Ana Sayfa
İletişim'e Tıkla
Orjinal Lida

Lida ile 15 Günde 5 Kilo verin!
Orjinal Zayıflama Hapı Lida ile yaz tatilinize incecik ve mutlu bir şekilde giderek sevenlerinizi şaşırtın!
Orjinal Lida Yetkili Ürün Bayii



REKLAM
REKLAM
Reklam
Son Fotoğraflar
SİVİLCE DEYİP GEÇME
Özel Arama


Çocuklarda Orta Kulak İltihabına Dikkat!

Çocuklarda orta kulak iltihaplarının tamamı tedavi edilebilir. KBB, Baş ve Boyun Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay "Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra en sık görülen hastalık orta kulak iltihabıdır" diyor.

ÇOCUKLARDA ORTA KULAK İLTİHABI
Özellikle boğaz enfeksiyonları ve sinüzit tedavisinin yetersiz olması sonucunda, östaki borusu vasıtasıyla enfeksiyon etkeni bakteriler, orta kulağa yolculuk yaparak Otit Media'ya (orta kulak iltihabına) neden olurlar. Yetişkinlere nazaran çocuklarda Otit Media'nın sık görülmesinin temel nedeni tamamıyla anatomiktir. Östaki borusu çocuklarda yatay durumdadır. Bu yüzden boğaz enfeksiyonuna neden olan bakteriler rahatlıkla orta kulağa yerleşirler. Çocukta yaş ilerledikçe östaki borusu dikey pozisyona geçer ve orta kulak iltihaplarının sıklığı giderek azalır.

Bazı çocuklarda Otit Media'ya yakalanma sıklığı çok yüksektir. Her yıl 2-3 kez Otit Media atakları geçirirler. Burada önemli olan teşhisin zamanında yapılıp, tedavinin de buna göre planlanmasıdır. Aksi takdirde bu çocuklar, geleceğin yetişkini kronik kulak hastası olarak toplumda yer edinirler.

KBB, Baş ve Boyun Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay orta kulak iltihabının nasıl oluştuğu ve tedavi şekli hakkında bilgi verdi.

Orta kulak iltihabı nasıl oluşur? - Orta kulak iltihapları sonucunda orta kulağında ağrı veya akıntı şikayeti ile gelen her çocuk, kulak mikroskobu ile ileri değerlendirmeye alınarak tedavi düzenlenir. Bir kulakta biriken, akan iltihabi sıvıların bir aspiratörle alarak uzaklaştırılması, kulağın ıslak bırakılmaması tedavinin en önemli noktasıdır. Bundan sonra çocuğun uygun antibiyotiği alarak, bazen kısa süreli bazen de uzun süreli kontrolü çok önemlidir. Birden fazla kutu antibiyotik alımının aileyi huzursuz ettiği, "bu kadar çok antibiyotik gerekir mi?" sorusunu sordurttuğu sık görülür. Bunların tedavi bitimine kadar alınması gerektiği aileye anlatılarak tedavi sürdürülmelidir.

Çocuklarda orta kulak iltihaplarının tamamı tedavi edilebilir ve gelecekte işitme ameliyatına gerek kalmaksızın tedavi programı tamamlanabilir. Sıklıkla tekrar eder fakat yaş ilerledikçe bu tekrarların sayısı azalır. Orta kulak iltihaplarını her anne-baba ciddiye almalı, kontrol ve tedavileri aksatmamalı ve Kulak Burun Boğaz hekimiyle ilişkilerini koparmamaları gerekir. Gelecekte iyi işiten yetişkinler, çocuklukta tedavisi yapılan bireylerdir...

Çocuklarda orta kulak iltihabı için nasıl bir cerrahi yöntem uygulanır? KBB Uzmanı Op. Dr. Atilla Şengör

Çocuklarda hangi orta kulak iltihabı türlerine rastlanır? KBB Uzmanı Op. Dr. Atilla Şengör



- Ağlayan Bebek Nasıl Sakinleştirilir? 
- Çocuklarda İnatçı Öksürük 
- Çocuklarda Boy Uzatmak 
- Fazla İştahlı Çocuklar 
- Bebeklerde Gaz Sancısı ve Kolik 
- Bebeklere Nasıl Masaj yapılır?

Şişmanlık tedavisinde başarının sırrı nedir?  

İnsan sağlığı için en önemli risklerden biri olduğu kabul edilen obezite ne kadar yaygın?

Yayımlanan bilimsel saha çalışmalarının sonuçları gerçekten insanı endişeye düşürüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayanların yüzde 31’i obez ve yüzde 34’ü aşırı kilolu. Yani bu ülke halkının yüzde 65’i obezitenin yol açabileceği sağlık riskleri ile karşı karşıya. Ülkemizdeki durumu belirlemek üzere planlanan 12 yıl süreli bir bilimsel çalışmanın sonuçları iki hafta önceki gazetelerde yer aldı. Türkiye’de yaşayanların yüzde 52’sinin obez, yüzde 34.4’ünün aşırı kilolu olduğunu, yani sadece yüzde 13.6 gibi ufak bir kısmının normal kilolu ya da zayıf olduğu bildiriliyordu. Obezlerin alt grupları incelendiğinde ise kadınların yüzde 65’i ve erkekleri yüzde 35’i obez. Yani kadınlar arasında obezite çok daha yaygın. Ülkemizdeki sonuçların bu kadar korkutucu boyutlarda olması sanırım henüz ham veriler olmasından kaynaklanıyor. Bilimsel ayrıntılı sonuçlar yayımlandığında bu değerlerin yüzde 25-30 gibi daha gerçekçi seviyelere düşebileceğini tahmin ediyorum.

PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR

Obeziteye farklı etkenler yol açabiliyor. Bunlardan biri cinsiyet; kadınlarda obezite riski daha yüksek. Şüphesiz kalıtımsal etkenlerin katkısı yadsınamaz. Ayrıca kullanılan bazı ilaçlar (hormonlar, depresyon ilaçları) ya da kişilerde bazı fizyolojik bozukluklar (tiroit yetmezliği, polikistik ovaryum sendromu), yaşam şekli (hareketsizlik, stres, alkol alışkanlığı), beslenme şekli (dengesiz beslenme, tek-yönlü beslenme, ayaküstü atıştırma) önemli etkenler.  Çalışmalar ekonomik nedenlerin de obezite gelişiminde önemli bir etken olduğunu gösteriyor. Sağlıklı-dengeli beslenemediklerinden ekonomik geliri düşük seviyede olan topluluklarda obezite daha yüksek oranda gözlenmiş.

KEBAPÇININ İLGİNÇ İLANI

Geçenlerde bir arkadaşımdan gelen mesajın eki obeziteye farklı bir yaklaşımı sergiliyordu. Bir kebapçının bastırdığı ilanlarda obezite, düşmanların Türklerin gücünü zayıflatmak için uydurdukları bir oyun olarak niteleniyor. Bunlara kanmayın, bol bol kebap yiyerek güçlü olun mesajı veriliyordu. Herkes kendi açısından haklı, şüphesiz. Sigara içenler de, sigaranın kendilerine zararı olmadığını savunur; kanser olana kadar!

Obezite konusunda görüşünüz ne olursa olsun, bu hastalık mutlaka önlenmesi ya da  tedavi edilmesi gereken bir sorun. Başarılı bir tedavi ise üç doğruya bağlı: Nedenlerinin doğru tespit edilmesi; doğru tedavi yöntemlerinin seçilmesi ve doğru bir şekilde uygulanması. Tedavi seçenekleri değerlendirilirken soruna “kalıcı bir çözüm” getirmesi önemli. Daha da önemlisi, uygulanan tedavinin vücutta geçici ya da kalıcı hasara yol açmaması.

Bazılarımız, belki de en basit ve ucuz çözümün; “Buzdolabına kilit vurmak” olduğunu düşünüyor olabilir. Bu yöntemin insan sağlığı için yaratabileceği riskler artık çok iyi biliniyor. Bu nedenle günümüzün tedavi yaklaşımları içerisinde bu tip uygulamaların bir yeri yok. İlaç tedavisi ise geçen hafta da bahsettiğimiz gibi önemli riskler taşıyor. Herhangi bir yardımcı destek olmadan tek başına egzersiz, spor ya da dengeli beslenme programlarının uygulanması ile sağlanabilecek başarı ise uzun bir süreç alabileceğinden, kişilerin ‘sabırları’ ile sınırlı. Doğru yaklaşım, şu matematik denklemini doğru uygulamanıza bağlı; harcadığınız enerji, aldığınız enerjiden fazla olmalı. Bu uygulamanın üç anahtarı: Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve doğal ilaç destekleri.

Prof.Dr. Erdem YEŞİLADA

Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA
Sorularınız İçin : eyesilada@yeditepe.edu.tr 

* Yağlanmayı Önlemek
* Zayıflama Haplarıyla Gelen Ölümler
* Resveratrol Nedir?
* Zencefil Kökü Güvenilir mi?
* Sarımsağın Antioksidan Etkisi
* Güneş Yanıklarına Lavanta ve Papatya
* Yeşil Çay için Prostat'dan Kurtulun
* Limonata'nın Önemi
* Brokoli Nasıl Tüketilmeli?
* Kırmızı Biber Kilo Verdirir mi?
* Ceviz Kolestrolü Düşürür mü?
* İnatçı Öksürüğe Bitkisel Çözümler
* Şeker Hastalığına Karşı Bitkisel Öneriler
* Yüksek Kolestrol ve Şekere Karşı Pırasa

Türk kadınlarının çoğu, bölgesel kilo problemlerinden dert yanıyor. Göbek bölgesinde yağlanma olanların imdadına limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağı ile hazırlanan özel karışım yetişiyor.

Karın çevremde çok fazla yağlanma var. Yemeğime dikkat etmeye çalışıyorum. Ayrıca karın hareketleri de yapıyorum ama işe yaramıyor. Bana nasıl bir formül önerirsiniz. G.D.
Suna DUMANKAYA: Her gün düzenli spor yapın. Hatta mümkünse bir spor hocasından yardım alın. Ayrıca birer çorba kaşığı limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağını karıştırıp; sorunlu bölgeye dairesel hareketlerle sürerek masaj yapın.

Ağızdaki aftlar için : CİVANPERÇEMİ
Ağzınızda çıkan yara ve aftlar için ne yapılabilir?
Öncelikle başka bir rahatsızlığın habercisi olabileceği değerlendirilmeli ve bir uzmana görünülmelidir.
Eğer ağızdaki yaralar aft ise;

25 gram civamperçemi bir litre kaynar suyun içinde 30 dakika boyunca çay gibi demlenmeli. Gün boyu bu çay içilmeli. Gece yatmadan önce bir gazlı bezi sumak tozuna batırıp, aft olan bölgeye sürülmeli.


Siyah Nokta MaskesiBurnunuzdaki siyah noktaları kil maskesi uygulayak yok edin.
Burnumun üzerindeki siyah noktalardan ne yaparsam yapayım kurtulamıyorum. N.K.
Suna DUMANKAYA :

Burnunuzdaki siyah noktalar cilt tipinizin yağlıya dönük olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, haftada bir kez peeling yapmalısınız. Ayrıca; birer çorba kaşığı yulaf unu, kil, su ve kremi karıştırıp cildinize sürün. Beş dakika sonrada ovarak çıkartın. Ayda bir, cildinizi bir uzmana temizletmeyi de deneyebilirsiniz.

Kepek Problemini Zeytinyağı ile Çözün

Saçlarım sürekli yağlanıyor ve kepek problemim geçmek bilmiyor. Birkaç haftadır da saç derimde şiddetli kaşıntı ve kabuklanma oluyor. Bu sorunun üstesinden gelebilmek için neler yapabilirim. R.T.

Suna DUMANKAYA : Öcelikle bir uzmana görünmenizde fayda var. Evde uygulayabileceğiniz formül ise şöyle; Haftada bir gün, iki çorba kaşığı zeytinyağı, bir çorba kaşığı Hint Yağı, bir çorba kaşığı elma sirkesi, birçay kaşığı tuz ve bir çay kaşığı alkolü karıştırın. Bu karışımı, saç diplerinize boya sürer gibi sürün. Naylon sarıp iki saat bekletin. Ardından da, içine bir tutam kekik eklenmiş 250 gram suyla yıkayın.

Sarkan yanakların ilacı!

Estetik operasyona fırsat vermeden, doğal yöntemle bunun önüne geçin!
Kadınların ilerleyen yaşlarda en büyük sorunlarından biri de yanaklarının sarkması. Estetik operasyon geçirmeden bu sorun nasıl çözülür?

Yanaklarım sarkmaya başladı. Estetik operasyonlara kendimi bildim bileli karşıyım. Yanaklarımın doğal bir yöntemle toparlanmasını istiyorum. Bana bu konuda yardımcı olabilirmisiniz? N.D.

Suna DUMANKAYA : Bir tatlı kaşığı yaşmaya, bir çay kaşığı taze sıkılmış ayva suyu ve bir çay kaşığı balı karıştırıp yüzünüze sürün. Yaklaşık 20 dakika boyunca bekletin. Yanaklarınız iyice gerildikten sonra yüzünüzü yıkayın. Ardından da yüzünüze cilt tipinize uygun bir nemlendirici kremsürün. Bu formülü haftada iki kez uygulamanız gerekiyor.

Doğum Çatlaklarının İlacı KAKAO Yağında Saklı

Bacaklarımda ve karın bölgemde, doğum sonrası derin çatlaklar oluştu. Bu durum artık psikolojimi bozmaya başladı. Ne yapmalıyım? Ö.C.

Suna DUMANKAYA : İlk olarak yeni çatlakların oluşmasını engellemeli ve derinizin toparlanmasını sağlamalısınız. İşe kese yaparak başlayın. Keseden sonra 20'şer gram kakao yağı, badem yağı, kayısı yağı ve gliserine; 10'ar gram keten yağı, saf zeytinyağı, çörek otu yağı ve kantaron yağını ekleyin.
Bu karışımı sorunlu bölgelerinize sürün.

Boynunuzun gençliğini  greyfurtla koruyun.

Henüz 28 yaşındayım ama daha şimdiden boynumda ince çizgiler ve kırışıklıklar oluştu. Bunları nasıl yok edebilirim? R.B.

Suna DUMANKAYA : Probleminizi çözmek için eşit miktarda limon ve greyfurt suyuna batırılmış bir pamukla boyun bölgenize kompres uygulayın. Bu karışımı yarım saat boynunuzda bekletip silin. Ayrıca, boynunuza arada buğday özü yağı ile masaj yapmayı da ihmal etmeyin.

Suna DUMANKAYASuna Dumankaya

İkinci kez bebeğe sahip olamama durumu toplumumuzda ne sıklıkta görülmekte?

Bu genellikle çok göz ardı edilen önemli bir konudur. Aslında ikinci kez bebek sahibi olamayanların oranı, ilk kez bebek sahibi olamayanlardan daha fazladır. Yani ilk kez bebek sahibi olamayanların oranı %15 iken, ikinci kez bebek sahibi olamayanların oranı % 20-30’lara varmaktadır. Genellikle çiftler nasılsa ilk bebeğe sahip olduk diyerek ikinci bebek için endişelenmiyor ve çeşitli korunma yöntemlerine başvurarak bebek sahibi olmayı geciktiriyor. Burada önemli bir nokta, aslında bu geciktirme ile birlikte annenin de yaşı ilerliyor. Bu da demektir ki, yumurta rezervi de yaşa paralel olarak değişkenlik gösteriyor.

Biz hekimler bebek sahibi olmak isteyen anne adayları için, 35 yaşın altındakilerde, 1 yıl sürede çocuk sahibi olamamasını infertilite yani kısırlık olarak değerlendiriyorsak, ikinci çocuk isteyen çiftler için de korunmayı bırakmış kadın 1 yılsonunda bir sonuç alamıyorsa, çiftleri işin uzmanı bir hekime başvurmaya davet ediyoruz.
 
Bu durumu hiç bebeğe sahip olamamış çiftlerle aynı olarak mı değerlendiriyorsunuz?

Genel olarak baktığımızda aynı sebeplerle karşı karşıya kalıyoruz. Yani ilk bebeğine bir türlü sahip olamayan çiftlerde; % 40 erkekte, %40 kadında sorun görüyoruz. Geri kalan % 20’yi de açıklamayan infertilite durumu olarak belirliyoruz. Toplumumuzda genel olarak kadına bağlı sebeplerle, çiftlerin bebek sahibi olamadıkları sanılmakta. Oysa ortalama olarak bakarsak, %35 erkeğe bağlı sebeplerle infertilite yani kısırlık baş göstermektedir. Erkekte sperm sayısının baştan beri az olduğu durumlarla ya da erkekteki sperm sayısının zamanla bozulduğu ortamlarla karşılaşıyoruz. Bu şartlarda da yine tesadüfen gebelik elde edilebiliyor. Ama ardından tekrar bir bebek beklentisi olduğunda, bu saydığımız nedenlerden dolayı kadın gebe kalmakta zorlanıyor. Bunun yanı sıra; kiloyla, yaşla, sigarayla, stresle bağlantı olarak da sperm sayısında ve üreme kapasitesinde ciddi düşüşler olabiliyor.
 
Özellikle doğum kontrol hapları kullanmış yada dikkatle korunmuş çiftlerde bu tür sorunlar yaşanıyor diyebilir miyiz? Gebeliğe engel diğer şartlar nelerdir?
Bunu söylemek doğru olmaz. Çünkü doğum kontrol hapları kullanılması son derece güvenli ilaçlar olup gebe kalmayı engellemezler. Doğum kontrol haplarını bıraktığınızda ilk ayda %70, ikinci ayda ise % 90-95 yumurtlama ihtimaliniz vardır. Tabi eğer kadının yumurta kapasitesi yerinde ise… Diğer yöntemlerde de durum aynıdır. Rahim içi araç kullanıldığında da bu araçlar steril şartlarda takılıp çıkarıldığında kadının gebe kalmasını engelleyici bir durum oluşmaz. Bunun dışında kadında var olan çeşitli sorunlar da gebe kalmayı geciktirebilir.
 
En sık rastladığımız durumlardan biri, endometriozisdir. Yani rahim içi dokusunun rahim dışında yer almasıdır. Endiometriozis ilerleyebilir. Yani yumurta kalitesini bozarak aynı zamanda tüpleri de tıkayarak gebeliğe engel şartlar oluşturabiliyor. Bunun yanı sıra; çeşitli dönemlerde geçirilmiş ameliyatlar sonrasında karın içi yapışıklıklar da tüplerin çalışmasına engel durumlar oluşturabilir. Ayrıca çeşitli enfeksiyonlar, vajinal yada cinsel yolla bulaşan mikroplar tüplere ulaşıp gebeliği engelleyebiliyor.

Rahim duvarından kaynaklanan miyomlar veya yumurtalıklardan kaynaklanan kistler de gebeliği engelleyici etkenler arasındadır. Sıkça görülen diğer nedenler içinde de kadının; tiroid hormonlarının bozulması, aşırı kilo alması, yumurtlamasının azalması, şeker hastası olması ve hormonal bozukluklarını sayabiliriz. Yani insanın da bir tür makine gibi zamanla bazı sistemlerinde arızalar oluşabiliyor.
 
Cinsel yaşamdaki sıklığın azalması ve kadının yaşı ikinci gebeliğe engel durum mudur?

Cinsel yaşamdaki azalma, doğal olarak çocuk sahibi olma şansını da azaltıyor. Normal, korunmasız bir yıllık ilişki derken haftada ortalama 3 kez ilişki kurmaktan söz ediyoruz. Ancak geçen yıllarda, iş ve yaşam yorgunluğu her şekli ile çiftleri olumsuz etkiliyor. En önemli konu, ilk kez bebeğe sahip olma şartında da üzerinde durduğumuz gibi kadının yaşıdır. Yaşa bağlı olarak kadının yumurtası ve hepsinden de önemlisi yumurta kalitesi gebelik şansı ile doğrudan ilintili bir ortam oluşturur. O sebeple çiftler, ilk yada ikinci çocuk planlarını yaparken, mutlaka annenin yaşını dikkate almalıdırlar.
 
Bu tür çiftlerde sorun sadece kadında mı oluyor? Erkekte de olumsuz durumlar ortaya çıkabiliyor mu?

Eğer bir kadın ilk bebeğe sahip olup, ikinci bebeği istediğinde buna sahip olamıyorsa, her zaman başvurduğumuz gibi eşinin sperm sayısına bakmakta fayda görüyoruz.
 
Kadındaki ne tür sorunlar ikinci gebeliğe engel oluyor?

Teşhis sırasında, özellikle kadının hormonlarına bakarak, yumurta kapasitesini saptamak önemlidir. Buradaki en önemli konu kadının yumurta rezervini dikkatlice incelemektir. Sıkça gördüğümüz farklı bir durum da tüplerdeki tıkanıklıktır. Bu sebeple rahim filmi büyük önem taşıyor. Eğer bir kadın, ilk bebeğini sezaryanla yapmışa yada bir ameliyat geçirmişse mutlak o kadının tüplerine bakılması gerekmektedir.

Tedavi süreci nedir? Tedavi sürecini etkileyen etkenler nelerdir?

Tedavi sürecinde; kadının muayenesini yapıyoruz, hormonlarına bakıyoruz, rahim filmini çekiyoruz ve erkeği de incelemeye alıp sperm testini yapıyoruz yani ana saptamalarımızı oluşturuyoruz. İkinci bebeğine gebe kalamayan bu kadınlarda önemli bir unsur, bu sürede gecikmiş yaş olarak karşımıza çıkıyor. Açıkça belirtmeliyiz ki, kadın yaşının 35’in altında olması ile üzerinde olması arasında ciddi farklılıklar var. Bu dönemde kadının doğurganlık kapasitesi azaldığından, tedavi sürecimizi hızlandırmamız gerekiyor.
 
Tedavi süresinde çiftlere psikolojik rehabilitasyon öneriyor musunuz?

Şayet çiftler bu sıkıntıdan önemli ölçüde etkileniyorsa, mutlak olarak bir uzmandan destek almakta fayda var. Bizlerin genel olarak gözlemi, çiftler tek çocukla kalmayı tercih etseler de ikinci bebeği, çoğunlukla çiftlerin ilk çocuğu istemektedir. Bu sebeple çiftler, çocuklarının ciddi kardeş isteme baskısı ile bir çocuk daha edinme telaşına düşüyorlar.
 
Tedavi sonrasında hiç çocuk sahibi olamayacağı belli olan çiftlere ne öneriyorsunuz?

Bunu sadece, kadının yumurtalık kapasitesi tamamı ile sona ermişse söylemek mümkündür. Bu durumda bile, ki bu tür hastalarımız var, kadın hiç umulmadık zamanda sağlıklı yumurta verebildiğinden, kadının yumurta takibinin hekim gözetiminde ve sistemli olarak yapılması, umutsuzluğa kapılmaması gerekmektedir. Yani tamamı ile pes etmeden önce kadını, adetlerinin ikinci ya da üçüncü gününde ultrasonla takip etmek gerekir. Çünkü bazı aylar kadın, hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar kaliteli yumurtayı verebiliyor. Bu şekilde tedavi ettiğimiz ve hamile bıraktığımız hastalarımız çok sayıda mevcut.
 
Tedavi sonrası ikinci bebeğine tedavi ile kavuşmuş ve üçüncü bebeği düşünen çiftlere ne öneriyorsunuz?

Bu konuda Dünya Sağlık Teşkilatı’nın önerdiği, iki doğum arasının yaklaşık, 1.5 yıl olmasıdır. Çiftlere sağlıklı bir gebelik ve ruh sağlığı dingin bir anne-baba olmak için bu zaman aralığını, hekim olarak önermekteyiz.
 
Bu tedavi devlet geri ödeme kapsamında mıdır?

Maalesef hayır. Devlet bir çocuğu sahip olana hiçbir şekilde infertilite tedavi desteği vermemektedir.
 
Çiftlere doğru tedavi merkezinin seçiminde neler öneriyorsunuz?

Bugün Türkiye’de, Avrupa ve Amerika standartlarında çalışan son derece başarılı tedavi merkezleri var. Çiftlerin merkez seçerken; bu kurumların güvenilir, gebelik başarıları yüksek, konusunda uzmanlaşmış hekim ve ekiplerle çalışan merkezler olmasına dikkat etmeleri gerekmektedir. Merkezdeki işin uzmanı hekimler ve yine merkezin başarısı bu seçimde önemlidir. Çünkü bu tedavideki son basamak başarılı bir tüp bebek merkezidir.

Op. Dr. Aytuğ KolankayaOp. Dr. Aytuğ Kolankaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

- Tüp Bebek Tedavisinde Başarı İçin 
- Tekrarlayan Düşük ve Nedenleri

Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye giren sağlıklı karı-kocaların bile 1 yıl içinde çocuk sahibi olma şansı yüzde 70-75 civarında. Eğer yeni evliyseniz ve 4-5 aydır çocuğunuz olmuyorsa telaşlanmayın, bir yıl sonra doktora gidin.

5 aydır ilaç kullanmıyorum ama hamile kalamadım.

22 yaşında, 1.5 yıldır evli bir kadınım. Evliliğimin ilk ayında doğum kontrol hapı kullandım. 6-7 ay sonra hapları düzenli kullanmadığım için hamile kaldım. 2.5 ay sonra da düşük yaptım. Doğum kontrol haplarını 4 ay daha kullanıp bıraktım. 5 aydır ilaç kullanmıyorum ama hamile kalamadım. Doktora gittiğimde smear testi yapıldı, rahim ağzında kızarıklık ve iltihap olduğu söylendi. Eşime de, bana da ilaç verildi. Adet dönemine 1 hafta kala siyah renkli akıntım oluyor. Bütün bunlar çocuğumun olmasına engel mi?

CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY
Doktorunuz size smear testi yapmış ve muhtemelen bir enfeksiyon (belki de mantar) saptamış ve kontrolde ilaçları tekrar kullanmanızı önermiş. Demek ki hastalık tam geçmemiş. Bence tedaviyi tamamlayın. Ayrıca 4-5 ay çocuk olmaması önemli değil. Sağlıklı karı-kocaların bile 1 yıl içinde ancak yüzde 70-75’i gebeliği sağlayabiliyor, telaş etmeyin. Adet öncesi lekelerin olması belki ufak bir hormonal bozukluğun işareti olabilir. Doktorunuza başvurursanız gerekli ilacı o da lüzumlu görürse verecektir.

Tüylenme için tetkik yaptırdım, prolaktin çok mu yüksek?

Tüylenme şikayeti sebebiyle hormon tetkikleri yaptırdım ve prolaktin hormonu 31,90 değerinde çıktı. Bu değer çok mu yüksek? Memelerden süt gelme veya adet düzensizliği gibi şikayetlerim yok. Ne yapmalıyım, tedavisi zor mu?

CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY
Prolaktin değeriniz çok yüksek değil. Aşırı tüylenmenin nedenlerini araştırırken yumurtalık, böbrek üstü bezi, tiroid hormonlarının incelenmesi gerekir. Ayrıca pek çok genç kadında görülen polikistik over için de mutlaka ultrason muayenesi yapılmalı. Bozukluğun yeri saptandıktan sonra tedavide ne yapılabilir ancak o zaman konuşulabilir. Tüylü olmak biraz da irsiyetle ilgili. Bunu da göz önüne alarak kadının değerlendirilmesi gerekir. Yani her tüylü kadında mutlaka bir hormonal bozukluk olması da gerekmez.

Yumurtalığımdaki sancı yüzünden yürümekte zorlanıyorum.

30 yaşındayım, sol yumurtalığımda zaman zaman sancı hissediyorum. Bu yüzden yürümekte zorlandığım bile oluyor. Ancak ağrı kesici içtiğimde sorun ortadan kalkıyor. Acaba bu ciddi bir sorun yaratır mı? Ya da ağrı kesiciyle geçtiği için sıkıntı yaratmaz mı?

CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY
Vücudun herhangi bir yerindeki ağrının ilaçlarla bir süreliğine geçmesi hiçbir anlam ifade etmez. Yumurtalıklarda ağrı yapabilecek pek çok şey olabilir: Kistler, tümörler, kistlerin kendi etrafında dönmesi sonucu ani ortaya çıkan ağrıyla kistlerin yırtılması, yumurtalıklar ve çevresinin iltihapları gibi daha pek çok neden ağrı yapabilir. 30 yaşındasınız, her kadın gibi hiçbir şikayetiniz olmasa bile yılda bir kez jinekolojik muayeneden geçmelisiniz. Bu şikayetler olduğu için mutlaka doktorunuza görünmenizi öneririm.


Prof.Dr. Derin KÖSEBAY
Derin KÖSEBAY
Sorularınız İçin : derin.kosebay@memorial.com.tr 

» Rahimde Küçülmeyen Kist
» Anne Olmak Hayal Değil
» Vajinal Akıntı Şikayetleri
» Korunmak Yumurtalıkları Tembelleştirir mi?
» Klamidya Nedir? Belirtileri Nelerdir?
» Doğum Kontrol Hapı Ne Kadar Kullanılmalı?
» Rahim Ağzı Kanser Aşısı
» Memeler Kontrol Edilmeli
» Doğum Şekli Nasıl Olmalı?
» Rahim Alınması Cinsel Hayatı Bitirmez
» Kürtaj Hamile Kalmayı Zorlaştırır.
» Her İlişkiden Sonra Kan Geliyor
» Kisti Aldırmadan Kurtulamazmıyım
» Serviks Kanseri
» Neden Gebe Kalamıyorum?
» Genç Kızlarda Adet Gecikmesi
» Kürtaj Sonrası Adet Sorunu
» Gebelik İöin Ne Kadar Süre Gerekli
» Menopozda Kanama Varsa
» Çikolasta Kisti için Ameliyar Şart
» Sarkom Tedavisi

Maşallah




REKLAM
Pepper Time
REKLAM
SAĞLIK KÖŞESİ

Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları
Online Doktor

OKUNASI
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2010 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web