğunu fark ederiz. Sorunlar ve sorumluluklar üzerinize öylesine yıkılır ki düştüğünüz tuzağa ve o tuzağı temsil eden insanlara karşı öfke ile kavrulursunuz.
Biraz ara verin. Gün içinde özellikle stresli olacağını bildiginiz saatlerde, sadece kendiniz için kullanacağınız bir zaman ayirin.

Zamanlama:
Eğer sevdiğiniz kişiyle belli konuları belli saatlerde konuşuyorsanız ve bu konuşmalar da hep tartışma ile sonuçlanıyorsa, bu tür konuları konuşma saatinizi değiştirin. Belki yorgun, dikkatsiz oluyorsunuzdur ya da bu sadece bir alışkanlık haline gelmiştir.

Alternatifler bulun: Bazı olaylar sizi öfke duyguları içinde bırakıyorsa, bunu çözmeyi bir iş edinin ve uygun yollar araştırın.
Danışmanlığa ihtiyaç duyuyor musunuz?
Eğer öfkenizin, kontrolünüz dışına çıktığını düsünüyorsanız, ev ve iş hayatınızın önemli boyutları bu duygudan etkileniyorsa, bir psikologun danışmanlığına başvurabilirsiniz.
Unutmayın, öfkeyi yok edemezsiniz, tüm çabalarınıza rağmen sizi öfkelendirecek olaylar olacaktır.
Yaşam her zaman için engellerle, acılarla, kayıplarla ve diğer insanların onlardan beklemediğiniz davranışlarıyla dolu olacaktır.
Bunu değiştiremezsiniz. Ama bu olayların sizi etkileme biçimini değiştirebilirsiniz. Kızgınlık ve öfke tepkilerinizi kontrol ederek, uzun vadede onların sizi daha mutsuz kılmasını önleyebilirsiniz.

Füsun SAKAFüsun SAKA(fusunsaka @ gmail.com) Önceki yazıları :

SÜT BANYOSU VE CİLDİNİZ
ALZHEİMER NEDİR
OBEZİTE VE PSİKİYATRİ
 
DOGAL KOZMETİK DEVRİ 
İLİŞKİLERDE MOLA VERMEK 
KISKANÇLIK 
PSİKOLOJİK DESTEKLE KİLO VERİN 
PSİKO ACİL HİZMETİ 
EVLİLİKLERDE CİNSEL SORUNLAR 
KİLOLARA VEDA 
İKİLİ İLİŞKİLER VE KISKANÇLIK 
KADINDA İSTEKSİZLİK 
KELLİK SORUNUNA YENİ UMUT 
FÜSUN SAKA Bitki Çayları

Lopez değil Ebru Gündeş

Ebru Gündeş, yeni albümünün kapak çekiminde Jennifer Lopez'i taklit etti
Sahne ve televizyon programlarında saçı, makyajı ve kostümleri için büyük özen gösteren Ebru Gündeş, yeni albüm çalışmasında aynı özeni göstermedi ve kolay yolu seçti. Şarkıcı, "Evet" adlı yeni albümünün kapak fotoğraflarını çektirirken, makyajını ve saçını birebir Jennifer Lopez gibi yaptırdı.
Büyütmek içi tıkla
ÇEKİME ELİNDE ALBÜMLE GİTTİ
Lopez'in Como Ama Una Mujer adlı albümünün kapağıyla fotoğraf sanatçısı Ayten Alpün'e giden ve "Aynen bu fotoğraftaki gibi bir görüntü istiyorum" diyen Gündeş, saçı ve makyajıyla gerçekten de Lopez'e tıpatıp benzedi. Bu fotoğraf benzerliğiyle albümünden söz ettirmeyi düşünen Gündeş, yeni çalışmasıyla bayramdan sonra müzik marketlerde olacak.

Albümde Neler Var.

-Harika  Söz & Müzik: Serdar Ortaç
-Ölümsüz Aşklar Söz & Müzik: Abdurrezzak Ravi İncigöz
-Evcilik Oynayamam Söz: Fettah Can, Altay Biber Müzik: Altay Biber, Fettah Can
-Sadece Sevdim Söz & Müzik: Reza Zarrab
-Evet Söz & Müzik: Altay Biber
-Tükeneceğiz Söz & Müzik: Sezen Aksu
-Kızıl, Mavi Söz & Müzik: Ersay Üner
-Dert Faslı Söz & Müzik: Reza Zarrab, İlyas Keçeci
-Evlenir Miydik Söz: Hakkı Yalçın Müzik: Emirkan
-Dünya Dönüyor Söz & Müzik: Orhan Gencebay

Tercihiniz?
Ahmet MARANKİ
Suna DUMANKAYA
İbrahim SARAÇOĞLU
Yasemin AMATO
Erkan TOPUZ
xprodoksit Blog
GEZELİM GÖRELİM

Online Doktor


Xprodoksit Blog
Suna Dumankaya Videoları 

Gizlilik Politikası

Kullanım Şartları

 
OKUNASI