![]() |
|
|||||
Çocuklarda Orta Kulak İltihabına Dikkat!Çocuklarda orta kulak iltihaplarının tamamı tedavi edilebilir. KBB,
Baş ve Boyun Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay "Çocuklarda üst solunum
yolu enfeksiyonundan sonra en sık görülen hastalık orta kulak iltihabıdır"
diyor. Bazı çocuklarda Otit Media'ya yakalanma sıklığı çok yüksektir. Her yıl 2-3 kez Otit Media atakları geçirirler. Burada önemli olan teşhisin zamanında yapılıp, tedavinin de buna göre planlanmasıdır. Aksi takdirde bu çocuklar, geleceğin yetişkini kronik kulak hastası olarak toplumda yer edinirler. KBB, Baş ve Boyun Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay orta kulak iltihabının nasıl oluştuğu ve tedavi şekli hakkında bilgi verdi. Orta kulak iltihabı nasıl oluşur? - Orta kulak iltihapları sonucunda orta kulağında ağrı veya akıntı şikayeti ile gelen her çocuk, kulak mikroskobu ile ileri değerlendirmeye alınarak tedavi düzenlenir. Bir kulakta biriken, akan iltihabi sıvıların bir aspiratörle alarak uzaklaştırılması, kulağın ıslak bırakılmaması tedavinin en önemli noktasıdır. Bundan sonra çocuğun uygun antibiyotiği alarak, bazen kısa süreli bazen de uzun süreli kontrolü çok önemlidir. Birden fazla kutu antibiyotik alımının aileyi huzursuz ettiği, "bu kadar çok antibiyotik gerekir mi?" sorusunu sordurttuğu sık görülür. Bunların tedavi bitimine kadar alınması gerektiği aileye anlatılarak tedavi sürdürülmelidir. Çocuklarda orta kulak iltihaplarının tamamı tedavi edilebilir ve gelecekte
işitme ameliyatına gerek kalmaksızın tedavi programı tamamlanabilir. Sıklıkla
tekrar eder fakat yaş ilerledikçe bu tekrarların sayısı azalır. Orta kulak
iltihaplarını her anne-baba ciddiye almalı, kontrol ve tedavileri aksatmamalı ve
Kulak Burun Boğaz hekimiyle ilişkilerini koparmamaları gerekir. Gelecekte iyi
işiten yetişkinler, çocuklukta tedavisi yapılan
bireylerdir... - Ağlayan Bebek Nasıl Sakinleştirilir? - Çocuklarda İnatçı Öksürük - Çocuklarda Boy Uzatmak - Fazla İştahlı Çocuklar - Bebeklerde Gaz Sancısı ve Kolik - Bebeklere Nasıl Masaj yapılır? |
|
Şişmanlık tedavisinde başarının sırrı nedir? İnsan sağlığı için en önemli risklerden biri olduğu kabul edilen obezite ne kadar yaygın? PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR Obeziteye farklı etkenler yol açabiliyor. Bunlardan biri cinsiyet; kadınlarda obezite riski daha yüksek. Şüphesiz kalıtımsal etkenlerin katkısı yadsınamaz. Ayrıca kullanılan bazı ilaçlar (hormonlar, depresyon ilaçları) ya da kişilerde bazı fizyolojik bozukluklar (tiroit yetmezliği, polikistik ovaryum sendromu), yaşam şekli (hareketsizlik, stres, alkol alışkanlığı), beslenme şekli (dengesiz beslenme, tek-yönlü beslenme, ayaküstü atıştırma) önemli etkenler. Çalışmalar ekonomik nedenlerin de obezite gelişiminde önemli bir etken olduğunu gösteriyor. Sağlıklı-dengeli beslenemediklerinden ekonomik geliri düşük seviyede olan topluluklarda obezite daha yüksek oranda gözlenmiş. KEBAPÇININ İLGİNÇ İLANI Geçenlerde bir arkadaşımdan gelen mesajın eki obeziteye farklı bir yaklaşımı sergiliyordu. Bir kebapçının bastırdığı ilanlarda obezite, düşmanların Türklerin gücünü zayıflatmak için uydurdukları bir oyun olarak niteleniyor. Bunlara kanmayın, bol bol kebap yiyerek güçlü olun mesajı veriliyordu. Herkes kendi açısından haklı, şüphesiz. Sigara içenler de, sigaranın kendilerine zararı olmadığını savunur; kanser olana kadar! Obezite konusunda görüşünüz ne olursa olsun, bu hastalık mutlaka önlenmesi ya da tedavi edilmesi gereken bir sorun. Başarılı bir tedavi ise üç doğruya bağlı: Nedenlerinin doğru tespit edilmesi; doğru tedavi yöntemlerinin seçilmesi ve doğru bir şekilde uygulanması. Tedavi seçenekleri değerlendirilirken soruna “kalıcı bir çözüm” getirmesi önemli. Daha da önemlisi, uygulanan tedavinin vücutta geçici ya da kalıcı hasara yol açmaması. Bazılarımız, belki de en basit ve ucuz çözümün; “Buzdolabına kilit vurmak” olduğunu düşünüyor olabilir. Bu yöntemin insan sağlığı için yaratabileceği riskler artık çok iyi biliniyor. Bu nedenle günümüzün tedavi yaklaşımları içerisinde bu tip uygulamaların bir yeri yok. İlaç tedavisi ise geçen hafta da bahsettiğimiz gibi önemli riskler taşıyor. Herhangi bir yardımcı destek olmadan tek başına egzersiz, spor ya da dengeli beslenme programlarının uygulanması ile sağlanabilecek başarı ise uzun bir süreç alabileceğinden, kişilerin ‘sabırları’ ile sınırlı. Doğru yaklaşım, şu matematik denklemini doğru uygulamanıza bağlı; harcadığınız enerji, aldığınız enerjiden fazla olmalı. Bu uygulamanın üç anahtarı: Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve doğal ilaç destekleri. Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA |
|
Türk kadınlarının çoğu, bölgesel kilo problemlerinden dert yanıyor. Göbek bölgesinde yağlanma olanların imdadına limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağı ile hazırlanan özel karışım yetişiyor.
Karın çevremde çok fazla yağlanma var. Yemeğime dikkat etmeye çalışıyorum. Ayrıca karın hareketleri de yapıyorum ama işe yaramıyor. Bana nasıl bir formül önerirsiniz. G.D. Suna DUMANKAYA: Her gün düzenli spor yapın. Hatta mümkünse bir spor hocasından yardım alın. Ayrıca birer çorba kaşığı limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağını karıştırıp; sorunlu bölgeye dairesel hareketlerle sürerek masaj yapın.Ağızdaki aftlar için : CİVANPERÇEMİ Ağzınızda çıkan yara ve aftlar için ne yapılabilir?
Öncelikle başka bir rahatsızlığın habercisi olabileceği değerlendirilmeli ve bir uzmana görünülmelidir.
Eğer ağızdaki yaralar aft ise; 25 gram civamperçemi bir litre kaynar suyun içinde 30 dakika boyunca çay gibi demlenmeli. Gün boyu bu çay içilmeli. Gece yatmadan önce bir gazlı bezi sumak tozuna batırıp, aft olan bölgeye sürülmeli. Burnunuzdaki siyah noktaları kil maskesi uygulayak yok edin. Burnumun üzerindeki siyah noktalardan ne yaparsam yapayım kurtulamıyorum. N.K.
Suna DUMANKAYA :
Burnunuzdaki siyah noktalar cilt tipinizin yağlıya dönük olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, haftada bir kez peeling yapmalısınız. Ayrıca; birer çorba kaşığı yulaf unu, kil, su ve kremi karıştırıp cildinize sürün. Beş dakika sonrada ovarak çıkartın. Ayda bir, cildinizi bir uzmana temizletmeyi de deneyebilirsiniz.
Kepek Problemini Zeytinyağı ile Çözün
Saçlarım sürekli yağlanıyor ve kepek problemim geçmek bilmiyor. Birkaç haftadır da saç derimde şiddetli kaşıntı ve kabuklanma oluyor. Bu sorunun üstesinden gelebilmek için neler yapabilirim. R.T.
Suna DUMANKAYA : Öcelikle bir uzmana görünmenizde fayda var. Evde uygulayabileceğiniz formül ise şöyle; Haftada bir gün, iki çorba kaşığı zeytinyağı, bir çorba kaşığı Hint Yağı, bir çorba kaşığı elma sirkesi, birçay kaşığı tuz ve bir çay kaşığı alkolü karıştırın. Bu karışımı, saç diplerinize boya sürer gibi sürün. Naylon sarıp iki saat bekletin. Ardından da, içine bir tutam kekik eklenmiş 250 gram suyla yıkayın.
Sarkan yanakların ilacı!
Estetik operasyona fırsat vermeden, doğal yöntemle bunun önüne geçin! Kadınların ilerleyen yaşlarda en büyük sorunlarından biri de yanaklarının sarkması. Estetik operasyon geçirmeden bu sorun nasıl çözülür?
Yanaklarım sarkmaya başladı. Estetik operasyonlara kendimi bildim bileli karşıyım. Yanaklarımın doğal bir yöntemle toparlanmasını istiyorum. Bana bu konuda yardımcı olabilirmisiniz? N.D.
Suna DUMANKAYA : Bir tatlı kaşığı yaşmaya, bir çay kaşığı taze sıkılmış ayva suyu ve bir çay kaşığı balı karıştırıp yüzünüze sürün. Yaklaşık 20 dakika boyunca bekletin. Yanaklarınız iyice gerildikten sonra yüzünüzü yıkayın. Ardından da yüzünüze cilt tipinize uygun bir nemlendirici kremsürün. Bu formülü haftada iki kez uygulamanız gerekiyor.
Doğum Çatlaklarının İlacı KAKAO Yağında Saklı
Bacaklarımda ve karın bölgemde, doğum sonrası derin çatlaklar oluştu. Bu durum artık psikolojimi bozmaya başladı. Ne yapmalıyım? Ö.C.
Suna DUMANKAYA : İlk olarak yeni çatlakların oluşmasını engellemeli ve derinizin toparlanmasını sağlamalısınız. İşe kese yaparak başlayın. Keseden sonra 20'şer gram kakao yağı, badem yağı, kayısı yağı ve gliserine; 10'ar gram keten yağı, saf zeytinyağı, çörek otu yağı ve kantaron yağını ekleyin.
Bu karışımı sorunlu bölgelerinize sürün. Boynunuzun gençliğini greyfurtla koruyun.
Henüz 28 yaşındayım ama daha şimdiden boynumda ince çizgiler ve kırışıklıklar oluştu. Bunları nasıl yok edebilirim? R.B.
Suna DUMANKAYA : Probleminizi çözmek için eşit miktarda limon ve greyfurt suyuna batırılmış bir pamukla boyun bölgenize kompres uygulayın. Bu karışımı yarım saat boynunuzda bekletip silin. Ayrıca, boynunuza arada buğday özü yağı ile masaj yapmayı da ihmal etmeyin.
Suna DUMANKAYA Sorular için : suna@sunadumankaya.com.tr Son Yazılar : * Komili Zeytinyağı Kürleri * Çillerden Barbunya ile Kurtulun * Dökülen Saçlara Ekmek ile Bakım * S.Dumankaya İkballe Şifalı Yemekler * Kalçalarınızı Papatya İle Eritin * Pratik Formüller * Şifalı Formüller * Bronşit için Doğal Kür * Suna Dumankaya Mucize İksirleri * S.Dumankaya'dan Doğal İksirler 2 * S.Dumankaya'dan Doğal İksirler * Sivilce İzlerinden Kurtulmak İçin * Suna Dumankaya Muzlu Saç Maskesi * Ten Renginizi Üzüm Çekirdeği ile Açın * Ayak Mantarına Karşı Doğal Tedavi * Yağlarınızdan Kurtulmak İçin * Vitiligo Tedavisi * Saç Beyazlamasını Durduran Formül (Tüm Kürler) |
|
İkinci kez bebeğe sahip olamama durumu toplumumuzda ne sıklıkta görülmekte? Bu genellikle çok göz ardı edilen önemli bir konudur. Aslında ikinci kez bebek sahibi olamayanların oranı, ilk kez bebek sahibi olamayanlardan daha fazladır. Yani ilk kez bebek sahibi olamayanların oranı %15 iken, ikinci kez bebek sahibi olamayanların oranı % 20-30’lara varmaktadır. Genellikle çiftler nasılsa ilk bebeğe sahip olduk diyerek ikinci bebek için endişelenmiyor ve çeşitli korunma yöntemlerine başvurarak bebek sahibi olmayı geciktiriyor. Burada önemli bir nokta, aslında bu geciktirme ile birlikte annenin de yaşı ilerliyor. Bu da demektir ki, yumurta rezervi de yaşa paralel olarak değişkenlik gösteriyor. Cinsel yaşamdaki azalma, doğal olarak çocuk sahibi olma şansını da azaltıyor. Normal, korunmasız bir yıllık ilişki derken haftada ortalama 3 kez ilişki kurmaktan söz ediyoruz. Ancak geçen yıllarda, iş ve yaşam yorgunluğu her şekli ile çiftleri olumsuz etkiliyor. En önemli konu, ilk kez bebeğe sahip olma şartında da üzerinde durduğumuz gibi kadının yaşıdır. Yaşa bağlı olarak kadının yumurtası ve hepsinden de önemlisi yumurta kalitesi gebelik şansı ile doğrudan ilintili bir ortam oluşturur. O sebeple çiftler, ilk yada ikinci çocuk planlarını yaparken, mutlaka annenin yaşını dikkate almalıdırlar. Eğer bir kadın ilk bebeğe sahip olup, ikinci bebeği istediğinde buna sahip olamıyorsa, her zaman başvurduğumuz gibi eşinin sperm sayısına bakmakta fayda görüyoruz. Teşhis sırasında, özellikle kadının hormonlarına bakarak, yumurta kapasitesini saptamak önemlidir. Buradaki en önemli konu kadının yumurta rezervini dikkatlice incelemektir. Sıkça gördüğümüz farklı bir durum da tüplerdeki tıkanıklıktır. Bu sebeple rahim filmi büyük önem taşıyor. Eğer bir kadın, ilk bebeğini sezaryanla yapmışa yada bir ameliyat geçirmişse mutlak o kadının tüplerine bakılması gerekmektedir. Tedavi sürecinde; kadının muayenesini yapıyoruz, hormonlarına bakıyoruz, rahim filmini çekiyoruz ve erkeği de incelemeye alıp sperm testini yapıyoruz yani ana saptamalarımızı oluşturuyoruz. İkinci bebeğine gebe kalamayan bu kadınlarda önemli bir unsur, bu sürede gecikmiş yaş olarak karşımıza çıkıyor. Açıkça belirtmeliyiz ki, kadın yaşının 35’in altında olması ile üzerinde olması arasında ciddi farklılıklar var. Bu dönemde kadının doğurganlık kapasitesi azaldığından, tedavi sürecimizi hızlandırmamız gerekiyor. Şayet çiftler bu sıkıntıdan önemli ölçüde etkileniyorsa, mutlak olarak bir uzmandan destek almakta fayda var. Bizlerin genel olarak gözlemi, çiftler tek çocukla kalmayı tercih etseler de ikinci bebeği, çoğunlukla çiftlerin ilk çocuğu istemektedir. Bu sebeple çiftler, çocuklarının ciddi kardeş isteme baskısı ile bir çocuk daha edinme telaşına düşüyorlar. Bunu sadece, kadının yumurtalık kapasitesi tamamı ile sona ermişse söylemek mümkündür. Bu durumda bile, ki bu tür hastalarımız var, kadın hiç umulmadık zamanda sağlıklı yumurta verebildiğinden, kadının yumurta takibinin hekim gözetiminde ve sistemli olarak yapılması, umutsuzluğa kapılmaması gerekmektedir. Yani tamamı ile pes etmeden önce kadını, adetlerinin ikinci ya da üçüncü gününde ultrasonla takip etmek gerekir. Çünkü bazı aylar kadın, hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar kaliteli yumurtayı verebiliyor. Bu şekilde tedavi ettiğimiz ve hamile bıraktığımız hastalarımız çok sayıda mevcut. Bu konuda Dünya Sağlık Teşkilatı’nın önerdiği, iki doğum arasının yaklaşık, 1.5 yıl olmasıdır. Çiftlere sağlıklı bir gebelik ve ruh sağlığı dingin bir anne-baba olmak için bu zaman aralığını, hekim olarak önermekteyiz. Maalesef hayır. Devlet bir çocuğu sahip olana hiçbir şekilde infertilite tedavi desteği vermemektedir. Bugün Türkiye’de, Avrupa ve Amerika standartlarında çalışan son derece başarılı tedavi merkezleri var. Çiftlerin merkez seçerken; bu kurumların güvenilir, gebelik başarıları yüksek, konusunda uzmanlaşmış hekim ve ekiplerle çalışan merkezler olmasına dikkat etmeleri gerekmektedir. Merkezdeki işin uzmanı hekimler ve yine merkezin başarısı bu seçimde önemlidir. Çünkü bu tedavideki son basamak başarılı bir tüp bebek merkezidir.
|
|
Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye giren sağlıklı karı-kocaların bile 1 yıl içinde çocuk sahibi olma şansı yüzde 70-75 civarında. Eğer yeni evliyseniz ve 4-5 aydır çocuğunuz olmuyorsa telaşlanmayın, bir yıl sonra doktora gidin. 5 aydır ilaç kullanmıyorum ama hamile kalamadım. 22 yaşında, 1.5 yıldır evli bir kadınım. Evliliğimin ilk ayında doğum kontrol hapı kullandım. 6-7 ay sonra hapları düzenli kullanmadığım için hamile kaldım. 2.5 ay sonra da düşük yaptım. Doğum kontrol haplarını 4 ay daha kullanıp bıraktım. 5 aydır ilaç kullanmıyorum ama hamile kalamadım. Doktora gittiğimde smear testi yapıldı, rahim ağzında kızarıklık ve iltihap olduğu söylendi. Eşime de, bana da ilaç verildi. Adet dönemine 1 hafta kala siyah renkli akıntım oluyor. Bütün bunlar çocuğumun olmasına engel mi? CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY Tüylenme için tetkik yaptırdım, prolaktin çok mu yüksek? Tüylenme şikayeti sebebiyle hormon tetkikleri yaptırdım ve prolaktin hormonu 31,90 değerinde çıktı. Bu değer çok mu yüksek? Memelerden süt gelme veya adet düzensizliği gibi şikayetlerim yok. Ne yapmalıyım, tedavisi zor mu? CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY Yumurtalığımdaki sancı yüzünden yürümekte zorlanıyorum. 30 yaşındayım, sol yumurtalığımda zaman zaman sancı hissediyorum. Bu yüzden yürümekte zorlandığım bile oluyor. Ancak ağrı kesici içtiğimde sorun ortadan kalkıyor. Acaba bu ciddi bir sorun yaratır mı? Ya da ağrı kesiciyle geçtiği için sıkıntı yaratmaz mı? CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY |
| REKLAM |
![]() |
| REKLAM |
|
SAĞLIK KÖŞESİ |
| OKUNASI |