Ana Sayfa


Şubat 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
12
3456789
10111213141516
17181920212223
242526272829
Yıllık Arşiv
Tanıtım
Kimler Var?
ALEV EKEN
Alev EKEN
NURAN ATMANOĞLU
Nuran ATMANOĞLU
SUNA DUMANKAYA
Suna DUMANKAYA
FUSUN SAKA
Füsun SAKA
YASEMİN AMATO
Yasemin AMATO
MERYEM DEDE
Meryem DEDE
SULEYMAN ESERDAĞ Süleyman ESERDAĞ
FİKRİYE ABLA
Fikriye Ablanız
ERKAN TOPUZ
Prof.Dr. Erkan TOPUZ
MEHMET ÖZ
Prof.Dr. Mehmet ÖZ
MEHMET ÖZ
Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU
Reklam


Bayanlara Özel
Lida | Lida | Lida |

reklam

Özel Arama

Ana Sayfa > Arşiv > 10.02.2008
Arşiv > 10.02.2008

Türk şiirinin en büyük ozanlarından Nazım Hikmet’in yeni bir şiiri bulundu. Eşi Piraye’nin arşivinde “Dört Güvercin” adlı şiirin yanı sıra, yarıda kalmış üç roman taslağı da var. Taslaklar yakında Yapı Kredi Yayınları tarafından basılacak.

Nazım Hikmet
FİŞEKÇİ: BÖYLE BİR ŞEY BEKLEMİYORDUK

Nazım Hikmet’in eşi Piraye’nin torunu Kerem Bengü’nün elindeki arşivde ilk kez bulunan “Dört Güvercin” şiiri, “Sözcükler” dergisinin son sayısında yayınlandı. İlk kez yayınlanan şiirle ilgili olarak, derginin genel yayın yönetmeni Turgay Fişekçi duygularını şu sözlerle açıkladı: “Böyle bir şey beklemiyorduk. Nazım Hikmet’in bütün şiirleri yayınlandığını, artık yayınlanmayan hiçbir şiirinin olabileceğini tahmin etmiyorduk. Büyük bir sürpriz oldu. Bu şiiri 1938’de İstanbul Tevkifhanesi’nde yazmış ve Piraye’ye göndermiş. Sonra muhtemelen kendisi de unutmuş herhalde. Çünkü sürekli bir cezaevinden başka bir cezaevine gidiyor. Şimdiye kadar kitaplarda yer almaması böyle açıklanabilir sanıyorum.”
Fişekçi, edebiyat çevrelerini heyecanlandıran sürpriz şiir ve yarıda kalmış roman taslakları ile ilgili olarak NTVMSNBC’ye konuştu:

“BİR ŞEY BULDUK, NEDİR BU?”
Piraye, yazar Kemal Tahir ve Nazım Hikmet. 1940 Çankırı Cezaevi.

Nazım Hikmet’in eşi Piraye Hanım’la hayatlarının 20 yılı beraber geçti. 20 yılın yaklaşık 14 yılında Nazım Hikmet cezaevindeydi. Hem birlikte, hem ayrı ortak bir hayatları vardı. Bu süre içinde Nazım Hikmet çeşitli cezaevlerinden Piraye’ye mektuplar dışında resimler, şiirler gönderiyordu. Yıllar boyu korumasında kaldı. Piraye Hanım bu anlamda çok muhafazakar bir kadındı. Nazım Hikmet’ten ayrıldıktan sonra dış dünyaya çok kapalı bir hayat sürdü. Kimseyle başka bir ilişkisi olmadı, elindeki eserleri de özenle korudu. Piraye’den sonra Piraye’nin oğlu Mehmet Fuat bunların hepsini yayınladı. Nazım Hikmet’in pek çok eserini Mehmut Fuat gün ışığına çıkardı. Memletketimden İnsan Manzaraları gibi çok sayıda eser, Piraye hanım sayesinde bugüne ulaştı. Yoksa bu eserler bugün olmayacaktı. Piraye Hanım 1995’te, oğlu Mehmet Fuat 2002’de öldü. Bugün Piraye’den kalanlar Mehmet Fuat’ın oğlu, yani Piraye’nin torunu olan Kerem Bengü’nün elinde. Kerem Bengü ve eşi Zeynep Bengü, Piraye’nin de oturduğu evde oturuyorlar. Zaman zaman evdeki bir takım evrakları elden geçiriyorlar. Ve bir ay kadar önce de beni çağırdılar, “Bir şey bulduk, nedir bu?” diye. Bunun Nazım’ın yayınlanmamış bir şiiri olduğunu anladım. Ve Sözcükler’de yayınlanması için onlardan izin alarak dergide yayınladım.

Y. KEMAL’LE FARKLI ZAMANLARDA DÜŞÜNMÜŞ GİBİ
Nazım Hikmet

Ayrıca bir takım defterler bulmuşlar. Bunlar da gene Nazım Hikmet’in cezaevinde yazmaya başladığı üç ayrı roman. Piraye Hanım, Nazım Hikmet’e bir mektubunda yaklaşık olarak şöyle bir şey söylemiş: “Sıkıldığında kendine bir defter al, yazmaya başla ve kendini rahatlat” gibi bir öğüt. Her üç defterin girişinde tırnak içinde Piraye’nin bu sözleri var. Nazım Hikmet bu romanları bir tür Piraye’nin öğüdünü yerine getirmek için yazmış. Nazım bunları 20- 30 sayfa yazıp yarıda bırakmış. Bir tanesi çok ilginç. Adı, “Zeytin ve İncir Adası.” Bozcaada, Gökçeada gibi bir adayı anlatıyor. İçinde Rum kahramanlar var. Konu olarak son derece ilginç bir roman taslağı. Biliyorsunuz daha sonra benzer bir konuyu Yaşar Kemal işledi, “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana”da yine böyle bir ada anlatılıyor. İki yazar arasında böyle aynı şeyi daha önce Nazım Hikmet düşünmüş gibi bir izlenim doğdu bu romanı okuduğumuz zaman. Bu üç roman taslağını Nazım Hikmet’in bütün eserlerini yayınlayan Yapı Kredi Yayınları yakında kitap olarak yayınlayacak.

DÖRT GÜVERCİN
geldi dört güvercin
suda yıkanmak için.
Su mahpusane yalağındaydı.
ve güneş
güvercinlerin
gözünde, kanadında, kırmızı ayağındaydı.
girdi dört güvercin
yıkanmak için
suyun içine.
ve kederli toprakta dört insan
baktı dört güvercine.
Güvercinler hep beraber
güneşi taşıyıp kırmızı ayaklarında
uçabilirler.
Durdurmaz onları demir ve duvar.
güvercinlerin yumuşak kanatları var.
Ve kanatlar
Şimdi burda, şimdi damın üzerinde.
İnsanların kanatları yok
İnsanların kanatları yüreklerinde.
Dört güvercin
güneşe varmak için
yıkandı, uçtu sudan. 
                                           NAZIM HİKMET

Tıka basa doldurulan büyük çantaların ağırlıktan dolayı çeşitli sağlık problemlerine yol açtıkları haberlerini okur olduk. Ancak bu yıl büyük çantalar arzu edilir tasarımlarıyla daha da cazip hale geliyor. 

Sezonun en çok konuşulacak çantalarından biri Zac Posen’in “Aurora Frame” çantası. Yakın zamanda Rachel Bilson ve Mischa Barton’ın kolunda görüldü.

 

 

Diğer öne çıkacak model ise Anya Hindmarch’ın “Bogart” çantası. Hindmarch’ın “I’m not a plastic bag” çantasından sonra etkileyici bir çıkış. Özellikle siyah deri ve sarı metal ikilisini tasarımcı iyi kombine etmiş.

 

   

Moschino, Paris Hilton ve köpeği ikilisinden ilham aldığı bu köpek çantalarla, bu yıl form dalındaki trendlerde hem takipçi hem de kopyacı kazanacak.

 

 

Modern ve rahat kullanımlı gözüken aşağıdaki Marni çanta ise spor tarzdan hoşlananların gözdesi olacak.

Resimlerinize dalgalanan su efekti vermek için pratik bir çözüm.

www.fotline.ws Bu siteye girerek resminizi upload etmeniz yeterli.

Evlilik KİLO aldırır mı?
Kocam Light Erkektir
Fikrim Yok
Hayır
Evet
GEZELİM GÖRELİM

Online Doktor


Xprodoksit Blog
 
Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları

Destek
Bitkilerin Gücü

Türk Meme Vakfı
 
OKUNASI

website counter TOPlist