| Tanıtım |
![]() |
|
|
![]() ALEV EKEN ![]() NURAN ATMANOĞLU ![]() SUNA DUMANKAYA ![]() FUSUN SAKA ![]() YASEMİN AMATO ![]() MERYEM DEDE ![]() SULEYMAN ESERDAĞ ![]() FİKRİYE ABLA ![]() ERKAN TOPUZ ![]() MEHMET ÖZ ![]() İBRAHİM SARAÇOĞLU ![]() |
| Reklam |
|
|
İftarda midenize yüklenmeyinNormal zamanlarda 3 ve daha fazla beslendiğimiz için bu dönem içinde öğün karmaşası yaşanmakta ve gün içinde yaşanan açlıktan sonra aşırı ve sağlıksız beslenme ortaya çıkabilmektedir.
“Gün boyu aç olunacağından sahur bizi güne hazırlayacak bir öğündür. Sahur sayesinde gün içinde en az 18 saat aç kalacak olan vücudumuzun gece aç kalmamasını sağlamış oluruz. Sahur öğününde seçilen besinler yağlı, hamur işi ve ağır gıdalardan Diyetisyen Merva Çimili, bireyin sahurdan sonra hemen uyuması ile, alınan ağır ve yağlı besinlerin reflü, gastrit ve ülser gibi hastalıklara yol açabileceği uyarısında bulundu. Çimili, şöyle devam etti: “Şekerli besinler besinler kan şekerini hızla yükseltir, bu da gün içinde kan şekerinin daha hızlı düşmesine neden olur. Kan şekerini en iyi seviyede tutmak ve tok kalmak için sahurda protein içeriği yüksek, iyi kaliteli protein (süt, yoğurt, yumurta) ve kompleks karbonhidrat (kepekli ekmek) içeren besinlere yer verilmelidir. Su tüketimi 2 litreden az olmamalıdır. Sahur kadar önemli olan bir başka öğünün de iftardır. Gün içinde açlıktan dolayı çok düşük seviyelerde olan kan şekeri, doyma eşiğini de yükseltmektedir. Artan iştahla besinler iyi çiğnenmeden ve çok miktarda tüketilebilmektedir. Bu yüzden iftar öğününe hafif ve az yağlı, az şekerli, küçük porsiyonlarla, yavaş yavaş, ana yemeklerin önüne yüksek posalı aparatiflerle başlamak yemek sonrası oluşabilecek hazımsızlık, ekşime, mide yanması, kramp şeklinde mide ağrıları, barsak problemleri, gaz sorunları, reflü, gastrit ve ülserler, kusma, bulantı, uyku basması ve bitkinlik gibi sorunlarla karşılaşmamızı önler.” Diyetisyen Çimili, orucun kahvaltı türü besinlerle ya da çorba ile açılabiliceğini, 15 dakikalık ara verilmesi ardından ana yemeklerin yenilmesini, kolalı içeceklerin yerine ayran, meyve suyu, maden suyu ve bitkisel çayların alınmasının sağlıklı olacağını anlattı. Merva Çimili, kolalı içeceklerin yüksek enerji ve karbonhidrat içerdiğini, bunun yerine maden suyuyla gün içinde kaybolan mineral ihtiyacının karşılanabileğini bildirdi. Çimili iftarda ve sonrasında şunları önerdi: İFTAR SONRASI ÇAY VE ÇAHVE'YE DİKKAT İftar ardından içilecek çay ve kahvenin su kaybını artırıcı etkisinin de olabileceğini, besinlerin vitamin ve mineral oranını düşüreceğini anlatan Merva Çimili, “Siyah çay ve kahve yerine yeşil ve bitkisel çaylar tüketilebilir. Daha sonra kuruyemiş olarak fındık, badem, ceviz içi tüketilebilir. Bitkisel çayların yanında da kek ve kurabiye gibi besinler yerine diyet bisküviler tercih edilebilir. İftardan 1-2 saat sonra hafif ara öğün tüketilebilir. Bu ara öğünde ise meyve, süt veya yoğurt, diyet bisküvi gibi besinler tercih edilmelidir” dedi. Dyt. Mevra ÇİMİLİ |
|
Daha önce YÜZ
YOGA' sı ile takip ettiğimiz Yoga uzmanı Lourdes Doplito
Çabuk' un kendi gibi Yoga uzmanı Adnan Çabuk ile olan
evliliğine dair detayları bu yazıda bulabilirsiniz.
Lourdes Doplito Çabuk: ![]() * Erkeklere güvenim kalmamıştı. 20 sene hiç gülmedim. Filipinler'de mağazama bir Türk geldi. Yıllar sonra beni o güldürdü. * Havalimanında "Seninle evleneceğim," dedi. Evlendik ama 10 sene birlikte yaşamadık. * En küçük çocuğum 20 yaşına gelince, "Artık benimle İstanbul'a gel. Onların sana ihtiyacı kalmadı. Ama ben seni çok bekledim," dedi. * Bütün zorluklar imtihandır. Hayatı bize acılar öğretir. En büyük yogi, hakaret ve zorluklara, şikâyet etmeden katlanabilendir. * Çoğumuz az nefes alarak yaşıyoruz. Bu da beyinde karamsarlık ve korku üretiyor. Derin nefes al, depresyona girmezsin! Derin nefes alan hayatta daha mutlu olur. "Aşk
seksüel bir istektir sonuçta biter" -Nasıl bir
hayatınız var? -A.Ç: Normal insanlar gibi yaşamıyoruz. Herkese saygımız var, ama biz daha evrensel boyutta yaşıyoruz. Bazen Lourdes "Beni sevdiğini neden söylemiyorsun?" diyor. Benim sevgim, aşktan üstün olduğu için bu sözlere ihtiyacım yok. Yani âşık olup da evlensem bir müddet sonra kavga eder bırakırım. Aşk Sekssüeldir, kıvılcım gibidir. Sonuçta bir istektir ve biter. Yogiler senede belki bir kez sevişirler. Sevişmek kutsal bir seremonidir, çocuk yapmak içindir. Yogada enerji aşağıya doğru değil, yukarı doğru çıkar. Enerji yukarı çıkar, beyin aydınlanır. "Cinsellik erkeği yaşlandırır
kadını güzelleştirir" -Cinselliği zararlı olarak mı görüyor yoga felsefesi?
-A.Ç: Seks, enerji kaybıdır. Zaten bir sperm, 40 damla kandan meydana gelir. Erkeği yaşlandırır. Yogada enerji aşağıya doğru değil, yukarı doğru çıkar. Enerji yukarı çıkarsa beyin aydınlanacak. Yogi normalde cinsellik istemez ama eşini mutlu etmek için yapar. Kadın için yararlıdır, güzelleştirir. -Niye erkeği yaşlandırıyor? -A.Ç: Kadına daha yararlıdır. Ama erkeğin daha az yapması lazımdır. Çünkü erkek bir defa orgazm oluyor. Kadın daha mutlu, daha güzelleşen bir hal alıyor. Cinselliğin fazlası iyi değildir. Müthiş bir enerji harcanıyor. En çok enerji sekste harcanır. Kadın yogi, erkek yogi gibi aydınlanmak istiyorsa o da az seks yapmalı. Aydınlanabilmek için cinselliğin kontrol altına alınması lazım. -Bu nasıl bir aydınlanma? -A.Ç: Buda veya Yunus gibi olmak. İlâhi aşamada yaradan ile buluşma demek aydınlanma. Korku yok, korkuyu azaltıp yok edeceksiniz. Aydınlanma belirli bir yaşa gelmiş artık dünyevi işlerle ilgisi kalmamış insanlar için geçerlidir. Kişi 20 yaşında aydınlanmaz, çünkü dünyevzevklerle ilgilidir. Aydınlanma normalde 40'ından sonra başlar. Sabır önemli. Aydınlanmak için üçüncü gözün açılması lazım. Kalp gözü! -Bunları herkes yapabilir mi? -A.Ç: Buda yapmış, Mevlâna yapmış. Bizi yaratanın bahçesine girmek istiyorsak, o hakiki özümüze, gerçek hürriyete kavuşmuş oluruz. Hiç kolay değil. 20 milyonda bir kişi eriyor. Yani ben aydınlanmak istiyorum diye aydınlanacağım demek değildir. Ben çalışıyorum, o yoldan gidiyorum ama nasip olursa olur, yani yaradan evet derse olur yoksa gene olmaz. -Peki aydınlanma olmazsa bütün bu yaptıklarınız boşa mı gidiyor? -A.Ç: Olur mu hiç? Biz birçok insandan daha kaliteli yaşıyoruz, bir kere. Daha az depresyona gireriz, daha az kızarız, kıskançlık yapmayız. Lütfen önce bulunduğunuz yerden kalkın. Ayakta derin bir nefes alın. Akciğerlerinizi iyice temiz havayla doldurun... Şimdi oturun. Yerinize otururken bir esneme hissi geldiyse, bırakın kendinizi, ağzınızı açın, dolu dolu esneyin. Tam nefes almaya devam edin. Bir beklentiniz olmadan sadece durun! Aklınızdan geçenleri de durdurun. Sadece aldığınız her nefesin gelip gidişiyle olun. Hiçbir şey yapmadan oturun. Kendinizi rahatlamış hissediyorsanız, devam edelim. Dikkatinizi nefesinize yöneltin. Her şeyi olduğu gibi bırakın. Kontrolü bırakın. Hiçbir şey yapmamanın, her şeyi kontrol etmeye çabalamaktan daha iyi sonuçlar verebileceğini hiç düşündünüz mü? Şimdi gözünüzü bu sayfanın fotoğraflarındaki iki insanın yüzlerinde gezdirin. Ne kadar huzurlular değil mi? Yaşlarını tahmin etseniz? Adnan Çabuk 65 yaşında. Filipinli eşi Lourdes Doplito Çabuk ise 55! Üstelik Lourdes Hanım'ın tam beş torunu var. Onların pek çoğumuzdan farklı bir hayatları var. Kendilerini o anın getirdiklerine bırakarak yaşıyorlar. Ve Zen Öğretisi'ne göre, çoktan usta olmuşlar bile.. Bir kere nefreti, nefret etmeyi çıkarmışlar hayatlarından. İhtirastan, egodan, bencillikten kurtulmayı mutluluk olarak görmüşler. Hiç başağrısı çekmemiş, ilaç bile kullanmamışlar. Nasıl mı? Doğru nefesle, herşeyi kontrol etmeyi bırakarak... -Bir Filipinli ile Türkün beraberliği nasıl olur? -A.Ç: Türk yogi olunca evlilik de farklı oluyor. 15 sene önce evlendik. Ama son beş senedir beraberiz! Çocukları vardı Lourdes'in. Küçüklerdi, annelerine ihtiyaçları vardı. Dedim ki; "Ben zaten yogilikten dolayı seyahat ediyorum, sen çocuklarını yetiştir, senede bir gelir, bakarım size..." Senede bir geldim, bir ay kaldım, dertlerini hallettim. - Film gibi bir tanışma hikayeniz var... - L.Ç: Medikal laboranttım. Aynı zamanda Filipinler'de, Manila'da kristal taşlar sattığım bir mağazam vardı. - A.Ç: 50 yaşıma kadar bekâr yaşadım. Şimdi 65'im ama kendimi 40 gibi hissediyorum. ABD'de kalmak için kâğıt evliliği yapmıştım. Sonra bitti. İçimdeki ses, eşimin beni Uzakdoğu'da beklediğini söylüyordu. Filipinler'e gittim. Makati'de güzel bir kristal dükkanı gördüm.Satıcı, "Patronum madam Lourdes'tir, onu çağırayım," dedi. - L. Ç. Mağazaya annemi gönderdim. Bir saat sonra, yabancıyı yanında görünce şaşırdım. Evdeki kristalleri de görmek istemiş.Karşımda kristalleri çok iyi tanıyan bir Türk! - A.Ç: Madam Lourdes'i şişman, yaşlı, kalın sesli bir hanım teyze olarak bekliyorum. Çok hoş, narin bu güzel kadını karşımda görünce şaşırdım Sonra iyi arkadaş olduk telefonlaşıyorduk, - L.Ç: Manila'da işler kötüye gitmeye başladı. Dört çocuğumla yalnızdım. Onlara iyi bir eğitim vermem gerekiyordu. Amerika'ya gitmeye karar verdim ama çalışma iznim yoktu..'Yapamıyorum, geri döneyim' derken, Adnan aradı. "Ben havalimanındayım, geliyorum," dedi. İnanamadım. "Seninle evleneceğim," dedi.. Çok şaşırdım. Amerikan vatandaşlığı varmış.. " - A.Ç: Çocuklarını sevmiştim. Baba olsaydım, içimde ancak bu kadar sevgi olurdu. Bu kız hiç gülmemiş senelerce... Benimle gülüyor, değişik bir enerji oluştu aramızda. Bana mektup gönderince "Bu kızı ve çocukları kurtarmak lazım," dedim. ABD vatandaşı olsun diye evlendik hemen. -Evlendiniz ve birbirinizi 10 sene görmediniz... - L.Ç: Haberleşiyorduk devamlı. Belki başta hiç erkek düşünmüyordum, sadece çocuklar ve iş. Adnan Bey 2000 yılında bana "Artık Türkiye'ye gelmek istemiyor musun?" diye sordu. - A.Ç: Çocuklar büyümüştü.İyi bir annesin, bu güne kadar yaşamamışsın, senin de yaşamaya hakkın var. Çocukları uzaktan yönetme imkânına sahip olursun," dedim. - Çocuklar kaç yaşındaydı o zaman? - A.Ç: En küçüğü 20 olmuştu.. Annelerine yapışmışlardı adeta. "Ben seni yaşatacağım," dedim. Hiç uyumamış belki hayatı boyunca, hep ailesine hizmetçilik yapmış. "Senden hiçbir şey istemiyorum," dedim. Ona hizmet etmek istedim. Çocuklar, annesi, babası, kardeşi, hepsi bana karşı çıktı. - L.Ç: "Doğrusu budur. İstersen gel, istersen gelme, ama gelmezsen ben yoluma gidiyorum, beklemem," dedi. Çok sabretmişti. Çocuklar bayağı sıkıntı yarattı ama "Geleceğim," dedim. İlk geldiğimde üç ay İstanbul'da kaldım, üç ay Amerika'da... - Şimdi beraber yaşıyorsunuz... - L.Ç: Tam beş senedir beraber yaşıyoruz. Adnan olmayınca ben yaşamıyorum sanki. Tuluhan Tekelioğlu(Sabah) |
| GEZELİM GÖRELİM |
|
![]() ![]() |
| OKUNASI |
|
|