Ana Sayfa
İletişim'e Tıkla
Orjinal Lida

Lida ile 15 Günde 5 Kilo verin!
Orjinal Zayıflama Hapı Lida ile yaz tatilinize incecik ve mutlu bir şekilde giderek sevenlerinizi şaşırtın!
Orjinal Lida Yetkili Ürün Bayii



REKLAM
REKLAM
Reklam
Son Fotoğraflar
SİVİLCE DEYİP GEÇME
Özel Arama


Ana Sayfa > Arşiv > 2008
Arşiv > 2008
Toplumumuzda herşey ilaca bağlanır. İlaçlara bağımlılığımız var. Boğazımız biraz ağrısa veya biraz öksürünce gelişigüzel bir antibiyotik alırız. Bu antibiyotikler de balgamı söktürmez, mikrobu vücuttan çıkaramaz. Zamanla vücutta bağışıklık sağlarlar ve etkileri kalmaz.

Bunun yerıne doğal antibiyotikler kullanmamız lazım.
 
Doğal antibiyotikler nedir?
 
Sarımsak, soğan doğal antibiyotiktir. Bunları çok fazla tüketmek lazımdır.
 
Ahmet MARANKİ Doğal Antibiyotik Reçete Tavsiyesi :

500 CC (yarım litre) kaynamış soğumuş suya, kabukları soyulmuş bir baş sarımsak, yarım limonu kabuğuyla dilim dilim doğrayıp içine atın. Kapağını kapatıp (alimünyum folyoyla sararak ışık almasını engelleyebilirsiniz) karanlık bir ortamda 4 gün bekletin.

Dört gün beklettikten sonra içinden posasını alın.

Her kışa girerken bır kaç defa bu doğal antibiyotiği tekrarlarsanız savunma mekanızmanız güçlü olur. Her yemekten 15 dakika önce aç karnına bir yemek kaşığı içebilirsiniz

Dışarıdan gelen mikrop ve virüslere karşı etkilidir.Hiç bir yan etkisi de yoktur. Limonu hayatınızdan çıkartmayın.
 
Tarıfımız bir kişiliktir. Daha fazla su ve ölçüyle de yapabilirsiniz.

Prof. Dr. Ahmet MARANKİ 

www.maranki.com (Resmi Web Sitesi)
Sorularınız için : info@maranki.com
| Yorumlar (16) | 27.12.2008 | Ahmet Maranki  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder
Sizden çok farklı bir aileyle aynı apartmanda yaşayabilir misiniz?

Örneğin hayvanları olan bir aile ile aynı apartmanda yaşarsanız ne yaparsınız? Çevrenizde sadece sizin gibi insanlar olması size ne katar? Sadece iyi yemek yaptığı için komşunuzla iyi geçinir misiniz? Gelenek ve görenekleri sizden tamamen farklı bir aileyle aynı ortamı paylaşabilir misiniz? “Komşu Komşu” komşuluk ilişkilerini, aile değerlerini, bir arada yaşama olgusunu ve bununla birlikte sevinci,hüznü aynı program altında toplayan, insan olmanın en naif ve gerçek yanlarını ekrana taşıyan bir reality show… İstanbul’un nezih semtlerinden birinde seçilecek bir mahalle, Bu mahallenin güzel konforlu bir dairesinde beş aile her biri birer hafta yarışır. Amaçları komşularının gözüne girip harika bir evde yaşama fırsatı yakalamak. Aileler sırasıyla birer hafta evde kalırlar ve kendilerini komşularına sevdirmek için kıyasıya bir rekabete girişirler. Programın finalinde apartman sakinleri dairede hangi ailenin yaşayacağına karar verir.

Heyecanlı yarış boyunca kimi zaman keyifli eğlencelere, kimi zaman hayat mücadelesine,
kimi zaman ise gerçek bir drama şahit oluruz. Aileyi ve apartman sakinlerini sürekli takip eden kameralar yaşananları belgeler ve bölümlerde seyirciye aktarılır. Ailelerin kendilerini kabul ettirmek için verdikleri mücadelenin yanında komşuların seçim yaparken birbirleriyle olan çekişmeleri de ekrana yansır. Apartman sakinleri aynı zamanda programın jürisidir ve evde kimin kalacağına onlar karar verecektir. Jürinin bu süreçte kendi aralarında yaşadıkları çekişmeler de ekrana yansıtılacaktır.  

Mahalle kültürü şüphesiz, orta direk bir Türk ailesi için çok önemlidir. Mahallenin manavıyla, bakkalıyla samimi bir ilişki kurmak hayatın önemli keyiflerindendir. Yarışmanın gerçekleştiği mahalledeki esnaf da, seçici aileler için önemli bir etken olacaktır.Beş hafta sonunda apartman sakinleri evde kimin kalacağına oybirliğiyle karar verir. 

KOMŞU KOMŞU, sizleri eski komşuluk dönemine götürürken aynı zamanda da eğlendirecek.


Hafta içi hergün saat 14:40'da ATV Ekranlarında

Proğramla ilgili görüş ve önerilerinizi belirtiniz.

KOMŞU KOMŞU Başvuru Formu için TIKLA

Kalçalarınıza ayıracak 5 dakikanız var mı?

Vücudumuzun en büyük kasını içeren kalçamız, aynı zamanda kendini koy vermeye en meyilli bölgemiz... Çünkü bu bölgede yağ dokusu daha fazla, kan dolaşımı daha yavaş, kaslar da daha yumuşak ve gevşemeye müsait!

Güzel haberimiz ise, vücudumuzdaki pek çok diğer kasa oranla kalçalarımızı çalıştırıp, geliştirmemiz çok daha kolay!

Haftada 3 gün, 5 dakikanızı kalça hareketlerine ayırın, farkı çok kısa bir sürede siz de göreceksiniz!
 
Yüzüstü yatın. Alnınızın yerle temas etmesine, ayaklarınızın düz durmasına dikkat edin. Ellerinizi kalça kaslarınızın üzerine yerleştirin. Kaslarınızı sıkın, 5 saniye tutup bırakın. Bu hareketi 10 kez yapın ve hep kalçalarınızın üzerine yerleştirdiğiniz ellerinizle kasların iyice çalışıp çalışmadığını kontrol edin. Bu arada boynunuzun egzersiz boyunca düz durmasına önem verin.
 
Yüzüstü yatmaya devam edin. Bu kez ayaklarınızı parmak ucunda kalkacakmış gibi kıvırın ve kalça kaslarını 5 cm kadar yukarı doğru kaldırın. 5'e kadar sayın, bırakın. Bu hareketi 5 kez yapın.
 
Kollarınızı kıvırarak, önde kavuşturun ve alnınızı ellerinizin üzerine yerleştirin. Bacaklarınızı da yukarıya doğru kıvırın. Sol ayağınız tavanı gösterirken, bacağınızı yerden 5 cm kadar yukarı kaldırın. Aynı hareketi sağ bacağınızla da yapın. Hareketi bacak başına 10 kez tekrar edin.


Yere oturun, bacaklarınızı kendinize doğru çekin ve ayak parmak uçlarınızın tavanı işaret etmesine dikkat edin. Ellerinizi boynunuzun arkasında kavuşturun. Kalça kaslarını arka arkaya 15 kez, kısa kısa aralıklarla sıkın, bırakın. Kısa bir dinlenmenin ardından aynı hareketi 20 kez daha yapın, bırakın. Egzersiz boyunca dirseklerinizi geriye doğru itin.



Oturmaya devam edin. Bacaklarınızı birbirlerine paralel duracak şekilde düzleştirin, kollarınızı yukarı doğru uzatın. Önce sağ, sonra sol kalça kasınızı sıkın, bırakın. Hareketi her bir kalça tarafı için 10 kez tekrar edin.


Şimdi kalça kaslarımızla yerde emekleyeceğiz! Kollarınızı ve bacaklarınızı öne doğru uzatın. Sağ bacağınızı hafifçe kaldırın, 5 cm kadar öne doğru kaydırın, sol bacağınızla takip edin. Hareketi devam ettirerek, yerde 10 kez ileri, 10 kez de geri gidin. Bu arada karın kaslarınızı da içinize çekmeye özen gösterin.


Sırtüstü yatın. Sağ bacağınızı kıvırın, kalçanızı 10 cm kadar yerden kaldırın ve sol bacağınızı öne doğru uzatarak, sağ dizinizin hizasına kadar kaldırın (bu sırada bacağınız ve gövdeniz tek bir hat üzerinde olmalı), sonra indirin. İndirdiğiniz bacağınızın yerle temas etmemesine dikkat edin. Aynı hareketi her bir bacağınız için 10 kez tekrarlayın.
 

Birinci hareketteki gibi sırtüstü yatın. Sağ bacağınızı kıvırın, kalçanızı 10 cm kadar yerden kaldırın ve sol bacağınızı öne doğru uzatın, sonra kendinize doğru çekin. Öne doğru uzatıp, kendine çekme hareketini her bir bacak için 10 kez tekrar edin. Hareket boyunca kalçanızın yere değmemesine dikkat edin.
 

Yine sırtüstü yatın. Sağ bacağınızı kıvırın, kalçanızı 10 cm kadar yerden kaldırın ve sol bacağınızı öne doğru uzatın, önce dışa doğru, sonra içe çevirin. Bu sırada ayak parmaklarınızın vücudunuza dönük durmasına dikkat edin. Aynı hareketi diğer bacağınız için de yapın. Hareketi her bir bacak için 10 kez tekrarlayın.
Formdakal.com 'un katkılarıyla.

Her gün fön çektirmekten bıkanlardansanız bu yöntem size göre.İşte 8 ay dayanan fönün sırrı...

Kalıcı Saç Düzleştirme işlemi ile artık 8 ay boyunca düz ve daha sağlıklı saçlara sahip olabilirsiniz.Kalıcı Fön
Birçok saç tasarım merkezi tarafından uygulanan kalıcı saç düzleştirme işlemiyle saçlarınız 8 ay boyunca yeni fönlü gibi düz ve parlak gözüyor. Uygulamanın sağlığa zararı olmadığı belirtiyor.

Saç düzleştirme işlemi nasıl yapılıyor?              
   
* Öncelikle Saç analizi yapılarak saçın durumu kontrol edilir.
* Saça Koruyucu sprey sıkılır ve hafifçe taranır.
* Saçta yıpranmış kısımlar varsa ön bakım yapılır.
* Saçın pul tabakasını açabilecek ürün saçın tamamına sürülür ve bekletilir.
* Saç yıkanarak ısıdan korumaya yardımcı bakım spreyi sıkılır.
* Saçın her bir bölümü kağıt inceliğinde ayrılarak düzleştirici maşa ile düzleştirilir. Bu işlem saçın uzunluğuna göre gür olma durumuna göre yaklaşık 1-1,5 saat sürer.
* Düzleştirilen saça 'Sabitleyici süt' sürülerek beklenir.
* Sabitleyici üründen sonra saç durulanır ve son bakım yapılır.
* Bu işlemden sonra fırça kullanmadan fön ile kurutulur.
* 3 gün boyunca saç yıkanmamalı, saçında klips ya da toka kulanılmamalıdır.

Yapılan tüm işlemlerden sonra denizden, havuzdan, banyodan çıkıldığında saçlarınız yine dümdüz fön çekilmiş gibi durur. İstenildiği zaman maşa yapılabilir ya da dalgalı olarak da kullanılabilir. 

Yazıda bahsedilen KALICI FÖN, Saç Bakım ve Saç Tasarım Merekezlerinde yapılabilemektedir.

Her gün fön çektirmekten sıkılanlardansanız işte size aylar boyu bozulmayan fönün sırrı...  (23.04.2009)

Kalıcı Saç Düzleştirme işlemi ile artık 8 ay boyunca düz ve daha sağlıklı saçlara sahip olabilirsiniz.

Birçok saç tasarım merkezi tarafından uygulanan kalıcı saç düzleştirme işlemiyle saçlarınız 8 ay boyunca yeni fönlü gibi düz ve parlak gözüyor. Uygulamanın sağlığa zararı olmadığı belirtiyor.

Saç düzleştirme işlemi nasıl yapılıyor?

*Öncelikle Saç analizi yapılarak saçın durumu kontrol edilir.

*Saça Koruyucu sprey sıkılır ve hafifçe taranır.

*Saçta yıpranmış kısımlar varsa ön bakım yapılır.

*Saçın pul tabakasını açabilecek ürün saçın tamamına sürülür ve bekletilir.

*Saç yıkanarak ısıdan korumaya yardımcı bakım spreyi sıkılır.

*Saçın her bir bölümü kağıt inceliğinde ayrılarak düzleştirici maşa ile düzleştirilir. Bu işlem saçın uzunluğuna göre gür olma durumuna göre yaklaşık 1-1,5 saat sürer.

*Düzleştirilen saça 'Sabitleyici süt' sürülerek beklenir.

*Sabitleyici üründen sonra saç durulanır ve son bakım yapılır.

*Bu işlemden sonra fırça kullanmadan fön ile kurutulur.

*3 gün boyunca saç yıkanmamalı, saçında klips ya da toka kullanılmamalıdır.

Yapılan tüm işlemlerden sonra denizden, havuzdan, banyodan çıkıldığında saçlarınız yine dümdüz fön çekilmiş gibi durur. İstenildiği zaman maşa yapılabilir ya da dalgalı olarak da kullanılabilir

Karaciğerin yağlanması göbeklenmenin sonucu

Karaciğer hastalıklarının birçok nedeni var. Enfeksiyonlar, alkol, bağışıklık bozuklukları, damar hastalıkları, safra yolu hastalıkları, toksinler ve ilaçlar bunların en önemlileri arasında yer alır. İç hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanlarının en sık karşılaştıkları karaciğer sorunlarından biri de karaciğerin yağlanarak büyümesidir.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLUKARACİĞERİN yağlanması bu organdan bazı olumsuz sinyaller geldiğinin ilk işareti kabul ediliyor. "Yağlı karaciğer" son yılların popüler sağlık konularından biri haline geldi. Bu durumun iki nedeni var. Biri, alkol kullanımının yaygınlaşması, diğeri göbek bölgesinde biriken yağların çoğalması.

Karaciğerin yağlanması farklı nedenlerden kaynaklanabiliyor. Gebelikten alkole, ilaçlardan virüslere kadar birçok etkiyle karaciğer süratle yağlanıyor. Eskiden karaciğer yağlanmasının nedeni olarak akla önce alkol kullanımı gelirdi. Belki de bu nedenle karaciğer yağlanması olduğunu söylediğimiz hastalarımızın ilk tepkisi, "Ama nasıl olur, ben alkolü neredeyse hiç kullanmıyorum" cümlesi oluyor. Haklılar. Son zamanlarda rastladığımız karaciğer yağlanmalarının çoğu alkolle değil, beslenme yanlışları ile ilişkili.

Alkol yağlandırıyor

"Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı" diye tanımlanan bu sorun, hiç alkol kullanmayanlarda da ortaya çıkabilen, mikroskobik incelemelerle bile "alkolik hepatit"ten ayırt edilemeyen bir sendrom. Çoğu zaman kilosu fazla, göbekli, bel çevresi geniş, kan şekeri (özellikle tokluk şekeri) yüksek, kan yağları dengesiz, özellikle trigliserid seviyeleri fazla olan kişilerde görülüyor. Sendromun nedeni tam olarak bilinmiyor ama sorunun şişmanlık ve metabolik sendrom gibi insülin direnci ile ilişkili olabileceğini gösteren kanıtlar var. Çoğu hastada herhangi bir belirti vermiyor. Bazı hastalar yorgunluk, halsizlik, karın sağ üst bölümünde rahatsızlık hissinden yakınabiliyor. Muayenede az veya çok bir miktar karaciğer büyüklüğü mutlaka saptanıyor. Hastaların çoğu 40-60 yaş arasındaki erkekler ama her iki cinste ve her yaşta görülebiliyor.

Nasıl anlaşılıyor?

Karaciğerde yağlanmaya yol açan, organda fazla miktarda trigliserid adlı yağın birikmesidir. Yağ ile işgal edilen karaciğerin zamanla fonksiyonları bozulabiliyor. Karaciğer fonksiyonlarındaki bozulmanın ilk işaretleri AST ve ALT olarak bilinen karaciğer enzimlerinin yükselmesi. Diğer karaciğer enzimlerinden GGT ve ALP, bu hastalıkta nadiren yükseliyor. Ultrasonografik inceleme, karaciğer yağlanmasını belirlemenin ve değerlendirmenin en kolay yolu. Ancak görüntüleme yöntemleriyle de bu hastalığı karaciğer yağlanmasına yol açan diğer hastalıklardan ayırmak kolay olmuyor. Daha sona herhangi bir sürprizle karşılaşmamak için Hepatit B ve C enfeksiyonlarının olmadığından emin olmak gerekiyor. Bunun için karaciğer yağlanması saptanan kişilerde Hepatit B yüzey antijeni ve Hepatit C antikorunun da araştırılması gerekiyor. Karar vermekte güçlük olduğunda karaciğer biyopsisi en doğru tanı aracı olarak kabul ediliyor. Özellikle yağlanmaya dalak büyüklüğünün de eşlik ettiği durumlarda biyopsinin yapılması tavsiye ediliyor.

Tedavisi var mı?

Tedavide etkinliği kanıtlanmış bir ilaç yok ama ursodeoksikolik asit, metformin gibi ilaçlardan faydalanmak mümkün olabiliyor. Lipotrofik faktörler olarak bilinen Cholin ve benzeri maddelerin bir yararı olmuyor. Silymarin isimli doğal destekten de mümkün ama etkinliği konusunda fikir birliği yok. İlk yapılması gereken şey kilo vermek, belirli besinlerden ve alkolden uzak durmak.

Kişisel sağlık geçmişinizde veya genetik mirasınızda şeker hastalığı, kan yağları dengesizliği, bel çevresi kalınlığı gibi bir aile hikáyesi de varsa karaciğer yağlanması konusunda dikkatli olun. Göbekli veya şişman biriyseniz yılda bir kez karaciğer enzimlerinizi de kontrol ettirin. Fazla kilonuz varsa vermeye gayret edin. Bel çevrenizi inceltin (erkekseniz 100, kadınsanız 88 cm.nin altına indirin). Latent diyabetiniz varsa, alkol kullanıyorsanız, trigliserid isimli yağınız yüksek, iyi kolesterol HDL’niz düşük (%40 mg.dan az), ürik asidiniz yüzde 7 mg.dan fazla ise daha da uyanık olun.

Alkolün, bazı ilaçların ve daha pek çok nedenin karaciğerde yağlanma yapabileceğini ve bu sorunun karaciğerinizde bir sorun başladığının ilk işareti olduğunu da unutmayın.

Siroz riski her zaman var

Göbek-bel çevresinden kilo alma ve metabolik bozukluklarla birlikte olan yağlı karaciğer hastalığının uzun vadeli sonuçları üzerinde henüz fikir birliği yok. Bu hastalığın siroza giden kötü sonuçları olduğunu kabul edenler var ama görünen o ki, çok korkutucu bir seyir göstermiyor, üzücü sonuçları olmuyor. Bununla birlikte enzim yüksekliğinin devam ettiği, karaciğer içi damar basıncının yüksek olduğu durumlarda hastaları daha dikkatli izlemek gerekiyor. Bunlarda karaciğer yetmezliği ve siroza kadar giden tehlikeli sonuçlar görülebiliyor. Yağlı karaciğere çoğu zaman "tokluk şekeri artışı, tansiyon yüksekliği, iyi kolesterol HDL- azlığı, trigliserid yüksekliği" gibi başka bazı sorunların da eşlik etmesi ve bu kişilerde kalp krizlerinin, felçlerin beklenenden daha sık görülmesi sorunu daha önemli hale getiriyor. Problem sıradan bir karaciğer yağlanması olmaktan çıkıp komplike bir metabolik soruna, "metabolik sendrom" a dönüşebiliyor.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU -Tüm yazıları  

İlgili Konular :
* Göbek yağlarından kurtulma 
* Doğru kilom ne olmalı? 
* Pratik İdeal Kilo Hesabı

| Yorumlar (21) | 23.12.2008 | Osman Müftüoğlu  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Maşallah




REKLAM
Pepper Time
REKLAM
SAĞLIK KÖŞESİ

Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları
Online Doktor

OKUNASI
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2010 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web