![]() Electric Bar | ||||||||
|
GÖZLERİNİZE HAYAT VERİN
![]() SADECE GÖZLER İÇİN... Gözleri ön palana çıkararak tüm dikkatlerin
sizin üzerinde olmasını sağlayabilirsiniz. Onları vurgulayabilir, gözlerin şekil
ve büyüklüklerini değiştirebilir ve doğru bir uygulamayla tüm görünümünüzü
değiştirebilirsiniz.
Makyöz Meryem DEDE önceki yazıları : Cindy
Crawford: | ||||||||
|
'Masa başı diyeti' inceltiyor!
Bilgisayar başında çalışıp, fazla kilolarından kurtulmak isteyenlere müjde! 'Masa başı diyeti' tam size göre! Ofiste otururken, gofret veya cips atıştırmak yerine, meyve yiyip sağlıklı kilo vermek elinizde Zayıflama merkezi, spor salonu dolaşmadan; sağlığınızı tehlikeye atacak ilaçlar içmeden de incelmeniz mümkün. Yeni Aktüel dergisinden Aslı Ortakmaç'ın derlediği habere göre; 'masa başı diyeti' adı verilen beslenme düzeniyle sağlıklı kilo vermek çok kolay. Bu diyetin temel şartı ise; masa başında yediğiniz abur cuburlarla vedalaşmak! Gofret, çikolata, cips, bisküvi ve diğer atıştırmalıklar yerine sağlıklı besinler tüketmek. Ancak, acele etmeye gerek yok. Metabolizmanızı şaşırtmadan yavaş davranmakta fayda var. ![]() CİPS YERİNE SALATALIK Mesela, öncelikle masanızda havuç, salatalık ve bir paket galetaya yer açın. Karnınız zil çalmaya başladığında; biraz su için veya kendinize bir bardak meyve çayı hazırlayın. Gün içinde şeker ihtiyacınızı çikolata yiyerek gidermeye alışıksanız; şekerinizin düştüğünü hissettiğinizde üstü çikolata kaplı mısır gevreğini masanıza yerleştirin. Aman dikkat! Sadece ama sadece çikolata krizi önlenemez hale geldiğinde bunu yiyin. Çünkü, bu tür atıştırmalıklardan ne kadar tüketirseniz o kadar çok isteyeceksiniz. ÖĞLE YEMEĞİNDE ROKA Saat 13.00, kafeterya zamanı. Salata barın yakınındaki bir masaya oturmaya ne dersiniz? Yeşil yapraklı sebzeler daha hızlı kilo vermenize yardım edebilir. Örneğin A, C ve E vitaminleri, potasyum, kalsiyum ve demir yönünden zengin roka, bedeniniz için roket yakıtı etkisi yapabilir. Unutmayın; yeşil yapraklıların rengi koyulaştıkça, içindeki demir miktarı da artar. SOSTAN UZAK DURUN Bu arada; ne kadar azimli davransanız da salata barlar da dahil, her yerin kalori tuzaklarıyla dolu olduğunu unutmayın! Örneğin; yoğurtlu ve kremalı kremalı salata soslarından uzak durun. Kokteyl soslar yerine sadece sirke ve limon kullanmayı tercih edin. Sıcak bir şeyler istiyorsanız, bir porsiyon makarna ya da patates yemeği ve sonrası için biraz meyve iyi bir öğün olabilir. Üstelik bu mönü sizi akşamüstüne kadar açlıktan koruyacaktır. SAHİDEN AÇ MISINIZ? Ama en önemlisi, 'masa başı diyeti'nin temel prensibini aklınızdan çıkarmayın: Sadece 'öğle tatili' diye aç olmadığınız halde bir şeyler yemeniz gerekmiyor! Yemeğe karar vermeden önce kendinize şu soruyu sorun: "Gerçekten aç mıyım?" Cevaptan emin değilseniz; yürüyüş yapıp biraz temiz hava alın. Bu arada da bir elma yiyerek ve ofise döndüğünüzde bir bardak taze meyve suyu içerek kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. Benzer Konular : * Yulaf ile Sağlıklı Zayıflamak * Gut Hastaları için Öneriler * Dilara Koçak' tan Şifalı Besin Önerileri * Kadınlarda Maden Suyu Kullanımı * Karın Bölgesindeki Yağlar Nasıl Erir? * Kolay Zayıflama Önerileri * Diyette Yanlışlar | ||||||||
|
| ||||||||
SEDEF HASTALIĞI VE TEDAVİSİBaşımda sedef çıktı bir türlü geçmiyorNedenini bilmediğim bir şekilde yaklaşık 6 ay önce başımda pul pul dökülme tarzı yaralar çıktı. Doğal şampuan, antibiyotik ve kremler kullandım ama geçmedi; doktorum da yardımcı olamadı. Bu arada saç derimde yaralardan oluşan iltihaplar çıktı ve patladığı yerde saç çıkmadı. Ne yaptıysam geçmedi. En son bir deri hastalıkları doktoru 'sedef olabilir' dedi. Ne yapmam lazım?
Sedef hastalığı; özellikle diz kapaklarında, dirseklerde, ellerde, ayaklarda
belde ve kafa derisinde ortaya çıkan bir deri hastalığıdır. Bu hastalıkta deri hücrelerinin bir kısmı normalden daha hızlı çoğalarak o bölgelerde kalın, beyazdan kırmızıya değişen renklerde yama gibi döküntülere sebep olurlar. Çoğunlukla yetişkinlerde görülmekle beraber, çocuklarda da hastalık belirtileri ortaya çıkabilir. Normal olarak deri hücreleri yavaş yavaş gelişirler ve 28 gün sonra en üstteki tabaka kendiliğinden dökülür. Alttan olgunlaşıp gelen yeniler, dökülenlerin yerlerini alır. Sedef hastalığında ise alttaki hücreler henüz olgunlaşmadan 3-6 gün içinde üste çıkarak yerleşir ve o bilindik plakları oluşturur. Sedef hastalığının kesin sebebi bilinmemekle beraber, çoğu vakada kalıtımın rolü ön plana çıkar. Bununla birlikte bağışıklık sistemi bozuklukları, soğuk ve kuru iklim, deri yaralanmaları, mikrobik hastalıklar, bazı ilaçlar, endişe ve stresin de hastalığın gelişiminde etkili olabileceği varsayılır. Hastalığın belirtileri çok çeşitlilik gösterir ve farklı tablolar içerisinde ortaya çıkabilir. Hafif seyreden vakalarda küçük döküntüler görülür. Orta şiddetlilerde üstü beyaz kabukla kaplı kırmızı kabarık döküntüler belirginleşirken; şiddetli vakalarda bu tabloya kaşıntı ve hassasiyet de eklenir. Döküntüler kendi aralarında birleşerek büyük alanları kaplar ve harita benzeri görünüme bürünebilir.Cildi nemli tutun Eklemlerde ağrı ve şişlik, el ve ayak tırnaklarında bozukluk, sedef döküntüleri ile beraber görülebilen tablolardır. Tüm belirtiler hiç tedavi uygulanmasa bile kendiliğinden ortadan kaybolup bir süre gizlenebilirler. Genellikle hastalığın görüntüsüne ve hastanın hikayesine dayanılarak teşhis konulabilir. Hafif vakalarda mantar enfeksiyonlarından ayırmak için özel bazı tetkikler gerekir ama genellikle ileri tetkike ihtiyaç yoktur. Sedef tedavisi; önce cildi nemli ve yumuşak tutmakla başlar. Bunun yanında; döküntüleri söndürmeye yönelik kremler, losyonlar, mor ötesi ışın tedavisi ve bağışıklık sistemini baskılayan tabletler kullanılır. Sizin gibi kafa derisinde döküntü olan hastalar özellikle şampuan formundaki ilaçlardan fayda görür. İlaçlar belirtileri kontrol altında tutmakla beraber, bu hastalık için henüz kesin tedavi yoktur.
Kaynak :Sabah 26.4.2007 Ayak kokusu ne yapsam geçmiyor 16 yaşındaki oğlumun ayakları çok kokuyor. Temiz olmasına dikkat ediyorum ama ne yapsam kokuyu gideremiyorum. Ayakkabıyı çıkardığı anda odaya bir koku doluyor. Oğlum çok futbol oynuyor; ondan olabilir mi? Ayakta bulunan normal bakteriler, ayakkabı ve çoraptaki nemle biraraya gelince etrafa kötü kokulu sülfür bileşikleri salarlar. Kuru ayak, kokusuz ayak demek olduğu için dikkat edilecek en önemli konu; nemi emen pamuklu çoraplar giymek ve hava geçiren deri ya da kumaş ayakkabıları tercih etmek. Ayakkabıların içine serpilecek ayak pudralarının çok faydası var. Özellikle futbol ayakkabıları koku yapmaya müsait şartları barındırır. Temizlikleri iyi yapılmazsa tamamen kokuyu bertaraf etmek mümkün değildir. Bazı insanlarda görülen ayaklardaki aşırı terleme kokuya sebep olur. Eğer ayaklarda çok terleme varsa terlemeyi azaltıcı özel spreyler, nemi ve dolayısıyla kokuyu azaltmada iş görür. Bunun daha basit yöntemi ise haftada üç gün bir kaba koyduğunuz evdeki artık çayın içine ayakları batırmak ve 10 dakika bu halde beklemek. Çayın içindeki 'tannic asit' geçici olarak terlemeyi önler. Fakat ayaklar kızarık, şiş ve kaşıntılı ise oğlunuzu doktora götürmekte fayda var. Bacaklarımdaki tüyler batıyor Bacaklarımdaki tüyleri tıraş bıçağı ile temizliyorum. Temizlikten bir-iki gün sonra özellikle bacaklarımın içi kısmında ve kasık bölgelerimde kırmızı küçük kabarcıklar ve sivilceler ortaya çıkıyor. Ne yapmam gerekiyor? Tıraş bıçağı ya da ağdayla tüylerin cilde çok yakın alınması, kalan uçlarda kırılmalara yol açar. Boydan ikiye ayrılan tüy, cildin hemen altında kendi etrafında sarılarak toplanır. Büyüdükçe de dışarı doğru değil kendi etrafında katlanarak uzamaya devam eder. Deri kabarıklaşır ve kızarır; bu duruma 'kıl batması' ya da 'kıl dönmesi' denir. Bu durumdan kurtulmak için kimilerinin yaptığı gibi cildi keselemek ne yazık ki problemi çoğaltır. Onun yerine içinde asetil salisilik asit bulunan özel losyonlar, cildin üst tabakasını temizlemek ve kıl köklerinin ağzını açmak için kullanılabilir. Böylece içeride katlanmış kıllar dışarı çıkmak için kendilerine yol bulabilir. Aynı yerde kıl batması her seferinde tekrarlıyor ve bir türlü iyileşmiyorsa lazerle yeniden çıkması tamamen engellenebilir. Karnımdaki çatlaklar nasıl gider? 25 yaşındayım ama karnımın her iki yanında çatlaklar var. Çaresi olmadığını düşündükçe çok üzülüyorum. Bu çatlaklardan kurtulmanın bir yolu var mı yoksa bu durumu kabullenmem mi gerekiyor? Karın, kalça ve baldırlardaki çatlakların sebebi genellikle hamilelik ya da sık kilo alıp vermedir. Bu sırada deri altındaki elastik tabaka yırtılır ve doku tekrar kendini toparlayamaz. Eğer cilt çok ince ya da çatlak çok genişse kırmızı çizgiler oluşur, değilse çatlaklar beyaz çizgiden öteye geçmez. Kesin tedavisi yoktur ama bu işler için hazırlanmış kremler kullanılabilir ya da kırmızı çatlakların rengini soldurmak için lazer tedavisi uygulanabilir.
KIŞ AYLARINDA SEDEFE DİKKAT!
En sık görülen cilt hastalıklarından sedef kış mevsiminin hastalığı. Havalar henüz tam soğumadan sedeften nasıl korunacağınızı biliyor musunuz? Kış aylarında güneş ışınlarının azalmasına bağlı olarak bu hastalıklarda alevlenme görülüyor. Pek çok insanda ve hemen hemen her yaş grubunda görülebilen egzama ve sedef hastalığı hakkındaki sorularımızı Uzm. Dr. Neslihan Dolar' a sorduk:
Sedef hastalığı nedir? Sedef hastalığı kronik bir deri hastalığıdır. Genetik geçişi olduğu bilinmekle birlikte nedeni bilinmemektedir. Bir kişiye sedef hastası diyebilmemiz için bazı kesin kanıtlar gerekiyor. Çünkü sedefe benzeyen birçok hastalık vardır. Bunlar sedefin türleri gibi görünmekle birlikte aslında farklı hastalıklardır.
Türleri nelerdir? Sedef hastalığı kendini genellikle saçlı deride, dizde, dirseklerde kızarık üzeri beyaz yapışık kabuklarla gösterir. Sedef hastalığı ismini oradan alır. Bunun sadece saçlı deride görülen formu, bütün vücudu tutan formu, birde iltihaplı olan formu vardır. Bunda sivilce gibi böyle beyaz beyaz uçlar veren belirtiler bütün vücudu tutabilir. Bunun sadece el ve ayağı tutanı ve sedef hastalığının bölgelere göre, yerleşim yerlerine göre türleri vardır. Birde pişiğe benzeyen koltuk altında katlandı bölgelerinde görülen psoriasis inversa dediğimiz daha farklı bir tipi de vardır. Çok fazla çeşidi vardır.
En kötüsü hangisi peki?
Bunun en kötüsü iltihaplı formu dediğimiz sedef hastalığı. Bunları biz bazen hastanede yatırarak tedavi ediyoruz. Çünkü çok şiddetli ateşlenmelere de neden olabiliyor. Vücutta komple kızarıklıklara neden olabiliyor. En yaygın olan formu en kötü olan formudur. Ama uzun yıllarca, sadece ellerinde ve ayaklarında kabuklanmalarla giden sedef hastaları, sadece saçlı derisinde devam eden sedef hastaları da vardır. Bunlarda en hafif formunu oluşturur.
Ne çeşit tedavi uygulanıyor? Şimdi sedef hastalığının nedeni ve tetikleyici faktörleri vardır. Sedef hastalığını en çok stres arttırır. O nedenle biz hastalara stresten uzak durmalarını öneriyoruz. Yani tedavide ilk aşama sedef tanısı konduktan sonra sedefin engellenmesidir. Bir sedef hastasına güneş iyi gelir.
Öyle çok yanık oluşturmayacak şekilde hafif bir güneş ışığı sedef için birinci aşamada önlem tedavisidir. İki nemlendiriciler çok iyi gelir. Üç stresten uzak durmak. Ama bu stres dediğimiz sadece psikolojik stres değil. Yani boğazınız ağrır, sedefiniz birden bire azabilir. Ya da işte bir gribal enfeksiyon geçirirsiniz. Yani bağışıklık sistemi düştüğü zaman vücutta sedef hastalığı azabilir. O nedenle bunların önlenmesini öneriyoruz. Bunların dışında eğer biraz daha ileri formdaysa yani o kabuklanmalar aşamasındaysa o kabukları çözücü krem tedavileri var. Biraz daha ileri aşamalarda ise kremlerle cevap alamadığımızda hap tedavisi var. Daha ileriki aşamalarda ise foto terapi dediğimiz, ultra biyolo ışınlarını kullanarak bir tedavi modelimiz var. Bir ilaç içeririz hastalara bu ilaçla beraber makineye girmelerini sağlarız. Bu makine ultra çeşitli ultra biyolo dalgaları yayan makinelerdir. Birde meta terapi dalgaları var. Şiddetli olan, hastaneye yatırarak tedavi ettiğimiz hastalarda ise sıvı desteği, elektrolik desteği sağlarız. Birde yeni çıkan iğneyle tedavi hastalıkları var. Yaygın sedef hastalıklarında ise iğneyle tedavi edilebilir.
Peki sedef hastalığı genelde hassas ciltlerde mi olur, bununla bir alakası var mıdır?
Genetik bir hastalık ama tetikleyicileri arasında evet bunlarda var. Dışarıdan yanlış kullanılan ilaçlar cildi incelten, hassaslaştıran ilaçlar zemin hazırlar. Hassas cilt bir zemin hazırlar, sedef hastalığı genetik olduğu için varsa vardır. Hassas ciltler sedef hastası olacak diye bir şey söz konusu değil. Hassas ciltlerde egzama olabilir ama hassas ciltler egzama olacak diye bir durum yoktur.
Hastalar ilaç tedavisinin dışında kaplıca ve termallere yöneliyor, örnek olarak Sivas’ta bulunan balıklı göl var. Bunun gerçekten bir faydası var mı?
Bizde çeşitli tedaviler uyguluyoruz, o kabukları temizleme yönünde. Bu balıklı göldeki balıklarda oradaki proteinlerdir. Protein kaplıdır. O kabukların içinde protein vardır. O balıklarda beslenmek, o proteinleri yemek için, o kabukları temizlerler. Bir anlamda temizleme yöntemi. Çok doğru ama oradan sizin kabuğunuzu yiyor, öbürünün kabuğunu yiyor. Hastalık kapılabilir. Sonuçta kanamalar oluyor, minik minik kanama odaklı oluyor. Kaş yapayım derken, göz çıkarıyor. Mantık doğru bir mantık oradaki balıklar kabukları temizliyor. Ama işte böyle bir riskte söz konusu.
Egzama ile sedef hastalığı arasındaki fark nedir?
Egzama, derinin iltihabi cevabıdır aslında. Herhangi bir şey egzamaya neden olabilir. Aslında sedef hastalığı da bir egzamadır. O da derinin iltihabi bir cevabıdır. Ama sedef hastalığı farklı bir kavram insanlar hemen bir yerinde bir kabarma olduğu zaman “Eyvah sedef hastası mı oldum?” der. Yok böyle bir şey. Çünkü sedef hastalığı genetik bir hastalıktır, varsa vardır. Ama egzama bir şey alerji yapar size alerjik dediğimiz egzama gelişir. Bir parfüm sıkarsınız, o yer kızarır kabuklanır sedefe benzer görüntüler olur bu egzamadır ve geçer. Egzamalar daha geçicidir. Ama bazı egzamalar var uzun süren bu sedefle çok karıştırılır. Bunlar nelerdir, stres egzaması dediğimiz durumlarda da aynı sedefe benzer şekilde saçlı deride, üzeri kırmızı, üzerinde beyaz pullanmalar ve kaşıntıyla seyreden hastalıklardır. Aradaki fark sedef, daha kalın kabuklu ve daha kalın yaralar oluyor. Uzun süre tedavi etmezseniz geçmiyor. Ama stres egzaması bir süre sonra azalabiliyor. Ama sedef böyle değil, sedef mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor.
Peki biz bunu nasıl ayırt edebiliriz? Çok benzer. Bunu ayırt etmek için tabii ki bir dermotoloğun görmesi gerekiyor. Hastalar bunu sedef mi değil mi diye ayrım yapamaz. Fakat sedefin görüldüğü yerler daha farklıdır, stres egzamasına göre. Diz, dirsek, saçlı deri klasik sedefin görüldüğü yerlerdir. Stres egzaması, saçta, ensede, sırtta, kürek kemiklerinin üzerinde görülür. Yerleşim yerlerinden ayırt edebiliriz. Birde stres egzaması, sedefteki gibi kalın kabuklanmalara yol açmaz.tetikleyici bir nedeni vardır. Alerjik egzama olabilir, tahrişe bağlı egzama olabilir, strese bağlı egzama olabilir bunların hepsinin bir nedeni vardır. Ama sedefte öyle değil. Sedef genetik bir hastalığın üzerine tetikleyici bir faktörün gelmesiyle ortaya çıkan yıllarca süren bir hastalık zinciridir.
Stres egzaması ve sedef hastalığı genelde hangi yaş aralığında görülüyor?
En sık ergenlik döneminden sonra 30-50 yaş arasında da görüyoruz genellikle. Fakat egzamayı takıntılı insanlarda her şeyi kendine dert eden insanlarda ve hassas ciltlerde daha fazla görüyoruz. Sedef hastalığı ise çocukluk çağında da başlyabiliyor. Yani 5 yaşında sedef hastası olanlarda var. Bulaşıcı mı oluyorlar?
Hayır. Kesinlikle bulaşıcı değildir. Altını çizerek söylüyorum, bir hastasının elini tutsanız, birlikte de yatsanız kesinlikle bulaşıcı değildir.
Bulaşıcı olan mantar hastalığıdır. Mantar hastalığı da egzamaya çok benzer. O yüzden akıllarda soru işareti var. Egzamada sedef hastalığı da bulaşıcı değildir.
Egzamanın belirtileri nelerdir? Egzama alerjik olabilir, strese bağlı olabilir, tahrişe bağlı olabilir. Genel bir isimdir. Ama egzamada yine kırmızı bir cilt olur. Kaşıntı hissedersiniz, o bölge kızarır üzeri pul pul kepeklenir. Sonra eğer kaşıntı devam ederse yaralar oluşur. Bu nedenle egzamanın hemen tedavi edilmesi gerekir. Sonra o derinleşip enfeksiyon kapabilir, mikrop kapabilir. Belirtileri bunlardır. Kırmızı bir deri, üzerinde kepeklenmeler ve kaşıntı eşlik eder egzamaya, ama egzamanın mutlaka bir sebebi vardır. Ya yediğiniz bir şey dokunmuştur, ya bir şey tahriş etmiştir. Mesela “Ev kadını egzaması” diye geçen bir egzama çeşidi var. Bu da deterjanlarla çok uğraşan ev kadınlarında yıllar içerisinde ilk önce hiçbir şey yapmaz. Birkaç yıl elinizi deterjana sokarsınız. Bulaşık deterjanı olur, çamaşır suyu olur bu sabunda aynı şekilde. Bunlar belli bir süre sonra deride eşit düzeyde o deterjanın içerisindeki kimyasal maddeler birikir birikir birikir. Belli bir zamandan sonra eşit değer aşıldıktan sonra egzama başlar. Birkaç yıldan sonra artık siz hiçbir şey yapmasanız elinizi deterjana sokmasanız da orda egzama başlamıştır. O nedenle ev kadını egzamasından korunmak için mutlaka eldiven kullanmayı öneriyoruz. Çamaşır sularına, bulaşık deterjanlarına direk ellerini sokmasınlar. Bunlar çünkü kimyasal maddeler içeriyorlar. Bu kimyasal maddelerde uzun süre derinin altında birikip, deride egzamaya neden olabiliyor.
Egzamanın tedavisi için ne yapılması gerekiyor? Öncelikle egzamaya neden olan şeylerden uzak duracağız. Sonrasında egzama için özel kremler vardır, onlar kullanılıyor. Nemlendirmek bunda da çok önemli. Birde kaşıntı giderici haplar veriyoruz.
Tedavi edilmezse ne gibi sonuçlar doğurabilir? Stres egzaması o kadar kaşıntılı bir durumdur ki zaman içinde uykusuzluğa kadar yol açacak kaşıntılar olur. Siz o bölgeleri kaşıdıkça daha çok kabuklanır. Kabuklanma oldukça yaralar gelişir, yaralar enfeksiyona zemin hazırlar enfeksiyonda orada iz bırakan yaralara neden olabilir. Hatta çok daha ileri boyutlarda kötüye bile dönüşebilir. Daha hafifinden yola çıkarsak, kaşıntıyla beraber cilt altında siyah bir madde üretir cilt. Himosiderin dediğimiz orası simsiyah olur. Egzama geçte olsa tedavi olur ama oradaki renk kalıcı olur. Bir alerjik egzamayı tedavi etmezseniz, o bölgedeki cilt çok incelir, kılcal damar çatlamalarına neden olabilir. Onun için egzamanın erken dönemde tedavisi çok önemlidir.
Peki egzama olmamak için ne yapmalıyız? Size dokunduğunu bildiğiniz şeylerden uzak duracaksınız. Açık sabunlar kullanmayın, çok bilmediğiniz sabunlarla elinizi yıkmayın, çamaşır suyuna deterjana ellerinize eldiven takmadan sokmayın, nikel içerikli ürünlerin deriye uzun süreli temasından kaçının, stresten uzak durun bu ne kadar mümkün zor ama uzak durmaya çalışın.
Uzm. Dr. Neslihan Dolar Sedef hastaları dikkat!
Araştırmalar, sedef hastalarının yüksek tansiyon, kolesterol gibi damarsal hastalıklara, lenfoma türü kanserlere, obezite ve diyabet gibi hastalıklara daha yatkın olduğunu gösteriyor. 06.05.2011 Hacettepe Üniversitesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nilgün Atakan, kesin nedeni belirlenemeyen ancak genler topluluğu ile ilişkisi olduğu bilinen sedef hastalığının, toplumun yaklaşık yüzde 3'ünü etkileyen bir deri rahatsızlığı olduğunu söyledi.
Atakan, diyabet gibi kronik bir hastalık olan sedefin, en çok 30-40'lı yaşlarda ortaya çıksa da yaş ve cinsiyet ayırt etmediğini kaydetti. Deride beyaz, sınırları belirgin, üzeri kepekli plaklarla kendini belli eden sistemik bir hastalık olarak kabul edilen sedefin, derinin yanı sıra eklemler, tırnaklar gibi bölgelerde de tutulum gösterebildiğini belirten Atakan, şunları söyledi:
"Sedef hastalarının diğer bazı kronik hastalıklara meyilli oldukları biliniyor. Yapılan araştırmalara göre, özellikle şiddetli seyreden sedef hastalarının yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve kolesterol gibi damarsal hastalıkların yanı sıra lenfoma türü kanserler, obezite ve diyabet gibi hastalıklara daha yatkın olduğu görülüyor."
Hastaların sadece sedeflerini tedavi etmenin yeterli olmadığını da vurgulayan Atakan, bu hastaların bir yaşam biçimi oluşturması gerektiğini, normal kiloya düşmeleri, sigara ve alkolü bırakmaları, kolesterol ve kan yağlarını normal seviyeye düşürmek için çaba göstermeleri ve egzersiz yapmalarının çok önemli olduğunu kaydetti.
Sedefin bulaşıcı bir hastalık olmadığını ancak altında yatan genetik nedenlerden ötürü ailesinde sedef olan kişilerde bu hastalığın daha sık görüldüğü bilgisini veren Atakan, "Hastalığın ortaya çıkışını tetikleyen faktörler olabilir ancak altta yatan asıl neden genetik yatkınlıktır. Yapılan çalışmalarda, çocukluk çağındaki sedef hastalarının yaklaşık 3'te 1'inin birinci derece akrabalarında sedef olduğu tespit edildi" dedi. Atakan, Sivas'ın Kangal ilçesindeki Balıklı Göl'ün sedef hastaları tarafından umut olarak görüldüğünü de belirterek, şöyle devam etti:
BALIKLA TEDAVİ SAKINCALI OLABİLİR
"Hastaları uyarıyoruz. 'Hijyen koşullarının çok uygun olmaması nedeniyle kan yoluyla bulaşan hastalıkların yayılmasına neden olabilir mi' endişesi taşıyoruz. Çünkü balıklar sedef plakalarını ısırarak kaldırırken kanamaya neden olarak kişiden kişiye hastalık geçmesine sebep olabilirler. Balıklar bazen deride travmaya neden olabiliyor. Hastalar bazen bize çok daha şiddetli bir tabloyla dönebiliyorlar. Çünkü sedef travma ile de tetiklenir bu da daha önce sedef olmayan bölgelerinde yeni sedeflerin oluşmasına neden olabilir." Güneş ışınlarının sedef hastalarına iyi geldiğini de kaydeden Atakan, "Güneş ışınları bir radyasyon kaynağı. Bu ışımanın deride aşırı çoğalan hücrelerin çoğalmasını durduracak şekilde bağışıklık sistemini baskılama etkisi var" dedi.
Sedef hastalarının genellikle toplumdan kaçan, içine kapanık, depresyona çok sık giren bir hasta grubu olduğunu ifade eden Atakan, hastaların "Nasıl olsa sedeflerim geçmeyecek" düşüncesi ile tedaviden uzaklaştıklarını belirtti. Atakan, şunları dile getirdi:
"Sedefin tedavisi mümkün ancak kronik bir hastalık olduğu için tedavi ömür boyu sürer. Tedaviyi keserseniz mutlaka tekrarlar. Her hastanın hastalık seyri, tipi, yerleşim yeri gibi etkenlere göre tedavisi belirleniyor. Sedefli hastalar, hastalıkları ne kadar şiddetli olursa olsun hiç döküntüsüz bir hayat sürdürebilir. Önemli olan doktorlarının teşhis ve tedavilerine olan güvenlerini kaybetmemeleri ve kendileri için uygun görülen tedaviyi istikrarlı bir şekilde devam ettirmeleridir." 06.05.2011 SEDEF HASTALIĞI TOPLUM TARAFINDAN YANLIŞ ALGILANIYOR
Ankara Deri ve Zührevi Hastalıklar Derneği tarafından her yıl gerçekleştirilen ve bu yıl da Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar ABD tarafından organize edilen XX. Prof. Dr. A. Lütfü Tat Sempozyumu, Ankara Sheraton Hotel’de gerçekleştiriliyor.
Sempozyum kapsamında yapılan basın toplantısında söz alan Hacettepe Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Atakan, sedef hastalığının deride parlak beyaz renkli kepeklerle ortaya çıktığını, genellikle 30-40 yaşlarındaki genç erişkinlerde %2-3 sıklıkta görüldüğünü belirtti. Prof. Atakan şöyle devam etti: “Kaşıntılı olabilen bu plaklar daha çok saçlı deri, diz, dirsek kalçalarda yerleşir, tırnaklarda değişikliklere ve bozulmalara neden olur. Bu hastalığın nedeni günümüzde kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik olarak kişisel yatkınlığı olan kişilerde çevresel faktörlerin etkisiyle oluştuğu düşünülmektedir. Bu faktörler arasında travma, enfeksiyonlar, ilaçlar, stres sayılabilir. Yapılan çalışmalarda çocukluk çağında ortaya çıkan sedef hastalarının yaklaşık üçte birinin birinci derece akrabalarında sedef olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çocukluğunda sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren ve sık ilaç kullanmak zorunda kalanlar risk grubu oluştururlar. Günümüzde yapılan araştırmalarda sedef hastalığının sadece deriyi tutan bir hastalık olmadığı; özellikle hipertansiyon, diyabet, obezite, kalp damar hastalıkları ile birliktelik gösterdiği kanıtlanmıştır. Şiddetli sedef hastalarında ayrıca sedef artriti olarak bilinen eklem tutulumları da sık görülür. Bu nedenle bu hastalarda ağrılı eklem ve şişlikleri önemle değerlendirilmelidir. Aksi takdirde tedavisiz hastalarda kalıcı deformiteler ve fonksiyon kayıpları oluşabilir. Sedef bu özelliklerinin yanı sıra hastalarda psikolojik ve sosyal yönleriyle yaşam kalitesini belirgin olarak olumsuz etkileyen bir hastalıktır“ diye konuştu. Devamı... SEDEF HASTALARINA MÜJDE Sedef Hastalarına Yeni Tedavi Merkezi | ||||||||
Açık ve koyu renkler nasıl kullanılacağını öğrenerek yüzünüzde ön plana çıkmasını istediğiniz yerleri belirginleştirebilir veya hiç olmasaydı dediğiniz yerlerden dikkati uzaklaştırabilirsiniz. Oval yüz "ideal" yüz şeklidir. Açık ve koyu tonlarda kozmetik ürünlerini kullanarak oval yüz şekline sahip olabilirsiniz. Yüz şekliniz ne olursa olsun, sizde en iyi duracak uygulamayı bilmek önemlidir.
![]() |