Ana Sayfa


Temmuz 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031
Yıllık Arşiv
Tanıtım
Kimler Var?
AHMET MARANKİ
Ahmet MARANKİ
ALEV EKEN
Alev EKEN
NURAN ATMANOĞLU
Nuran ATMANOĞLU
SUNA DUMANKAYA
Suna DUMANKAYA
FUSUN SAKA
Füsun SAKA
YASEMİN AMATO
Yasemin AMATO
MERYEM DEDE
Meryem DEDE
SULEYMAN ESERDAĞ Süleyman ESERDAĞ
FİKRİYE ABLA
Fikriye Ablanız
ERKAN TOPUZ
Prof.Dr. Erkan TOPUZ
MEHMET ÖZ
Prof.Dr. Mehmet ÖZ
İBRAHİM SARAÇOĞLU
Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU
Reklam


Gelinlik Modelleri

reklam

Son Fotoğraflar
ADRİANA LİMA
Özel Arama


Ana Sayfa > Arşiv > 27.07.2008
Arşiv > 27.07.2008

Hangi Soruna Hangi Besin Faydalı

AKNE

Ne Yemeli ?

Parlak kırmızı ve oranj meyve – sebzeler beta karoten içerdikleri için vücudun A vitamini eksikliğini onarırlar. L.A. Dermotoloğu Dr. Howard Murad, ayrıca yeşil yapraklı sebzelerin B6 Vitamini açısından zengin olduğunu ve ciltte oluşan kabarıklıkları azalttığını söylüyor. Bununla beraber, sivilce oluşumunu da azaltmış olurlar.

Sakınılması Gereken Yiyecekler

Aşırı tuz tüketimi, karides ve çeşitli yosunlar ciltteki yağ bezelerini uyardıkları için gözeneklerin tahriş olmasına sebebiyet verebilir. Ayrıca bilinenin aksine saf çikolata akneye neden olmaz fakat tatlı tüketimi sonucundaki şeker alımının artması akne oluşumuna neden olur.

KIRIŞIKLIKLAR

Ne yemeli ?

Çilek gibi canlı renkli meyveler, gençleştirici C vitamini, cildi koruyucu kolajenler ile antioksidanlar içerir.  Amerikalı dermatolog Nicholas Perricone, somon ve istakoz gibi turuncu deniz ürünlerinin, C ve E vitaminlerinden daha güçlü bir antioksidan olan, astaksantin içerdiğini söylüyor. 

Sakınılması gereken yiyecekler:

Perricone, kolajen oranını yükselterek sarkmalara neden olabilecek şeker alımını dengelemek için tarçın (1/8 çay kaşığı alınması kan sekerinizin iki hafta süreyle düşürür) yenmesini tavsiye ediyor. Bouman, fazla demir almanın kırışıklıklara neden olabileceği belirtiyor.

İNCE VE GÜÇSÜZ SAÇLAR

Ne yemeli:

Brandt, biotin bakımından zengin yiyeceklerin (koyu yeşil yiyecekler ve et) saçların daha güçlü ve hızlı büyümesini sağladığını belirtiyor. Saç proteinden oluşur. Bu yüzden bezelye ve yumurta gibi yiyecekler sağlıklı gelişim için çok önemlidir. Zeytinyağında bulunan  squalene maddesi saçın nemini korumasında yardımcı olur.

Sakınılması gereken yiyecekler:

Eğer saçlarınız inceliyorsa, bu sorunu arttıracak yüksek miktarda A vitamini içeren gıdalardan kaçınmanızı tavsiye ediyor. Fakat badem gibi kabuklu yemişleri yemelisiniz. Çünkü içlerinde derinin tahriş olmasını ve saçların incelmesini engelleyen çinko bulunur.

CANSIZ CİLT

Ne yemeli:

Amerikalı Dermatolog Howard Murad'a göre  yeşil ve turuncu sebzeler vücudun A vitamini seviyesini yükseltir, bu da cilt hücrelerini güçlendirerek tenin daha canlı ve parlak olmasını sağlar. Murad, soya fasülyesi ve yer elmasının içerdiği bitkisel östrojen sayesinde cilde parlaklık verdiğini belirtiyor. Dr. Perricone ise bunlara ek olarak , çilek yemenin  gözeneklerin daha küçük görünmesini sağlayacağını belirtiyor.

Sakınılması gereken yiyecekler:

Baharatlar, sarımsaklar ve soğanlar kan dolaşımını hızlandırır ve sağlıklı bir görünüş sağlar. Ancak fazla tüketilmesi yüzünüzde kızarıklığa yol açabilir. Besinlerin emilmesini engelleyerek cildi soluklaştıran şeker, kafein ve kızartılmış yemeklerden uzak durulmasını tavsiye ediliyor.
Howard Murad
Dermatolog Dr. Howard Murat

Howard Murad Kimdir?

Howard Murad,  Queens, New York’ta büyüdü ve ilk mezuniyet derecesini Brooklyn Koleji Eczacılık Fakültesi’nden aldı. Daha sonra California Universitesi, Irvine Tıp Fakültesi’ne devam eden Dr. Murad, stajını, New York’ta Queens Hastanesi’nde tamamladı.

Stajını tamamladıktan sonra askeri doktor olarak Amerikan ordusuna katılan Dr. Murad, 1967’de Vietnam’a asker olarak gitmesinin ardından bir yıl sonra Ft. Louis, Washington’a atandı. 1969-1972 yılları arasında UCLA Veteran’s Administration Hastanesi’nde dermatoloji ihtisasını tamamladı.

Dr. Murad, 1972 yılında ihtisasını tamamlamasının ardından, Westchester California’da kurduğu 2 odalı ilk ofisinde, 1 hemşire ve 1 hasta ile işe başladı. Yoğun ve özverili çalışmaları sonucunda 1995 yılında, Southern California civarındaki El Segundo’da yer alan yeni ofisine taşındığında, hasta sayısı 50 bin kişiden fazlaydı.

80’lerin ortasında Dr. Murad, gelen hastaların önceliklerinde değişim olduğunu fark etti. Hala klasik dermotoloji tedavisi ( akne, cilt kanseri, sedef hastalığı vb.) için çok sayıda hasta gelmesine rağmen aynı sayıda kişi, koruma sağlayan cilt bakımı için de geliyordu. Özellikle insanlar, yaşlanma etkilerine karşı herhangi bir tedavi olup olmadığını öğrenmek için gelmeye başlamıştı.

1989’da, koruma sağlayan cilt bakımı ihtiyacı ile gelenlerin sayısı artık ihmal edilemeyecek kadar artmıştı. Bu sene içerisinde Dr. Murad, ilk üç ürününü geliştirdi.

Bunlar; Oily Prone Skin Formula (Yağlanmaya eğilimli ciltler için formül), Skin Smoothing Cream (Cilt pürüzsüzleştiren formül) ve Age Spot and Pigment Lightening Gel (Yaşlılık lekelerinin ve pigmentlerin rengini açan jel) idi. Dr Murad’ın böylece başlayan değişim hareketi, cilt bakımı ve dermatolojiye bugünün anlayışını kazandırdı.

Bu üç ürünün formüllerinden geliştirilerek üretilen ve bugün piyasada olan Dr. Murad’ın diğer ürünleri, hala en çok satanlar arasında yer alıyor. Şu anda estetisyenler ve dermotologlar için 60’tan fazla Murad® cilt bakım ürünü bulunuyor.

Dr. Murad, ilk Medikal Day Spa’yı 1988’de Brentwood, California’da açarak en az cilt bakım ürünleri kadar önemli bir trend yarattı.

Hayatını, insanların ciltlerini, sağlıklı ve güzel hale getirmeye adayan Dr. Murad bunu, vücudun içinden ve dışından uygulanan programlarla gerçekleştirdi.

Yıllarca, her çeşit cilt tipi ve cilt rahatsızlığını yaşayan kişileri tedavi ettiği için hastalarının ne istediğini ve neye ihtiyaç duyduğunu çok iyi anlayıp ona göre bir bakış açısı geliştiren Dr. Murad, teoriyi pratiğe dönüştürerek en sık karşılaşılan problemlere karşı formüller geliştirdi.

Los Angeles California’da Dermatolog, Eczacı ve UCLA  Dermatoloji Profesörü Dr. Murad, aynı zamanda 2004 yılının Nisan ayında kitapçılarda yerini alan “Wrinkle-Free Forever” ve takip eden “Cellulite Solution” kitaplarının yazarı. Amerika CNN Today Show’da, Time View’da ve 40’ı aşkın sağlık ve güzellik programında, sağlık için vazgeçilemez, eşsiz Su Prensibi ( The Water Principle ) kavramını insanlarla paylaştı.
www.murad.com.tr


Erkekler daha geç yaşta evlendiğinden, evlilikte “erken giden taraf” oluyorlar genellikle... Bu da “bir yastıkta kocayamadan”, nispeten genç yaşta yalnız kalmış, hatırı sayılır bir dul nüfus yaratıyor.
Çoğu, hayata yeniden başlamak için geç sayılacak yaştalar...
Hayatın kepenklerini tümden indirmek içinse erken... 
Kimi zaman babasız kalan çocuklarını kanatları altında toplayıp korumaya, kollamaya, okutmaya çalışıyorlar.
Daha ileri yaşlarda, üzerlerine yüklenen görev, torun büyütmek oluyor.
Kimse kendilerine ait bir hayatları olup olmadığını, bu “son düzlük”ü nasıl yaşamak istediklerini sormuyor.
Yitik kocalarından sonra çocuklarını, torunlarını eş ve iş edinip onlar üzerinden bir final kuruyorlar.
Genç yaşta iseler bu sorumlulukların üzerine bir de dul kadın olmanın toplumsal önyargılarıyla, densiz çağrışımlarıyla, mahalle baskısıyla savaşıyorlar.
Yaşlı iseler “sığındıkları” evlat evinde kaynana rolüne bürünüyorlar.
Her koşulda dullar için yorucu bir final koşusu bu...

Ana tanrıça
Bu zorluğu keyfe dönüştürmüş bir kadını yitirdim geçen hafta...
Perihan teyzemdi.
Sinemada “BB”lerin, “CC”lerin moda olduğu dönemde o da benim “PP”mdi...
Kucağında büyüdüğüm yarı-annem, eteğine gizlendiğim anaç gölgem...
Çocukluğumun huzurlu, geniş bahçelerinin bağbanı oydu. Kadınlığın, ekrandaki güzellik kraliçesinden çok, topraktaki bereket ana tanrıçasına benzediğini bana öğreten o...
70’lerin başında Muhsin Batur’un jetleri çatımızın üstünden uyarı uçuşu yaptığında onun kollarına kaçmıştım.
80’lerin başında tank seslerine onun yanında uyanmıştım.
Gönülsüz evlendirilmiş ama sonradan eşine “gönül” vermiş, boy boy kızlar yetiştirmiş, tek başına kaldıktan sonra da kızlarına kendisininkinden çok daha iyi bir hayat devredebilmişti.
Belki ömür boyu çektiklerine karşı, kendi geliştirdiği bir savunma mekanizmasıyla büyük dertleri, şen şakrak bir tevekkülün bohçasına sarar, rafa koyardı.
Genç yaşta dul kalmasını, müebbet bir mahkumiyet olmaktan çıkarıp beraate dönüştürmesini bilmişti.
Kendisi kadar bereketli dut, kayısı, vişne ağaçlarının gölgesinde kardeşlerini, üç kızını, sonra torunlarını yetiştirdikten sonra tek başına yaşamını sürdürmüş, hayat dolu kişiliğinden zerrece taviz vermemişti.

Şen dul
Bizlerse bu “Şen dul”un kuyruğuna gönüllü teğellenmiş lunapark çocukları gibiydik.
Bir bakardım, teyzem ve kızlarıyla, Aydınlıkevler’in bir kaldırımında, resmi ziyarete gelmiş bir yabancı devlet başkanının karşılamasındayım.
Ya da sabahın köründe, Lunapark aile gazinosundaki Zeki Müren konserinin bilet gişesi önünde...
29 Ekim sabahları Hipodrum’da... Akşamları feneralayında... Ya da bayramda sabırla kepçelediği koca bir mantı tenceresinin başucunda...
Kadınları, çocuk yaşta “kadınlar matinesi”nde tanıtmıştı bana...
Lezzeti, içindeki bakır 5 kuruşun hep bana isabet ettiği çiğböreklere gizlemişti; sevgiyi, son görüşmemizi bile “Seni seviyorum” diye bitiren sesine... Son çektiğim fotoğrafındaki gülüşüne...

Baba toprağı
Kalbinin yorulduğunu yalnız biz değil, kendisi bile anlamamıştı.
Prof. Tümer Çorapçıoğlu hocamız, pek müşküllü bir ameliyatta tek damarını değiştirdi ama diğerinde hâlâ yılların tortusu vardı.
Eskisine göre daha zor yürüyor, çabuk yoruluyordu ama kısılan sesinde bile eski neşeli tonlar çınlıyordu.
Tam iyileştiğinde babasının toprağına, Kırım tatarlarının vatanına götürmeyi vaat ediyordum ona...
O, “Prag’ı göremedim” diye dertleniyordu.
Çoğumuzun evden kafamızı dışarı uzatamadığı bu kavurucu yaz sıcağında gençlik aşkı Foça’ya tehlikeli bir yolculuğu göze aldı.
Başına çiçekli şapkasını taktı, çoluk çocuk tatile çıktı.
Yine ailece gidilen coşkulu bir gezinin keyfini çıkardı.
Ve 70 yıllık ömrünü, orada torunlarının kollarında noktaladı.

Mükerrer mezar
Onu babasının toprağına götüremedim ama babasının toprağına defnedilirken başucundaydım.
Baba-kız, çeyrek asır sonra bir “mükerrer mezar”da buluştular.
Bizse, hafızamızın derinliklerinde bir kaleydeskop gibi rengarenk ışıklar döndüren binbir anıyla veda ettik ona...
Ben dünyaya geldiğimde çığlık çığlığa ağlarken o gülüyordu muhtemelen...
Şimdi o, dünyadan giderken ben yine ağlıyordum; ve eminim o yine gülüyordu yattığı yerden...
Saçtığı sevda tohumlarının, çevresindeki her bir bedende çoğalarak yaşadığını bildiğinden...

Can Dündar
Bir sabah 3 avcı ava çıkmışlar. Aralarından bir tanesi, kendisinin çok deneyimli olduğunu iddia edip duruyormuş.
Dere tepe, ova orman gezerek bir av bulmaya çalışırlarken; çok deneyimli olduğunu iddia eden avcı, ufarak bir delik görmüş; arkadaşlarına:
- Hemen yere yatın, demiş; bu bir tavşan yuvası.
*   *   *
3 avcı da yere yatıp deliğe doğru nişan almışlar.
Biraz sonra delikten bir tavşan çıkınca da, hemen vurmuşlar tavşanı.
Sonra yine sürdürmüşler yeni bir av aramayı.
*   *   *
Bu kez, deneyimli olduğunu iddia eden avcı, daha büyük bir delik görmüş:
- Hemen yatın yere, demiş; bu da bir tilki yuvası...
*   *   *
Avcılar yine yatmışlar yere ve çiftelerini biraz daha büyükçe olan deliğe doğrultmuşlar.
O büyükçe delikten de bir tilki çıkınca, vurup öldürmüşler tilkiyi.
*   *   *
Dere tepe yürümeye ve yeni avlar aramaya devam...
Derken büyük mü büyük, mağara kapısı gibi bir delik daha görmüşler; sevinmişler de:
- Nihayet avların en büyüğünü avlayacağız, diye.
*   *   *
Büyük mü büyük deliğin hemen karşısına yatmışlar ve deliğe doğru da nişan almışlar.
*   *   *
Biraz sonra tünelden çıkan  bir marşandizin lokomotifi, çiğneyip paramparça etmiş 3 avcıyı da...
*   *   *
Çetin Altan www.Milliyet.com.tr

Medeni Halim
Evli
Bekar
Nişanlı
Sözlü
Dul
Hiçbiri
xprodoksit Blog
GEZELİM GÖRELİM

Online Doktor


Xprodoksit Blog
Suna Dumankaya Videoları 

Gizlilik Politikası

Kullanım Şartları

 
OKUNASI